delgado etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
delgado etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Kasım 2010 Pazar
ÇARŞI İÇİNDE BEŞİKTAŞ MAÇI ATMOSFERİ
Adetimizdir,Beşiktaş ne zaman Ankaraya gelse maça gitmek isteriz ve çoğu zaman da gideriz.Bu maçların hayatımızda büyük yan etkileri olur.Eğer maç Ankaragücü maçı ise, kavga çıkma korkusu ya da bilet bulamamamız yüzünden maçı Ankaragüçlüler içinde izlemenin verdiği dayanılmaz sinir,stres...Maç Gençlerbirliği ise, kale arkasına mı gidelim maratona mı?Neyse ki bu defa maraton Beşiktaş'a ayrılmadı da kale arkasına gideceğimiz kesinleşti.Bu defa da tüm Beşiktaşlıların kale arkasında olması dolayısıyla maçtan 2 saat önceden yüzlerce Beşiktaşlı sadece stadın bulunduğu 19 Mayıs Spor Kompleksi'ne girebilmek için toplanmışlar,Poliser sanki tek tek koyun sayarmışcasına Beşiktaşlıları sıraya koymuşlar.
Neyse...Maça yarım saat kala spor kompleksinin içine girdim,ben de sanıyorum burda sıraya girdik ya turnikeler boştur en azından takımı ısınırken 15 dakika izleyebilirim.Hak getire...Turnikelerde maçın başlamasına 15 dakika kala bile yüzlerce kuyruk vardı.Ve içeri alınan taraftarlar o kadar yavaş alınıyordu ki,arbede çıkmaması işten değildi.Güç bela,itiş kakış girdim stada,tribündeki yerimi aldım ve maç başladı.
Maçın ilk yarısında Çarşı'nın göbeğindeydim.Alen ,Harun ve diğer amigoların yanında.Onların yanında olduğum süre içinde maçı takip edemedim pek.Öyle ki penaltı atılacağını bildiğim halde top kaleye girdikten sonraki kareyi ancak hatırlıyorum.Marşlar ve bestelerle geçti ilk yarı...
Gücüne güç katmaya geldik,
Formanda ter olmaya geldik,
Beşiktaş seninle ölmeye geldik,
Beşiktaş....
İkinci yarı biraz da maç izleyebilmek adına daha sakin bir yere geçtim.İkinci yarı da bağırdım tabiki ama maçı da izleme imkanım oldu.Gol yemeyelim bu sefer de diye beklerken gol bulduk ve bu golü Hilbert'in atması da beni ayrı sevindirdi.Ekrem iyileştiğinde Holosko'dan kurtulacağımızın habercisi oldu bu ve son haftalardaki başarılı ve istikrarlı oyununa bir ödül olarak bu golü hak etti.Bir zamanlar Delgado'dan beklediğimiz patlama gibi Tabata'dan beklediğimiz de boşa gidiyor.Bir türlü büyük takımların oyuncusu olamadı.Delgado'dan kurtulduk,seneye de Tabata'dan kurtulmanın zamanıdır diyorum.Beşiktaş görüntüde çok iyi değildi ama zamana ihtiyacı var bu takımın.2 ,3 haftadan bahsetmiyorum,Schuster ve ilk geldiğindeki kafa yapısıyla birlikte 2 3 yıl.Bu takımdan gitmesi gereken, Tabata,Fink,Holosko,Yusuf,Nobre gibi oyuncuların yerine yapılacak yerinde transferler ile bu takım bir şey olur veya yine bizi 'fıtık' eder...Göreceğiz...
Etiketler:
ankaragücü,
Beşiktaş,
delgado,
fink,
gençlerbirliği,
hilbert,
tabata
19 Aralık 2009 Cumartesi
Futboldan baskete

İnterneti karıştırırken Totti ve De Rossi'nin Lottomatica Roma formasıyla basketbol oynarkenki fotoğraflarını gördüm. Tabi bu olay World Food Programme'ın açları doyurmak için yaptığı bi kampanyadan ama sonra aklıma ilk gelen şey, "ya bizim futbol takımından bir basketbol takımı çıkarmaya kalksak kimi nereye koyardık?" oldu.
