ekrem dağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekrem dağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2010 Cuma

Bu Takıma Uyanlar-Uymayanlar...


O kadar uzun süredir yaz-a-mıyorum ki bu bloga resmen Beşiktaş'ı anlatmayı özledim.Ya pazar gününe denk gelen maçlarda yolda oluyorum.Ya da internet bağlantısından yoksun oluyorum.Bir kaç haftadır kötü oyuna rağmen kazanılan maçlar var.Benim şansıma 2-2 lik Kasımpaşa maçı denk geldi.
Kayseri maçında defansif bi kadro sahaya süren Mustafa Denizli Tello'nun sezon ortalamasının üstünde performansıyla maçı kazandı.Sonra Denizlispor-ki ligin düşmeye en yakın ekibi- karşısında da benzer bi kadro ve tesadüfen atılan bir gol...
Gel gör ki çift forvet+moritz gibi forvete destek veren oyun kurabilen,Yekta gibi Beşiktaş'lıların çoğundan daha teknik (Fink-İbrahim Üzülmez,İbrahim Kaş,Ekrem Dağ,İbrahim Toraman,Nobre...) bir oyuncu,Koray gibi stoperden oyunu kurabilen yaratıcı oyuncular oynatan Kasımpaşa'ya karşı bu taktik işe yaramaz.Kalede görülen pozisyonların sayısı bi elin parmaklarını aşıyor.Artık taktikleri,maçı anlatmaktan gına geldi.Denizli böyle devam ederse Beşiktaş 1-0 kazanır ya da kazanamaz.Bu nasıl hücum düşünen teknik adam anlamadım bir türlü.
Beşiktaş bazı oyuncuları altında eziyor,kimileri de takıma bütük geliyor.Mesela Ferrari ve Sivok ikilisi bu takıma 2 gömlek üstün.Tabata bu takım için fazla.Bobo fazla,Tello fazla...Gel gör ki bu takıma uyan oyuncu neredeyse yok...İbrahim Kaş,Fink,Nobre,Serdar Özkan,Batuhan'ı da bu takımdan 2. hatta 3. lige gönderirsek geriye İbrahim Toraman,Ekrem Dağ,Necip,Ernst,İbrahim
Üzülmez,İsmail Köybaşı,Holosko,belki Yusuf gibi standart oyuncular kalıyor...

Ferrari-Sivok ikilisinin yokluğuna 20 dakika bile katlanamıyan bir takım oldu Beşiktaş.İkiliden herhangi birisi oyundan çıkarsa gol yemesi kesinleşiyor Beşiktaş'ın.Resmen takımın savunması yerle bir oluyor.Kupada bu ikiliden yoksun maçlara çıkan Beşiktaş kupadan elendi.Kasımpaşa maçında Gökhan Güleç'e bile gol attırıyorlar.Stoperlerin kralı "Ferdinand" Kaş ayağının altında ateş varmış gibi kenara kayıp adamın önünü boş bırakınca gol yemek kaçınılmaz oluyor.

Tello yaptığı ortalar,koşular,pres,oyunu yönetme yönüyle bu takımdaki oyunculara bir gömlek üstün geliyor.
Tabata 10 milyon euro'luk yüksek bonservis bedeli etmeyecek olmasına rağmen resmen bilerek oynatılmıyor.Seneye gelecek Delgado'nun tribünler tarafından sevilmesi ve beklentilerin yüksek olması nedeniyle Tabata'nın takımdan gönderilmesi gerekiyor.Bunu yapmanın en kolay yolu da

Tabata'yı oyundan,toptan uzak tutmaktır.2-3 hafta oynatmayıp 4.hafta son 5 dakika oyuna alarak yapılıyor bu.Oysa ki bu gün gördük ki Tabata çok kısa sürede oyunu değiştirebilecek bir oyuncu.Delgado'nun zamanında aldığı süreleri alsa ya da Nihat kadar şans bulsa inanıyorum ki takımı sırtlardı şimdiye kadar...

Ernst'i bu takıma uygun yazmamın sebebi ise geçen sezonun aksine çok altlarda grafik sergilemesi.Bu biraz Cisse'nin gitmesiyle de alakalı ama bu Beşiktaş üstün alman teknolojisini bile bozguna uğratabildi.Tebrikler Beşiktaş...

17 Ağustos 2009 Pazartesi

BEŞİKTAŞ VE BEKLENTİLER...


