30 Mart 2009 Pazartesi

28 Mart 2009 Cumartesi

Komiksin Terim

Hem komiksin , hem ballı... O takımın stoper ikilisinde Emre Aşık - Hakan Balta ikilisini oynatıp İbrahim Toraman'ı kadroya almayacak kadar komiksin. Ve Euro 2008'de atılan toplam 8 golün 5'i son 5 dakikada atılmış. Bu kadar da ballısın.

Futbol hayatında stoperde oynadığı maç sayısı ikiyi geçmeyen Hakan Balta'yı stoperde oynatmak dahiyane bir fikir. Tam senin seveceğin cinsten, ben yaptım oldusu yüksek bir tercih. Ancak bazen sen yapsan da olmuyor. Emre Belözoğlu gibi futbolun pislik yüzünü inadına oynatman, hatta kaptan yapmana rağmen takıma bir tık katamaması, Fatih Tekke'yi, Halil Altıntop'u, Ümit Karan'ı silip atman, Mevlüt'ü tutturamaman bunların bir kaçı.

Neyse yazdıkça konu konuyu açacak, en iyisi bir tezahüratla bitirelim yazıyı:

Pişkin misin, kompleksli mi,
Yoksa reklam yıldızı mısın,
Anlayamadık sen ne ayaksın
Fatih Terim sen manyak mısın

24 Mart 2009 Salı

Tek Kare

Sarkık libero

22 Mart 2009 Pazar

Nobre Oynamaz Mı Hoca Deli Misin Sen?


Fenerbahçe,Trabzon ve Galatasaray'ın yenildiği,Beşiktaş-Sivas maçının beraberlikle sonuçlandığı ve kaliteli maçların geçtiği bir haftayı geride bıraktık.
Ligde kümede kalma mücadelesi en az şampiyonluk mücadelesi kadar zevkli geçmekte.Koceaeli oynuyor ve kazanıyor .İBB kazandı.Ankaragücü,Hacettepe kaybetti.Ligin dibinde kimin kalacağı gerçekten muamma.Gönlüm, Hacettepe,Ankaragücü ve İBB'nin düşmesinden yana.Bekleyip göreceğiz.
Gelelim haftanın en önemli maçına:Sivas-Beşiktaş. Bilica ve Silla savunmasının arasına onlarla boğuşacak,başa çıkabilecek oyuncular olmasını tercih ederdim.Boş alan topcusu olan kafa hakimiyeti olmayan,ne yapacağını kestiremediğimiz Holosko yerine Nobre neden oynamaz?Sivas açık top oynayan bir takım değil ki Holosko'dan faydalanasın.Holosko'yu oynatınca da Rüstü'nün degajlarında top duvara çarpmışcasına geri savunmamıza dönüyor...Delgado'nun yerine ayağına daha hakim,daha çok top tutan ve daha olumlu kullanan Yusuf'un oynaması çok akıllıcaydı.Yalnız Mustafa Hoca aynı akıllı hareketi neden ön liberoda Cisse'yi oynatarak göstermedi merak ediyorum.Neticede Mustafa Hoca büyük maçların hocası olmadığını (Trabzon maçından ders almayarak) gösterdi.Beşiktaş da büyük maçların takımı olmadığını gösterdi...
Ayrıca haftanın diğer bir önemli olayına da değinmemek olmaz.İbrahim Toraman-Fatih Terim.Hemen her maçta Fatih Terim'i İnönü Stadı'ndaki maçları izlerken görüyorum.Yardımcılarını da yanına almış izliyor,izliyor,izliyor...En son kadrosuna Milli Takım'ı bu sene başında bırakan Rüştü ile yıllardır Milli Takım'da oynamayan İbrahim Üzülmez'i alıyor.David Villa-Torres,Xavi,İniesta gibi oyuncuların karşısına savunmada Emre Aşık,Eren,Sedat Bayrak'ı alıyor.Şu an Türkiye Ligi'nin belki de en formda oyuncusu İbrahim Toraman'ı bu kadar sakata rağmen çağırmıyor...O zaman Fatih Terim ne diye gelip statta maç izliyor ki.Bu oyuncuları almak için defalarca maç izlemeye gerek yok...