Öncelikle guard olarak iki tecihimizden ilki Tello, diğer tercihimi ben İbrahim Kaş'tan yana kullanıyorum. En azından belki basketbol sarar da futbolu unutur. Sonra forvete futbolda ipe sapa gelmez ama yetenekli elemanımız Bahutan'ı koymak yararlı olur sanki. Ardından Ferrari'ye biraz hava değişikliği olsun diye onu forvete koyabiliriz. En sonunda ne oynayabilen, ne gönderilebilen Delgado'yu "belki bu çocuk basketbolda daha yeteneklidir" diyerek posta koyardım. Muhtemelen pek iş yapamayacağını düşündüğüm Delgado'nun yedeği olarak sanırım Deli İbo doğru tercih olur. Malum basketbolda yaş sınırı 40'a kadar dayanıyor. Ee bu adam oynadıkça öğreniyor da.. Bir iki sene sabretsek kıvama gelir sanki, Köybaşı'na da gün doğar..
Etiketler:
delgado,
ferrari,
ibrahim kaş,
ibrahim üzülmez,
rossi,
tello,
totti
26 Nisan 2009 Pazar
Şampiyonluğa 5 var...

Dün Sivas'ın rahat Trabzon galibiyeti, Beşiktaş'ın zorlu Eskişehir maçını daha bir önemli hale getirdi. Sezon sonuna yaklaşıldıkça ligin Sivas ve Beşiktaş cephesinin hata yapma lükslerinin olmadığı ortada. İşin Sivas cephesi bizi ilgilendirmiyor Biz Beşiktaş'a bakalım...
Mustafa Hoca'nın sahaya çıkarttığı kadroya baktığımızda getirebileceğimiz eleştiriler var. Bunlara kısa kısa değinelim. Defansımız sağda İ.Toraman, solda Ekrem, göbekte Zan ve Sivok'la başladı maça. Bizce doğru bir diziliş. Son haftalarda yükselen formuyla Zan bizi şaşırtsa da biz onun yerine Zapo tercihini kullanabilirdik ama bu Gökhan böyle oynadığı sürece de tek laf etmeyiz. Defansın bu dizilişi tam da bizim doğru kabul ettiğimiz bir diziliş. Ekrem'in solda İbrahim Üzülmez yerine tercihi de gelecek açısından doğrudur.
Defansın önünde oynayan Ernst ve Cisse(ya da Uğur) tercihleri de bizce doğru bir orta saha kurgusudur. Buraya kadar sorun yok. Gelelim orta saha kenarlarında dönüşümlü oynayan Tello ve Özkan'a. Eski maçlarına nazaran son haftalarda biraz durgunlaşan Tello geçmişine hürmeten bir yere hoş görülebilir. O Tello bugün oynanan Eskişehir maçında da pek de iyi olmamasına rağmen 67.dakikada Bobo'ya yaptığı asistle görevini yaptı diyelim. Peki bu Serdar Özkan denilen 3.sınıf topçu ne iş yapar.? Ne zaman yapar.?Genç Serdar ne zaman önce takım diyecek, kendine oynamayacak takıma katkı sağlayacak. Bu adamın saha içi torpili kimdir? Bu Serdar altyapıdan çıkmış,gençmiş,yetenekliymiş Eeee... Ne zaman sahaya yansıtacak bu özelliklerini... Sorsan kendini Messi sanır... Arda'yla kıyaslar... Hadi lan oradan... Bir futbolcu sakat olur, formsuz olur, anlarız...Sen hep kafadan sakat, sürekli formsuz, sıradan bir futbolcusun ve Beşiktaş'ta ne işi var böyle adamların.
Bu günkü maçta Holosko'ya partner olarak ileride görev yapan, daha çok forvet bölgesinde oynayan Delgado'da Serdar Özkan'ın Latin Amerika ayağı. Sadece kafa yapıları farklı. Delgado ne olup ne olmadığını biliyor. Bizim Serdar onu da bilmiyor zavallı. Kaptan Delgado Yusuf'un gelişinden sonra biraz kımıldasa da yeterince takıma faydası yok zararı çok. Ne zaman kaptan bir maç kurtaracakta biz göreceğiz. Ölme eşeğim ölme...
