ismail köybaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ismail köybaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2009 Cumartesi

Hakan Arıkan ve Diğerleri

Beşiktaş Trabzon deplasmanıyla birlikte galibiyet serisini 6 ya çıkardı (Ankaraspor hükmen galibiyeti de dahil).Goller Ernst ve Bobo'dan geldi.Beşiktaş Trabzonspor'a nazaran daha tutuk bir oyun sergiledi ve hücuma pek çıkmadı.Ernst'in golü gerçekten çok güzeldi.Uzak mesafeden kimsenin beklemediği anda kalecinin de uzanamayacağı köşeye çok güzel bir şut çekti.Bobo ise Nobre'nin yerine ikinci yarı oyuna girdi.Trabzonspor galibiyet için yüklendiği anda boşlukları o kadar da iyi değerlendiremedi Bobo.Hatta bir korner pozisyonunda kaleye 5 metreden kaleciye nişanladı topu.Sonra kaleciyle karşı karşıya kalabilecek bir pozisyonda topu defansa taktı ama maçın uzatma dakikalarında İsmail Köybaşı'nın pasına iyi bir vuruşla bu sezonki 2.golünü attı.

Beşiktaş bu gün 2 gruba ayrılmıştı adeta.Hakan Arıkan ve diğerleri olarak.Beşiktaş 2 gol attı atmasına ama 4,5 net gol pozisyonu gördü kalesinde.Hakan Arıkan en az 4 tane yüzde yüzlük gol pozisyonunu kurtardı.Kalan şutlardan ve toplardan bahsetmeye bile gerek yok.Toplamda 8,9 net pozisyonun önüne geçti ve mükemmel oynadı.Yaşlanmaya başayan Rüştü'nün eline baktığımız bu günlerde bu performans ilaç gibi geldi.Umarız Mustafa Denizli bu oyuncunun şimidiki performansına da bakarak artık kalenin esas sahibinin Hakan olması gerektiğini anlamıştır.Ve kaleciliğini çok beğendiğim Hakan yan toplarda ve sektirdiği toplarda da kendini geliştirirse uzun yıllar Beşiktaş'ın kalesini korur.Ve milli takımda oynaması da gereken bir oyuncu.
Takım devre arasında Fink-Delgado değişikliği yapabilir.Ama yapılacak en mantıklı hareket Cisse ayarında bir oyuncuyu alıp Fink'i göndermek...Şampiyonlar Ligi'nden artık hayır gelmeyecek olsa da ligde şampiyonluk için böyle bir transfer de iyi olabilir.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Çimler Serin Geldi...


Soğuk ve yağmurlu hava...Rüzgar deli gibi esiyor,yerler kaygan...Buna rağmen mücadele çok iyiydi.Ankaragücü son dakikalar da dahil olmak üzere şut çekti,atak yaptı,teslim olmadı yani.Beşiktaş Ekim ayını mağlubiyetsiz bitirmeyi başardı.
İsmail Köybaşı'nın en iyi maçıydı.Güzel futbolunu bir golle süsledi ve Beşiktaş maçı 1-0 kazandı.Defansta eksiksiz oynadı ama hücumda da hep vardı.Sağ ayak,sol ayak şut çekti ve kalitesini belli etti.