20 Mart 2009 Cuma

Kuralar çekildi, kılıçlar kuşandı

Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Kuraları (07/08 - 14/15 Nisan)

Villareal - Arsenal

Manchester United - Porto

Liverpool - Chelsea

Barcelona - Bayern Munich

Şampiyonlar Ligi Yarı Final Kuraları (28/29 Nisan- 5/6 Mayıs)

Villareal/Arsenal - Manchester United/Porto

Liverpool/Chelsea - Barcelona/Bayern Munich

ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİ 27 MAYIS ROMA

UEFA Kupası Çeyrek Final Kuraları (9-16 Nisan)

Hamburg - Manchester City

PSG - Dinamo Kiev

Shaktar - Marseille

Werder Bremen - Udinese

UEFA Kupası Yarı Final Kuraları (30 Nisan - 7 Mayıs)

Bremen/Udinese - Hamburg/Manchester City

PSG/Dinamo Kiev - Shaktar/Marseille

UEFA FİNALİ 20 MAYIS İSTANBUL

Tek Kare

Böyle bir şey Beşiktaşlılık

17 Mart 2009 Salı

Tek Kare

Londra'dan sevgilerle...

16 Mart 2009 Pazartesi

Ümit Özat'tan Futbola Veda...


Gittikçe yozlaşan ve çirkinleşen endüstriyel futbol içinde 'adam gibi adam' diye tabir edeceğimiz futbolcu neredeyse kalmadı.Maç içinde tekmeler,top yerine rakibe vuran oyuncular,bacaklarda çıkan krampon izler, rakibe yapılan saygısız davranışlar gittikçe artmaya başladı.Rakibe saygıyı ön plana koyanlar ise futbol yaşamına birer birer nokta koyuyor.Son nesil de yavaş yavaş tükeniyor...
Sağ ayaklı olmasına rağmen sol beke konuldu oynamaya çalıştı ve oynadı.Taraftar onu oynadığı zaman zarfında tıpkı diğer 'adam'larda olduğu gibi benimseyemedi bir türlü.O taktığı kaptanlık pazubandına yakışmak için hep sustu,işini yaptı.Bizce başarıyla da yaptı.Oysa ki aynı kaptanlık pazubandı Milli Takım'da Emre 'de Beşiktaş'ta Serdar Özkan'da Galatasaray'da Sabri'de...
Bu gözler seni gördükten sonra bu oyunculara futbolcu demiyor,diyemiyor.Belki senden daha teknikler,futbolu daha iyi oynuyorlar ancak futbola yaptıkları katkı seninkinin yanında bir hiç.Onlardan öğrendiğimiz şeyler rakibe saygısızlık,top yerine hakemle oynama ve bir kaç klas hareket.O da denk gelirse...
Sen örnek ve profesyonel bir sporcu nasıl olur onu gösterdin bize.Zor olan bu zaten.Yozlaşan futbol içinde kendini koruyabilmek.Tahriklere kapılmadan sessizliğini koruyup işini yapabilmek...
Sen bıraktın futbolu, bir eksildik...Güle güle 'büyük kaptan' Ümit Özat...

15 Mart 2009 Pazar

BU SENE OLACAK GİBİ...


Özellikle ikinci yarı oynanan iyi oyun ve alınan farklı skor hepimizi mutlu etti. Son yıllarda şampiyonluk için bu kadar umutlu olduğumuzu ben hatırlamıyorum şahsen. Bu takımın artıları da eksileri de belli gibi.Şuna açık açık inanıyoruz. Beşiktaş'ın elindeki bu kadro doğru biçimde sahaya sürülürse bu yıl şampiyon olunmaması mümkün değil.