Bu günkü maçta takımda bildiğimiz anlamıyla tipik bir santrafor yoktu.Tamam Nobre sakat kadroda yok. Peki Bobo neden yedek.? Hoca'nın tercihi elbette sorgulanmalı. Rakibin oyun ve kadro yapısına göre çıkartılmış bir kadro gibi geldi bize. İkinci yarıda Sivok'un yerine giren Bobo ve 81.dakikada Tello'nun yerine giren Yusuf tercihleri elbette sorgulanmalı. Mustafa Hoca koca bir ilk yarıları neden boşa harcıyor ? Yusuf'un bu kadroda yer bulabilmesi için daha ne yapmalı.? İlk golü ikinci yarı giren Bobo'nun atması, ikinci golü bir kaç rakibini ipe dizer gibi geçen ve Holosko'ya al da at diyen ve maça yedek başlayan Yusuf tercihleri her zaman tutar mı Mustafa Hoca?
Mustafa Hoca'nın sahaya çıkarttığı kadroya baktığımızda getirebileceğimiz eleştiriler var. Bunlara kısa kısa değinelim. Defansımız sağda İ.Toraman, solda Ekrem, göbekte Zan ve Sivok'la başladı maça. Bizce doğru bir diziliş. Son haftalarda yükselen formuyla Zan bizi şaşırtsa da biz onun yerine Zapo tercihini kullanabilirdik ama bu Gökhan böyle oynadığı sürece de tek laf etmeyiz. Defansın bu dizilişi tam da bizim doğru kabul ettiğimiz bir diziliş. Ekrem'in solda İbrahim Üzülmez yerine tercihi de gelecek açısından doğrudur.
Defansın önünde oynayan Ernst ve Cisse(ya da Uğur) tercihleri de bizce doğru bir orta saha kurgusudur. Buraya kadar sorun yok. Gelelim orta saha kenarlarında dönüşümlü oynayan Tello ve Özkan'a. Eski maçlarına nazaran son haftalarda biraz durgunlaşan Tello geçmişine hürmeten bir yere hoş görülebilir. O Tello bugün oynanan Eskişehir maçında da pek de iyi olmamasına rağmen 67.dakikada Bobo'ya yaptığı asistle görevini yaptı diyelim. Peki bu Serdar Özkan denilen 3.sınıf topçu ne iş yapar.? Ne zaman yapar.?Genç Serdar ne zaman önce takım diyecek, kendine oynamayacak takıma katkı sağlayacak. Bu adamın saha içi torpili kimdir? Bu Serdar altyapıdan çıkmış,gençmiş,yetenekliymiş Eeee... Ne zaman sahaya yansıtacak bu özelliklerini... Sorsan kendini Messi sanır... Arda'yla kıyaslar... Hadi lan oradan... Bir futbolcu sakat olur, formsuz olur, anlarız...Sen hep kafadan sakat, sürekli formsuz, sıradan bir futbolcusun ve Beşiktaş'ta ne işi var böyle adamların.
Bu günkü maçta Holosko'ya partner olarak ileride görev yapan, daha çok forvet bölgesinde oynayan Delgado'da Serdar Özkan'ın Latin Amerika ayağı. Sadece kafa yapıları farklı. Delgado ne olup ne olmadığını biliyor. Bizim Serdar onu da bilmiyor zavallı. Kaptan Delgado Yusuf'un gelişinden sonra biraz kımıldasa da yeterince takıma faydası yok zararı çok. Ne zaman kaptan bir maç kurtaracakta biz göreceğiz. Ölme eşeğim ölme...
Bu günkü maçta takımda bildiğimiz anlamıyla tipik bir santrafor yoktu.Tamam Nobre sakat kadroda yok. Peki Bobo neden yedek.? Hoca'nın tercihi elbette sorgulanmalı. Rakibin oyun ve kadro yapısına göre çıkartılmış bir kadro gibi geldi bize. İkinci yarıda Sivok'un yerine giren Bobo ve 81.dakikada Tello'nun yerine giren Yusuf tercihleri elbette sorgulanmalı. Mustafa Hoca koca bir ilk yarıları neden boşa harcıyor ? Yusuf'un bu kadroda yer bulabilmesi için daha ne yapmalı.? İlk golü ikinci yarı giren Bobo'nun atması, ikinci golü bir kaç rakibini ipe dizer gibi geçen ve Holosko'ya al da at diyen ve maça yedek başlayan Yusuf tercihleri her zaman tutar mı Mustafa Hoca?