Maça Tello,Nihat,Yusuf,Fink ve Ernst'li orta saha ile başladı Mustafa Denizli.Tabata'yı ne zaman kullanmayı düşünüyor bunu bilemem ama bir an önce faydalanması gerekiyor.Tello bu sene takımda varla yok arası bir şey.Ne oyuna ağırlığını koyuyor ne sorumluluk alıyor.Öyle ki eski Tello bu günkü maçta rahat 2 3 asist yapardı ama şimdiki uyumsuz Tello topa o kadar sertti ki verdiği paslar çok hızlı bir şekilde kaydı bizim oyuncuların önünden...
Bir parantez de Fİnk'e açmak istiyorum.Bu oyuncu yüzünden takımda Tabata kesik yiyorsa oynamasa daha iyi.Çünkü defansta etkili olan,çok koşan,çabalayan Fink ne yazık ki kazandığı topların çoğunu paralel oynuyor diğerlerini de tek top oynarken kaybediyor.Bu oyuncunun yerinde Cisse olsaydı Beşiktaş bu sene çok daha sağlam bir takım olurdu.Cisse artık olamayacağına göre Uğur İnceman'ı kullanma yeteneği Mustafa Denizli'ye kalıyor.Orta sahayı Tello,Nihat,Ernst,Uğur,Tabata şeklinde kurarsa Beşiktaş'ın hücum gücü gerçekten yükselir ve top daha fazla ayağımızda kalır.Defans da rahatlar ve Fink gibi bir oyuncuya pek de gerek kalmaz.
Beşiktaş çıkışa geçti artık.Galatasaray düşüşte,elbette Fenerbahçe'nin de bir düşüş zamanı olacak.Bunu iyi değerlendirirse Beşiktaş yeniden liderlik için oynayan bir takım haline gelir.
Gelgelelim Fabian Ernst'e...Ben böyle çalışkan,disiplinli bir oyuncu görmedim.Orta saha olmasına rağmen takımın en teknik oyuncusu diyebilirim.Top onun ayağına geldiği zaman biliyoruz ki o top en müsait adamın ayaklarına sağ salim kavuşacak.Şut çektiğinde biliyoruz ki o top rakip kaleciyi yoracak.O sebepten taraftar bütün takımı ıslıklarken,küfür yağdırırken bile Oley oley oley Fabian Ernst diyorlar...Maçta da Nihat'ın ortasına önce o uçtu sonra Tello havalandı ama ikisi de dokunamadı.O arada kısa bir süre ikisi de kafalarını çimlere gömüp uzanmanın keyfini çıkardı.Tello bu maç haketmese de ikisi de arada bunu hak ediyorlar...

23 Ağustos 2009 Pazar

ERKEN TANI HAYAT KURTARIR...

HTML clipboard

Geçen sezonu şampiyon tamamlamış bir takım Ankara'ya ayak basmış...O maçı kaçırmak olur mu?Tabii ki olmaz.Biz de bir kaç gün önceden kale arkası biletlerimizi temin ettik ve maç saatinden yaklaşık bir saat önce stattaki yerimizi aldık.Aslında amacım bütün bir maçı Çarşı'nın içinde izleyip onlarla ilgili izlenimlerimi aktarmak ve maçın teknik-taktik yönünü diğer yazarlara bırakmak amacındaydım.Görünen o ki yazılacak pek bir şey yoktu bu maçta.Hem tribünde hem sahada iyi bir ortam yoktu ...
Maçı stattan izlemenin en iyi yanı oyunun tamamını görebiliyorsun.Oyuncuların hareketlerini, müdahalelerini, paslarını, kaçmalarını daha iyi gözlemliyorsun.Amacım yeni oyuncuları yorumlamaktı biraz da ama yorumlanacak bir takım yoktu ortada.Ferrari gün geçtikçe takıma daha çok ısınıyor.İlk yarı takım oyun oynamadığı için Fink hakkında pek bir şey diyemeyeceğim.Erhan Güven,ikinci yarıda yerine giren Rıdvan'a nazaran daha oturmuş bir oyuncu.Özellikle kanat etkinlikleri kuvvetli olan takımlarla oynarken Erhan,beklerin de hücuma katkı vermesi gereken zamanlarda Rıdvan oynamalı kanaatindeyim.İsmail Köybaşı ise oyuna en son alınan oyuncuydu.Az izleme fırsatımız olmasına rağmen yine fena değildi.Nihat hala vasat oyununu aşmamakta ısrar etse de hala bir umut beslemekteyim iyi olacağına dair.Uğur İnceman'ı ise ilk defa ilk 11 başladığı ve 90 dakika oyandığı bir maçta izliyorum.Çok koşuyor ama bir üretkenlik yapamadıktan sonra bir işe yaramıyor.Yani sırf çok koşuyor diye Uğur'u takıma almak saçma olur.Eğer çok koşanlar takımada yer bulsaydı Elvan Abeylegesse hepsinden daha iyi oynardı...
Öyle görünüyor ki bu takım bu sene biraz zor şampiyon olur.Karşısında geçen sezonki gibi bir Gs ve Fb yok.Tam aksine Beşiktaş'tan daha iyi bir takımlar ve daha hazır görünüyorlar.Bu da Beşiktaş'ın şampiyonluk ihtimalini yeterince zora sokuyor.Beşiktaş sahada tat vermeyince tribündekiler de tezahüratlarının boşa gittiğini anlayınca maçın bazı bölümünde sustu.Hatta taraftar o kadar bunalmıştı ki kötü futboldan ilk defa Çarşı tribünlerinin tam ortasında duran taraftarların oturduğunu gördü bu gözler.Suçu taraftarda bulmak yanlış.Takımını elinden geldiği kadar destekledi ama gerek takımın kötü performansı gerekse kale arkası tribününün tam ortasına çekilen telin taraftarı iki parçaya bölmesi taraftarın da performansını azalttı...
Beşiktaş'ın tüm moralimi alt üst etmesiyle beraber 'Beşiktaş bizi yine kanser edecek' diyorum sürekli kendime.Teşhisi koyduk.Keşke yönetim bu teşhisi bir kaç gün önce koysaydı da şu Delgado'nun lisansı askıya alınıp yerine adam gibi bir oyun kurucu-10 numara- alınsaydı.Nitekim yönetim bu teşhisi koymakta geç kaldı ve bu takım bizi bu sene kanser edecek.Umarız bu sene içinde bu teşhisi koyarlar ki sene sonunda hala Beşiktaş yönetim kurulunda hayatlarına devam edebilsinler.Yoksa işleri çok zor olacak.Unutmasınlar ki 'erken tanı hayat kurtarır'.Aslında gönlüm keşke bir şey yapmasalar da değişse artık şu yönetim.