Mustafa Hoca'ya bu saatten sonra ve bu noktada büyük bir sorumluluk ve görev düşüyor. Şöyle ki : Takımın içinde uyumlu bir kadro yapısı ne pahasına olursa olsun oluşturulmalı. Her hafta özellikle Delgado,Gökhan Zan,Cisse ya da defans göbeğinde oynayan değişik oyuncuların takıma girip çıkmaları hem Mustafa Denizli'nin hem de Beşiktaş'ın canını bir gün fena yakar.

Defanstan başlayarak sorunları irdeleyelim. Defans göbeğinde oynayan futbolcuların her hafta değişmesi nasıl açıklanabilir ki ? Geçen hafta Hacettepe maçında Toraman-Zapo oynuyordu, bu hafta Toraman'ın partneri Sivok oldu.Ondan önceki haftalarda Zan-Zapo, ya da Sivok Zan, vs.vs. Kim formda ve birbirleriyle uyumlu ise o oynamalı diye düşünüyoruz. Bunu 8 aydır gerçekleştiremeyen bir Beşiktaş yapısı var ortada. Allahtan Gökhan iki üç hafta yok da seçenekler daha azaldı şansımıza.Bizim bu konudaki düşüncemiz defans göbeğinde oynayacak aynı dili konuşan aynı memleketli bir Sivok-Zapo uyumu bir kaç yılımızı kurtarabilir. Toraman'ı sağa çekip, defans yanı neyse de hücumda yetersiz bir Üzülmez yerinede Ekrem tercihi her yönüyle doğru bir tercih gibi duruyor. Bu futbolculardan formsuz olanın yerine de Zan,Üzülmez ya da S.Kurtuluş tercihleri de kenarda durur.

Bizce Beşiktaş'ın doğru kullanıldığında en büyük silahı, yanlış kullanıldığında başa bela bölgesi olan orta sahası Ernst'in gelişiyle toparlandı gibi görünüyor ama o bölgeyi birde güçlü rakipler karşısında izlemek ne yapabileceğini görmek daha sağlıklı yorumları da beraberinde getiriyor. Bizce bu bölgenin temel sorunu Delgado'nun varlığı. Mustafa Hoca'nın prensi Delgado takımın liderliğini yapacak rollere soyunduruluyor ama gel gör ki o bu işin üstesinden gelecek futbolu bir türlü ortaya koyamıyor. O zaman bu rolü bir şekilde sahada ondan daha iyi yapan Tello'ya gerekli sorumluluk verilebilir. Cisse, Hacettepe maçında kenarda, bu hafta ilk on birde, takımda kalacak mı gidecek mi belli değil ? Serdar Özkan ise bu takımın oyuncusu falan değil ama Serdar kendisini Messi, Ronaldo olmadı Arda sanıyor. Yetenekliymiş, kullanılamayan yetenek bir şeye yarıyor muki? Uğur İnceman bizim bu takımda görmek istediğimiz bir futbolcu ama nedendir Ertuğrul Sağlam'da Denizli'de düşünmüyorsa vardır bir sebebi. Ama bizim yıllardır takip ettiğimiz ve yeteneklerini bildiğimiz klasik bir orta saha oyuncusu olan bu Uğur dan ümidimizi kesmedik. Orta saha göbeğinde forvet oyuncularımız yapısı ve Tello'nun defansif zafiyetlerini de ortadan kaldırabilecek ideal ikili Ernst-Uğur olmalıdır diye düşünüyoruz.