20 Nisan 2009 Pazartesi
Denizli'nin Delgado sevgisi...

Artık kanıksadık. Takım ne zaman iyi gitse rakip takım değil ama Mustafa Hoca'nın Delgado aşkı depreşiyor. Hayır Hoca Delgado'yu sevsin bir şey demiyoruz ama takım iyi giderken tekere çomak sokmasın yeter. Hatta çok seviyorsa halı saha maçlarında beraber oynasın. Yeter ki takımdan uzak tutsun Delgado'yu.
Sadece bir tek futbolcu değil takımın sorunu. Takım yener-yenilir, berabere kalır derdimiz bu değil. Ama 3 yıldır bu futbolcuya dayalı oyunun işlerliği ve geleceği yok, peki bu kadar ısrar niye ki? Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'lu bir takımın oynadığı oyunun günümüz endüstriyel futbolunda yeri var mıdır?
Takım savunmasına katkı yapmayan yapamayan bu kadar çok futbolcuyu bir arada oynatan bir teknik adamın kendisini sorgulaması gerekmiyor mu? Hayır Delgado'yu oynatınca takımın orta sahasında düşen direncin doğal olarak revizyona gidilmesi hamlesidir Cisse -Sivok değişimi. Orta sahada Cisse ya da Uğur'un Ernst'e partner olması gerekirken, Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'nun birlikte oynamasından dolayı Ernst''in partneri bir hafta Cisse oluyor diğer hafta Sivok.Mustafa Hoca ligin boyunun kısalmaya başlandığı bu haftalarda artık karar vermeli. Ya Delgado'suz şampiyon olacak, ya Delgado'lu şampiyonluk kaçacak. Olay bu kadar basit. Delgado gününde olacak da ( 3 yıldır bir elin parmaklarını geçmez bu durum) keyfi yerine gelecek de oynayacak da, kopardığımız bir maçta 3.4. golü atacak da takımın lideri ve kahramanı olacak. Bizde ona güvenip istikrar adına takımı ona endeksleyeceğiz. Vay anam vay yemede yanında yat.
Bugün Beşiktaş, Bursa'yı yenebilirdi, yenilebilirdi de.Maçın kırılma noktaları ise şunlardı:
34. dakikada Young ceza alanı içinden vurduğu şutu önce Rüştü çeldi top direkten geri geldi, dönen topu Volkan Şen kafayla boş kaleye gönderdi top yine direkten geri geldi Sivok topu dışarı vurdu. 44. dakikada İbrahim Toraman ikinci sarıdan kırmızı gördü ve takım10 kişi kaldı.Mustafa Hoca ikinci yarıya Tello'nun yerine Cisse'yle başladı. Maçın 46 .dakikasında Holosko kaleci İvankov'la karşı karşı'ya kaldığı pozisyonda topu kaleye vurmak yerine kaleciye takılarak olası bir golden etti Beşiktaşı.Maçın ilerleyen dakikalarında Mustafa Denizli, Delgado'nun yerine Yusuf, Holosko'nun yerine ise Serdar Özkan'ı aldı oyuna. Dakikalar 76'yı gösterdiğinde, deli İbo'nun soldan çıkarttığı nefis pası Ekrem ters tarafa vursa top gol olacak ama Ekrem kalecinin yattığı tarafa vurarak bir golden ediyor takımı. Son dakikada Bobo yine nefis yükseliyor ama kalecinin üstüne vuruyor topu.
Bizim pek tutmadığımız Gökhan Zan'ında maç boyu harika oynadığını belirtelim bu arada. Darısı Delgadoyla, Serdar Özkan'a diyelim.
Kısaca karşılıklı ataklarla geçen ve ayağımıza kadar gelen liderlik fırsatını bu defa kaçırdık. Sağlık olsun. Umarım Mustafa Hoca bu maçtan gerekli dersleri çıkartır.