17 Ağustos 2009 Pazartesi

BEŞİKTAŞ VE BEKLENTİLER...


Geçen sezonu çifte kupayla kapatmış bir takımdan bahsediyorum.Bu seneye süper kupa mağlubiyetiyle kötü bir başlangıç yapmış bir Beşiktaş konumuz.Ufak bir incelemeden sonra beklentilerimizi sıralayalım...Geçen seneki iskelet kadroyu büyük ölçüde bozmaması büyük bir avantaj.Büyük ölçüde diyorum çünkü takımın 2 yabancısıyla yollar ayrıldı.Zapo ve Cisse takımda kalmasını istediğim ve faydalı olduklarına inandığım oyunculardı.Özellikle Ernst'in gelmesi ile büyük çıkış yakalayan ve şampiyonlukta büyük pay sahibi olan Cisse'nin gönderilip yerine daha ofansif ama oyun kurmada ve defansta daha başarısız olan Fink geldi.Fink Cisse'den daha fazla gol atıp hücuma daha fazla katkı gösterecek gibi görünüyor.Bu genelde kısır maçlar geçiren Beşiktaş için olumlu bir yön.Fink'i bir iki maç dışında tanımamama rağmen Cisse'nin kalması taraftarıydım.Diğer bir rotasyon da defans bölgesinde oldu.Oyun tarzını,profesyonelliğini takdir ettiğim Zapo Mustafa Denizli'nin gelmesiyle beraber kulübeden çıkamadı.Bu sezon antrenmanlara sorunsuz katıldı,çalıştı ama sonunda Bursaspor'a kiralandı.Yerine kariyeri büyük takımlarda oynamakla geçmiş bir İtalyan Matteo Ferrari geldi.İtalyan olmasının verdiği sağlamlık ve garanticilik ilk maçlarından belli etti kendini.Oyun kurma konusunda yetersiz ve sorumluluk almaktan kaçar bir hali var.Umarım bunu aşar.Yalnız her yeni transferde bir sorun daha bizi beklemekte.Uyum sorunu.Özellikle defans bölgesinde oynuyorsanız bu sorun sürekli açığa vurur kendini,nitekim Beşiktaş'ta olduğu gibi.Ferrari'nin kumaşının kaliteli olması ve bireysel olarak iyi bir stoper özelliklerini taşıması demek Zapo-Sivok defansından daha iyi bir ikili oluşturacakları anlamına gelmez ne yazık ki.Bir de Gökhan Zan kaybımız var ki sormayın gitsin.Onu alan takım umarım hayrını görür.Yeni gelenlerin çoğunun ise iyi futbolcular olduğunu düşünüyorum.İsmail Köybaşı daha ilk maçtan İbrahim Üzülmez'in 10 maçta yaptığını yapmaya başladı.Rıdvan,Fenerbahçe maçının son dakikalarında oyuna girdiğinden pek bir şey anlayamadım ama süratli bir oyuncu olduğu belli.Nihat transferine de kötü diyemem.Çünkü formda bir Nihat en az 10-15 gol atar ki bu Beşiktaş'ta oynayan birisi için iyi bir rakam.Erhan Güven bence İbrahim Toraman,Ekrem Dağ'ın olduğu takımda fazla şans bulamayacak gibi.Yeni transferlerin tek kötü yanı aşırı ve şişirme bonservis bedelleri yanında oyunculara da aşırı ücretler verip takımdaki dengeleri ciddi anlamda alt üst etmeleri.Öyle ki Tello ve Holosko zam istedi kaptı.Gökhan Zan bu yüzden Gs'ye gitti.Toraman sırada...Sanırım Beşiktaş'ın en büyük transferi sayılabilecek olay da Delgado'nun formasından uzun süre ayrı kalacak olması.Düşünün ki geminin kaptanı olmadan daha iyi gideceğini söylüyorum.Tello,Yusuf ve son transfer Nihat gemiyi daha iyi yöneteceklerdir.Bu sezon her sezon olduğu gibi beklentilerimiz aynı.Ligde şampiyonluk.Türkiye kupası.Olur da kurası denk gelirse Şampiyonlar Ligi'nde biraz ilerlesek fena mı olur?Bence gayet iyi olur...