Forvet hattı belki de en sorunsuz bölgesi Beşiktaş'ın. 3-4 haftadır tek mi çift mi şu mu, bumu oynasın tartışmaları bitti ve Bobo ile Nobre birlikte oynamaya başladı. İyi da oldu. Biz daha da ileri gidelim ve Mustafa Hoca'nın epeydir sağ kanatta oynattığı Tello sol kanada, Holosko'da İbrahim Toraman'ın önünde sağ kanatta yer bulmalıdır diyoruz. Bizim Ernst-Uğur İnceman tercihimiz birazda bu detay yüzündendir. Böyle kadromu olur, hiçte gerçekçi değil, uçmamak lazım diyenlerede şunu derim. Bu kadro bu ligi domine eder Avrupa maçları da ayrı değerlendirilir. Ben Beşiktaş'sam ve Kara Kartalsam en azından hedef olarak böyle düşünürdüm. Ben başkalarını düşüneceğime onlar beni düşünsün? Kadroda isimlerin değil o futbolcuların ne yapıp ne yapamayacağı sorunudur mesele. Disiplin, olgunlaşma, yeterlilik, görev sorumluluğu, gelişme bilinci ya da kendi kendini aşma ve geliştirme sorunudur önemli olan? Yeterli görme ve haddini bilme, gelişime kapalı olmak en azından gelişmeyi denememek bizim tarzımızı yansıtmaz.

Artılarının öne çıktığı eksikliklerinin en alt düzeyde olacağı bir Beşiktaş'ın şampiyonluğa giden yolunda başta futbolcular ve biz taraftarların umutları ve inancı eksilmesin diyoruz... Olacak bu sene... Olmalı...

14 Mart 2009 Cumartesi

Futbol dediğin budur

Önce Liverpool-Real, sonra Man Utd-Inter ve sonunda Man Utd-Liverpool. Skor ne olursa olsun, bu maçları izlemek için işinizi ertelemek, gezinizi iptal etmek, her şeyi bırakıp zaman ayırmak zorunluluğu hissediyorsunuz. Futbol gerçekten onların oynadığı.

Onların her hafta yaptığı mücadeleyi, biz senede üç defa yapıyoruz.

12 Mart 2009 Perşembe

9 Mart 2009 Pazartesi

Hacettepe-Beşiktaş Maçı: Oradaydım...


Beşiktaş'ın Ankara takımları ile oynadığı maçları sabırsızlıkla bekliyorum.Kimi zaman çekirdek çintleyerek,maçı tahlil ederek,kimi zaman kale arkasında avazım çıktığı kadar bağırarak izliyorum...İkisinin de tadı bambaşka benim için.Maraton ya da kapalıda maçı izlediğim zaman oyunun teknik ve taktik yönünü daha iyi kavrayabiliyor,sahayı daha iyi gözlemliyebiliyorum.Kale arkasına geçtiğimde ise maçın çoğu bölümünü kaçırdığım oluyor.Sonuçta takımımın kazanması için bağırıyorum ve takımımı destekliyorum.Yanımda hiç tanımdağım bir yüz - ve bir daha göremeyeceğim- omuzuna elimi atmışım ve zıplıyoruz.Maraton'u tezahüratlarımıza dahil ediyoruz.Bazen de Kapalı tribünü canlı tutmak için çalışıyoruz...Hepsinden önemlisi eğleniyoruz...
Maçta atılan 5 golün 3ü önümüzde olduğundan şanslıyız.Diğer 2 golün gol olduğunu ise oyuncular sevinmeye başladıktan sonra anlayailecek uzaklıktayız kaleye.Maçta Fabian Ernst çok iyi oynadı.Sahada basmadık yer bırakmadı, bir topu direkten döndü,pasları olumluydu,oyunu iyi yönlendirdi...Özellikle izlemek istediğim ve çok beğendiğim Zapo ise beni ilk yarım saatte şaşırttı.Ondan beklediğim oyunu geç de olsa sergiledi.Tello,Nobre,Bobo arı gibiydi.Özellikle Bobo 1 gol 1 asist ile takımını galibiyete taşıdı...Maçta Gökhan Zan'ın olmaması,Serdar Özkan'ın oyuna girmemesi ve Nobre'nin süpriz bir şekilde kadroda olması beni çok sevindiren olaylar arasındaydı...
Gelelim haftanın diğer olaylarına...
Çok değil bundan 3-5 sene önce, her sene gittiğimiz Foça sahillerinde benimle yaşıt bir gençle tanıştım: Umut Sözen.1990 doğumlu bu genç daha o zamanlar Altay'ın Yıldız takımında oynuyor ve Milli Takım seçmelerine katılıyordu.Hemen her gün sahil kenarında minyatür kalelerde maç yapardık.Tekniği ve oyun zekası yaşıtlarından kat kat üstün olan bu çocuğun gelecek vaad ettiği açıktı.Daha iyi yerlere gelebilecek yeteneğe sahip olduğunu fırsat verilirse gösterecektir.Gel gelelim 2 sezon önce Ankaraspor'a Aykut Kocaman zamanında, yetiştirme bedeli karşılığında Altay'dan koparılan bu genç şimdiye kadar Süper Lig'de sadece 5 dk forma giyebilmişti.Sivasspor maçında oyuna girdi ve golünü attı.Hala arkadaşım olan Umut'u 2 kere tebrik ediyorum.
1- Golü ve güzel oyunu için.
2- İkinci Fatih Terim vakası ,artist Bülent Uygun'u bu hallere soktuğu için.