Biz bazı dersleri çıkarttık. Sivok defans tandeminde oynamalı, Onun orta sahaya sürülmesi 1 kişi eksik ve verimsiz oynatıyor takımı. Delgado yerine en azından ilk 11'de mutlaka formda Yusuf sahada olmalı, Ernst'in partneri Uğur ya da Cisse olmalı. Maçın 73. dakikasında oyuna giren ve 3 dakika sonra yorulan, koşamayan, bitik Serdar Özkan maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar vasat oynamasına rağmen koşan Ernst'e bakıp biraz utanmalı... Hatta ülkemizi teğet geçen bu kriz ortamında Delgado'yla birlikte Serdar Özkan süresiz ve ücretsiz izne ayrılmalı. ibreti alem için...
Sadece bir tek futbolcu değil takımın sorunu. Takım yener-yenilir, berabere kalır derdimiz bu değil. Ama 3 yıldır bu futbolcuya dayalı oyunun işlerliği ve geleceği yok, peki bu kadar ısrar niye ki? Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'lu bir takımın oynadığı oyunun günümüz endüstriyel futbolunda yeri var mıdır?
Takım savunmasına katkı yapmayan yapamayan bu kadar çok futbolcuyu bir arada oynatan bir teknik adamın kendisini sorgulaması gerekmiyor mu? Hayır Delgado'yu oynatınca takımın orta sahasında düşen direncin doğal olarak revizyona gidilmesi hamlesidir Cisse -Sivok değişimi. Orta sahada Cisse ya da Uğur'un Ernst'e partner olması gerekirken, Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'nun birlikte oynamasından dolayı Ernst''in partneri bir hafta Cisse oluyor diğer hafta Sivok.Mustafa Hoca ligin boyunun kısalmaya başlandığı bu haftalarda artık karar vermeli. Ya Delgado'suz şampiyon olacak, ya Delgado'lu şampiyonluk kaçacak. Olay bu kadar basit. Delgado gününde olacak da ( 3 yıldır bir elin parmaklarını geçmez bu durum) keyfi yerine gelecek de oynayacak da, kopardığımız bir maçta 3.4. golü atacak da takımın lideri ve kahramanı olacak. Bizde ona güvenip istikrar adına takımı ona endeksleyeceğiz. Vay anam vay yemede yanında yat.
Bugün Beşiktaş, Bursa'yı yenebilirdi, yenilebilirdi de.Maçın kırılma noktaları ise şunlardı:
34. dakikada Young ceza alanı içinden vurduğu şutu önce Rüştü çeldi top direkten geri geldi, dönen topu Volkan Şen kafayla boş kaleye gönderdi top yine direkten geri geldi Sivok topu dışarı vurdu. 44. dakikada İbrahim Toraman ikinci sarıdan kırmızı gördü ve takım10 kişi kaldı.Mustafa Hoca ikinci yarıya Tello'nun yerine Cisse'yle başladı. Maçın 46 .dakikasında Holosko kaleci İvankov'la karşı karşı'ya kaldığı pozisyonda topu kaleye vurmak yerine kaleciye takılarak olası bir golden etti Beşiktaşı.Maçın ilerleyen dakikalarında Mustafa Denizli, Delgado'nun yerine Yusuf, Holosko'nun yerine ise Serdar Özkan'ı aldı oyuna. Dakikalar 76'yı gösterdiğinde, deli İbo'nun soldan çıkarttığı nefis pası Ekrem ters tarafa vursa top gol olacak ama Ekrem kalecinin yattığı tarafa vurarak bir golden ediyor takımı. Son dakikada Bobo yine nefis yükseliyor ama kalecinin üstüne vuruyor topu.
Bizim pek tutmadığımız Gökhan Zan'ında maç boyu harika oynadığını belirtelim bu arada. Darısı Delgadoyla, Serdar Özkan'a diyelim.
Kısaca karşılıklı ataklarla geçen ve ayağımıza kadar gelen liderlik fırsatını bu defa kaçırdık. Sağlık olsun. Umarım Mustafa Hoca bu maçtan gerekli dersleri çıkartır.
Biz bazı dersleri çıkarttık. Sivok defans tandeminde oynamalı, Onun orta sahaya sürülmesi 1 kişi eksik ve verimsiz oynatıyor takımı. Delgado yerine en azından ilk 11'de mutlaka formda Yusuf sahada olmalı, Ernst'in partneri Uğur ya da Cisse olmalı. Maçın 73. dakikasında oyuna giren ve 3 dakika sonra yorulan, koşamayan, bitik Serdar Özkan maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar vasat oynamasına rağmen koşan Ernst'e bakıp biraz utanmalı... Hatta ülkemizi teğet geçen bu kriz ortamında Delgado'yla birlikte Serdar Özkan süresiz ve ücretsiz izne ayrılmalı. ibreti alem için...