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Bobo ve İsmail



Bobo son üç senedir Beşiktaş'ın bir yere getirmeye çalıştığı, Türkiye için iyi avrupa için orta sınıf bir santrafor. Yıllardır üst düzeye çıkarmaya çalıştığımız genç Brezilyalıyı iki senedir sezon aralarında satmaya çalışıyoruz. Nitekim Avrupa'dan da talipler çıkıyor. Kah Olimpiakos, kah Marsilya kapımızı çalıyor. Ama üzerine bu kadar titrediğimiz, bizim için bu kadar önemi olan Brezilyalımıza onların verdiği fiyat 2.5 milyon €. Bu fiyatı taş çatlasın 3 milyona çıkarıyorlar.

İsmail Köybaşı, sezonun ilk transferlerinden... Söylendiğine göre İsmail için 5 milyon € + 3 oyuncu verecekmişiz. Öncelikle İsmail'in yetenekli bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. İstanbul'un pisliğine kapılmazsa takıma yararlı olacağına, hatta senenin en iyi transferi olabileceğine eminim. Ancak "Bobo ve İsmail"i iyi incelemek gerekiyor.

Beşiktaş altyapısı Anadolu takımlarından adam alırken takas yapmak için mi oyuncu yetiştiriyor. Tuna'yı, Aydın'ı, İsmail için gidecek üç oyuncuyu takaslar için mi yıllar boyunca Beşiktaş'ta eğitiyoruz, kendi kültürümüzü veriyoruz. Genç takımlarımız, paf takımımız sürekli şampiyon olurken, A takımımızın 6-7 senede bir şampiyon olmasının sebebi bu takas zihniyeti olabilir mi? Çünkü as takımda oynayanların bir kısmı yabancı, diğer kısmı diğer takımlardan yüksek milyon "avro"lara gelen oyuncular. Acaba Metin-Ali-Feyyaz üçlüsü gibi başka bir üçlüğü bulamamamızın sebebi bu olabilir m?

Yıllardır Bobo'yu eğiterek neredeyse takımın en iyi-üst klas-avrupai futbolsucu kıvamına getirmiş Beşiktaş'ım bu oyuncu için en yüksek teklifi 3 miyon avrodan alırken, İsmail Köybaşı'na 5 milyon ve üç futbolcuyu nasıl verebiliyor. Takımınızın en değerli oyuncusu olan adam 3 milyon € ederken siz nasıl bir futbolcuya 5.5 milyon € verebiliyorsunuz? Bu sözlerim sadece İsmail için değil, Nihat ve diğer transferler için geçerli. Transfer piyasasını gereksiz yere şişirip, takımdaki değer terazisini yamultmuyor musunuz?

Beşiktaş şampiyon olmayı amaç ediniyorsa, bunu 10 senelik periyotlarla ya da rakiplerinin sahada olmadığı sezonlarda yapmak yerine kısa aralıklarla yapmayı amaçlıyorsa, Avrupa'da gerçek manada kalıcı başarı istiyorsa iyi yönetilmek zorunda. Bobo ve İsmail arasındaki bu dengesizlikler Beşiktaş'ımızın iyi yönetilmediğinin bir göstergesi.