Geçen sezonu çifte kupayla kapatmış bir takımdan bahsediyorum.Bu seneye süper kupa mağlubiyetiyle kötü bir başlangıç yapmış bir Beşiktaş konumuz.Ufak bir incelemeden sonra beklentilerimizi sıralayalım...Geçen seneki iskelet kadroyu büyük ölçüde bozmaması büyük bir avantaj.Büyük ölçüde diyorum çünkü takımın 2 yabancısıyla yollar ayrıldı.Zapo ve Cisse takımda kalmasını istediğim ve faydalı olduklarına inandığım oyunculardı.Özellikle Ernst'in gelmesi ile büyük çıkış yakalayan ve şampiyonlukta büyük pay sahibi olan Cisse'nin gönderilip yerine daha ofansif ama oyun kurmada ve defansta daha başarısız olan Fink geldi.Fink Cisse'den daha fazla gol atıp hücuma daha fazla katkı gösterecek gibi görünüyor.Bu genelde kısır maçlar geçiren Beşiktaş için olumlu bir yön.Fink'i bir iki maç dışında tanımamama rağmen Cisse'nin kalması taraftarıydım.Diğer bir rotasyon da defans bölgesinde oldu.Oyun tarzını,profesyonelliğini takdir ettiğim Zapo Mustafa Denizli'nin gelmesiyle beraber kulübeden çıkamadı.Bu sezon antrenmanlara sorunsuz katıldı,çalıştı ama sonunda Bursaspor'a kiralandı.Yerine kariyeri büyük takımlarda oynamakla geçmiş bir İtalyan Matteo Ferrari geldi.İtalyan olmasının verdiği sağlamlık ve garanticilik ilk maçlarından belli etti kendini.Oyun kurma konusunda yetersiz ve sorumluluk almaktan kaçar bir hali var.Umarım bunu aşar.Yalnız her yeni transferde bir sorun daha bizi beklemekte.Uyum sorunu.Özellikle defans bölgesinde oynuyorsanız bu sorun sürekli açığa vurur kendini,nitekim Beşiktaş'ta olduğu gibi.Ferrari'nin kumaşının kaliteli olması ve bireysel olarak iyi bir stoper özelliklerini taşıması demek Zapo-Sivok defansından daha iyi bir ikili oluşturacakları anlamına gelmez ne yazık ki.Bir de Gökhan Zan kaybımız var ki sormayın gitsin.Onu alan takım umarım hayrını görür.Yeni gelenlerin çoğunun ise iyi futbolcular olduğunu düşünüyorum.İsmail Köybaşı daha ilk maçtan İbrahim Üzülmez'in 10 maçta yaptığını yapmaya başladı.Rıdvan,Fenerbahçe maçının son dakikalarında oyuna girdiğinden pek bir şey anlayamadım ama süratli bir oyuncu olduğu belli.Nihat transferine de kötü diyemem.Çünkü formda bir Nihat en az 10-15 gol atar ki bu Beşiktaş'ta oynayan birisi için iyi bir rakam.Erhan Güven bence İbrahim Toraman,Ekrem Dağ'ın olduğu takımda fazla şans bulamayacak gibi.Yeni transferlerin tek kötü yanı aşırı ve şişirme bonservis bedelleri yanında oyunculara da aşırı ücretler verip takımdaki dengeleri ciddi anlamda alt üst etmeleri.Öyle ki Tello ve Holosko zam istedi kaptı.Gökhan Zan bu yüzden Gs'ye gitti.Toraman sırada...Sanırım Beşiktaş'ın en büyük transferi sayılabilecek olay da Delgado'nun formasından uzun süre ayrı kalacak olması.Düşünün ki geminin kaptanı olmadan daha iyi gideceğini söylüyorum.Tello,Yusuf ve son transfer Nihat gemiyi daha iyi yöneteceklerdir.Bu sezon her sezon olduğu gibi beklentilerimiz aynı.Ligde şampiyonluk.Türkiye kupası.Olur da kurası denk gelirse Şampiyonlar Ligi'nde biraz ilerlesek fena mı olur?Bence gayet iyi olur...

20 Şubat 2009 Cuma

DEPLASMAN FATİHİ MUSTAFA DENİZLİ'Lİ BEŞİKTAŞ!!!


Ertuğrul Sağlam'ın bıktıran ve abartı derece katı savunmasından sonra, Mustafa Denizli'nin bezdiren ve aşırı derecede düzensiz saldırı taktiğiyle Beşiktaş belini doğrultamadı bu sezon...İki teknik direktörün birbirinden tam zıt oyun görüşleri de oyuncuları bir hayli olumsuz etkilemiş görünüyor.
Ertuğrul Sağlam oyunu her şeyden önce sağlama alıyordu.Defans ön planda, hücum ikinci planda tutulmaktaydı.Bu taktikle Beşiktaş büyük maçlar (Şampiyonlar Ligi,UEFA elemesi,derbiler) hariç, diğer maçlarda başarı sağlıyordu.Takımın en önemli özelliği ise kondisyonu ve disipliniydi.Bu arada korkak olmasıyla eleştirdiğimiz Ertuğrul Sağlam'ın Holosko'nun geldiği ilk sezon(geçen sezonun devre arasından sonra) uzun bir süre 3lü forvetle sahaya çıktığını da unutmadım...
Gel gelelim hücum özelliğine ağırlık vermesiyle tanınan Mustafa Denizli'nin taktiğine...Ertuğrul Sağlam ile kondisyonu zirve yapan takımın oyuncularında mental açıdan bir eser kalmamış.Devre arası takıma ekstra hiçbir yükleme yapılmaması da bu günlere geleceğimizin habercisiydi.Serdar Özkan,Cisse,Delgado,Tello,Holosko gibi oyuncuların kondisyonlarının azaldığını gözlemlemek için futboldan çok anlamaya gerek yok.Kondisyonu azalan futbolcular da rakip oyuncularla daha çok münakaşaya giriyor, mental eksikliklerini faullerle kapatınca da kartlar artıyor.Denizli ligde, takımın başına geldiği ilk hafta Gençlerbirliği deplasmanında kazandıktan sonra ilk kez Gaziantep deplasmanında maç kazanmış oldu.Ben de Mustafa Denizli önderliğindeki Beşiktaş'ın bu üstün!!! başarısından dolayı onlara deplasman fatihi adını takmayı uygun gördüm...Darısı nice deplasman başarılarına...
NOT: Son 2 maçtır çok iyi oynayan İbrahim Üzülmez'e değinmeden yazımı noktalamak olmazdı .Özellikle Trabzonspor maçında döktürmüştü...
Bu maçta da sağ bek oynayan İbrahim Toraman müthişti.Nobre'ye asist yapmadan önceki pozisyonda 3 oyuncuyu geçerken sahada Ronaldinho var sandım...Ekrem Dağ da takıma katılınca, gönlümün kaptanı İbrahim Toraman, 2 sezondur boş boş yatan Serdar Özkan'dan formayı kapar mı kapar...