Etiketler:
Beşiktaş,
bjk,
delgado,
ernst,
mustafa denizli,
serdar özkan
22 Mart 2009 Pazar
Nobre Oynamaz Mı Hoca Deli Misin Sen?

Fenerbahçe,Trabzon ve Galatasaray'ın yenildiği,Beşiktaş-Sivas maçının beraberlikle sonuçlandığı ve kaliteli maçların geçtiği bir haftayı geride bıraktık.
Ligde kümede kalma mücadelesi en az şampiyonluk mücadelesi kadar zevkli geçmekte.Koceaeli oynuyor ve kazanıyor .İBB kazandı.Ankaragücü,Hacettepe kaybetti.Ligin dibinde kimin kalacağı gerçekten muamma.Gönlüm, Hacettepe,Ankaragücü ve İBB'nin düşmesinden yana.Bekleyip göreceğiz.
Gelelim haftanın en önemli maçına:Sivas-Beşiktaş. Bilica ve Silla savunmasının arasına onlarla boğuşacak,başa çıkabilecek oyuncular olmasını tercih ederdim.Boş alan topcusu olan kafa hakimiyeti olmayan,ne yapacağını kestiremediğimiz Holosko yerine Nobre neden oynamaz?Sivas açık top oynayan bir takım değil ki Holosko'dan faydalanasın.Holosko'yu oynatınca da Rüstü'nün degajlarında top duvara çarpmışcasına geri savunmamıza dönüyor...Delgado'nun yerine ayağına daha hakim,daha çok top tutan ve daha olumlu kullanan Yusuf'un oynaması çok akıllıcaydı.Yalnız Mustafa Hoca aynı akıllı hareketi neden ön liberoda Cisse'yi oynatarak göstermedi merak ediyorum.Neticede Mustafa Hoca büyük maçların hocası olmadığını (Trabzon maçından ders almayarak) gösterdi.Beşiktaş da büyük maçların takımı olmadığını gösterdi...
Ayrıca haftanın diğer bir önemli olayına da değinmemek olmaz.İbrahim Toraman-Fatih Terim.Hemen her maçta Fatih Terim'i İnönü Stadı'ndaki maçları izlerken görüyorum.Yardımcılarını da yanına almış izliyor,izliyor,izliyor...En son kadrosuna Milli Takım'ı bu sene başında bırakan Rüştü ile yıllardır Milli Takım'da oynamayan İbrahim Üzülmez'i alıyor.David Villa-Torres,Xavi,İniesta gibi oyuncuların karşısına savunmada Emre Aşık,Eren,Sedat Bayrak'ı alıyor.Şu an Türkiye Ligi'nin belki de en formda oyuncusu İbrahim Toraman'ı bu kadar sakata rağmen çağırmıyor...O zaman Fatih Terim ne diye gelip statta maç izliyor ki.Bu oyuncuları almak için defalarca maç izlemeye gerek yok...
Etiketler:
Beşiktaş,
bilica,
cisse,
delgado,
Fenerbahçe,
Galatasaray,
mustafa denizli,
silla,
sivasspor,
sivok,
trabzonspor,
yusuf şimşek
20 Şubat 2009 Cuma
DEPLASMAN FATİHİ MUSTAFA DENİZLİ'Lİ BEŞİKTAŞ!!!

Ertuğrul Sağlam'ın bıktıran ve abartı derece katı savunmasından sonra, Mustafa Denizli'nin bezdiren ve aşırı derecede düzensiz saldırı taktiğiyle Beşiktaş belini doğrultamadı bu sezon...İki teknik direktörün birbirinden tam zıt oyun görüşleri de oyuncuları bir hayli olumsuz etkilemiş görünüyor.