Bülent Uygun'un bu hareketlerini gördükten sonra aklıma bir soru geldi.Hani her kırılan koltuk,sahaya atılan her madde ve her küfürlü tezahürat sonrası kapanan stadlar, verilen para cezalarını normal ve haklı görüyoruz ya...Bir antrenörün kulübeyi bu şekilde tekmelemesinin bir cezası yok mu?Hakemlerle kavga edercesine bağıran ve ardından ağız hareketlerine bakıldığında küfür eden bir adam ,Türkiye'nin en iyi hocalarından biri gösteriliyor.Tıpkı Emre Belözoğlu'nun Milli Takımın beyni olması gibi...Eğer Bülent Uygun Türkiye'nin en iyi antrenörlerinden biriyse, Türkiye'de futboldan söz etmek mümkün değil...
Ve bu adamlar tribüne kol işareti yapar,rakibe tekme atar,rakibine senin kafanı koparacağım işareti yapar,hakemlerle böyle bir üslupla konuşur, kulübeyi tekmeler,küfrederlerse taraftarların en ufak hatada hakeme küfür etmesi,koltukları kırması normal karşılanabilir.Hatta ve hatta aldıkları cezaya bile tepki göstermeleri normal.Çünkü bu büyük! adamlar yaptığı hareketlerden ceza almıyorlar ve her geçen gün şiddetini artıyorlar bu hareketlerinin...

Tek Kare

3 gol 1 malbora

7 Mart 2009 Cumartesi

Brezilya - Barcelona maç sonucu ne olur?

Bu iki takım maç yapsa sonuç ne olur diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Brezilya'nın son dönemlerdeki dağınık halleri, Barcelona'nın binyılın futbolunu oynuyor olması, Barça'yı öne çıkarıyor. Esas ilginç olan konu ise bu iki takım hiçbirimize yabancı gelmiyor olması.

Bizim ülkede pek çok kişi Dünya Kupalarında Brezilya'yı İspanya'da ve ŞL'de Barcelonayı tutar(Yalansa yalan diyin). Diğer yandan çok ortak özelliği var bu iki takımın. İkisi de futbolu yıllardır güzel oynama derdinde. Amaçları kazanmak değil, güzel oynayıp kazanmak. Yani dünyanın diğer bütün takımları gibi değilde futbolu seyirci tarafından görüyorlar. İkisi de B ile başlıyor mesela. Tıpkı Beşiktaş gibi. Biz de aslında güzel futbolu çok seviyoruz, oynamayı, izlemeyi çok istiyoruz ama bir türlü olmuyor. Neyse 2B'ye geri dönelim.