Ertuğrul Sağlam oyunu her şeyden önce sağlama alıyordu.Defans ön planda, hücum ikinci planda tutulmaktaydı.Bu taktikle Beşiktaş büyük maçlar (Şampiyonlar Ligi,UEFA elemesi,derbiler) hariç, diğer maçlarda başarı sağlıyordu.Takımın en önemli özelliği ise kondisyonu ve disipliniydi.Bu arada korkak olmasıyla eleştirdiğimiz Ertuğrul Sağlam'ın Holosko'nun geldiği ilk sezon(geçen sezonun devre arasından sonra) uzun bir süre 3lü forvetle sahaya çıktığını da unutmadım...
Gel gelelim hücum özelliğine ağırlık vermesiyle tanınan Mustafa Denizli'nin taktiğine...Ertuğrul Sağlam ile kondisyonu zirve yapan takımın oyuncularında mental açıdan bir eser kalmamış.Devre arası takıma ekstra hiçbir yükleme yapılmaması da bu günlere geleceğimizin habercisiydi.Serdar Özkan,Cisse,Delgado,Tello,Holosko gibi oyuncuların kondisyonlarının azaldığını gözlemlemek için futboldan çok anlamaya gerek yok.Kondisyonu azalan futbolcular da rakip oyuncularla daha çok münakaşaya giriyor, mental eksikliklerini faullerle kapatınca da kartlar artıyor.Denizli ligde, takımın başına geldiği ilk hafta Gençlerbirliği deplasmanında kazandıktan sonra ilk kez Gaziantep deplasmanında maç kazanmış oldu.Ben de Mustafa Denizli önderliğindeki Beşiktaş'ın bu üstün!!! başarısından dolayı onlara deplasman fatihi adını takmayı uygun gördüm...Darısı nice deplasman başarılarına...
NOT: Son 2 maçtır çok iyi oynayan İbrahim Üzülmez'e değinmeden yazımı noktalamak olmazdı .Özellikle Trabzonspor maçında döktürmüştü...
Bu maçta da sağ bek oynayan İbrahim Toraman müthişti.Nobre'ye asist yapmadan önceki pozisyonda 3 oyuncuyu geçerken sahada Ronaldinho var sandım...Ekrem Dağ da takıma katılınca, gönlümün kaptanı İbrahim Toraman, 2 sezondur boş boş yatan Serdar Özkan'dan formayı kapar mı kapar...
Gel gelelim hücum özelliğine ağırlık vermesiyle tanınan Mustafa Denizli'nin taktiğine...Ertuğrul Sağlam ile kondisyonu zirve yapan takımın oyuncularında mental açıdan bir eser kalmamış.Devre arası takıma ekstra hiçbir yükleme yapılmaması da bu günlere geleceğimizin habercisiydi.Serdar Özkan,Cisse,Delgado,Tello,Holosko gibi oyuncuların kondisyonlarının azaldığını gözlemlemek için futboldan çok anlamaya gerek yok.Kondisyonu azalan futbolcular da rakip oyuncularla daha çok münakaşaya giriyor, mental eksikliklerini faullerle kapatınca da kartlar artıyor.Denizli ligde, takımın başına geldiği ilk hafta Gençlerbirliği deplasmanında kazandıktan sonra ilk kez Gaziantep deplasmanında maç kazanmış oldu.Ben de Mustafa Denizli önderliğindeki Beşiktaş'ın bu üstün!!! başarısından dolayı onlara deplasman fatihi adını takmayı uygun gördüm...Darısı nice deplasman başarılarına...
NOT: Son 2 maçtır çok iyi oynayan İbrahim Üzülmez'e değinmeden yazımı noktalamak olmazdı .Özellikle Trabzonspor maçında döktürmüştü...
Bu maçta da sağ bek oynayan İbrahim Toraman müthişti.Nobre'ye asist yapmadan önceki pozisyonda 3 oyuncuyu geçerken sahada Ronaldinho var sandım...Ekrem Dağ da takıma katılınca, gönlümün kaptanı İbrahim Toraman, 2 sezondur boş boş yatan Serdar Özkan'dan formayı kapar mı kapar...
Etiketler:
Beşiktaş,
cisse,
delgado,
deplasman fatihi mustafa denizli,
ekrem dağ,
ertuğrul sağlam,
holosko,
ibrahim toraman,
ibrahim üzülmez,
nobre,
serdar özkan,
tello,
UEFA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