İki takımın yıllar boyunca pek çok ortak futbolcuları oldu. Romario, Ronaldo, Rivaldo, Ronaldinho şimdi de Daniel Alves ülkeleriyle ve kulüpleriyle aynı anda özdeşleştiler. 94'te Romario, 98'de Ronaldo, 2002'de Ronaldo-Ronaldinho, 2006'da Ronaldindo dünyanın kupasında Brezilya'nın yıldızıyken, aynı anda da Barcelona futbolcusuydu. Yani Camp Nou tribünleri sambaya bayılıyor.

Gelelim maçın sonucuna... Maç muhtemelen bol gollü ve berabere bitecektir. Hayali bir tahmin olarak 3-3 oldukça uygun görünüyor. Ancak skor ne olursa olsun kazanan Barcelona olacaktır. Çünkü Güney Amerika'nın en büyük ülkesi Catalunya'yı tanımış olacaktır.

5 Mart 2009 Perşembe

Taraftar uyuma işçilere sahip çık

Krizi halk olarak iliğimize kadar hissettiğimiz bu günlerde TOKİ’nin müteahhiğinde yapılan Aslantepe’deki stad toplam 195,000,000 €(195 milyon Yuro-Euro-Avro)‘ya mal olacak. Bunun yanı sıra Türk Telekom Aslantepe'deki Galatasaray'a ait olacak stadın isim haklarını 10 yıllığına 102,500,000 $(102,5 milyon dolar)‘a satın aldı ve stadın ismi Türk Telekom Arena olacak. Tabi devlet bunu karşılıksız yapmayacak. Şimdiki Ali Sami Yen stadının yerini devralacak devlet büyük bir ihtimalle tarihi stadın arazisini milyar dolarlık bir bedelle yabancılara -tercihen Dubaililere- satılacaktır.

Şimdi tekrar baştaki habere dönelim. 3 aydır maaş alamayan, ekmek almak için milyon doların milyonda birini bulamayan işçiler hakkında yazılmış. Üstelik 1,5 yıldır devam eden inşaatta, bu işçilerin dördüncü kez iş bırakışı. Evet kriz var ama kime? Galatasaray'a mı, Türk Telekom’a mı, devlete mi, işçiye mi?

Şartlar bir şekilde değişse ve Galatasaray'ın yerinde Beşiktaş olsaydı; stadı yapan işçilere aynı haksızlıklar yapılsaydı, Beşiktaş'lı taraftarlar susmazdı. Çarşı o zaman da müteahhitlere karşı olup, işçilerin yanında onlara destek olurdu.

4 Mart 2009 Çarşamba

Tek Kare

Bizim A

2 Mart 2009 Pazartesi

BEŞİKTAŞ, MUSTAFA DENİZLİ'YE RAĞMEN KAZANIYOR


Beşiktaş, Mustafa Hoca tarafından doğru kadroyla sahaya sürülemediği için doğal olarak ta iyi oynayamıyor. Sonuca bakıp ta günü kurtardık diye kimse başta Mustafa Hoca sevinmesin sakın.
Her hafta değişik bir kadro, ya çok temkinli ya çok deli danalar gibi saldırmaya çalışan bir oyun anlayışı, birbiriyle çelişen bir oyun kurgusu. Takımın belirgin bir sistemi yok.İdeal bir kadro oluşturulamıyor. Mustafa Hoca bir şeyi sakın unutmasın. O sıradan bir takımı değil sahaya formasını koysa, ya da bütün maçlarına teknik adamsız çıksa ilk dörde girecek Beşiktaş'ın teknik adamı.
Öyle bir saha içi kurgusu var ki Beşiktaş'ın, anlayan beri gelsin. Mustafa Hoca dahil kimsenin anlayabileceği bir şey değil.Takım ya hücum bölgesinde ya defans çizgisi üzerinde oynuyor. Günümüz futbolunun en önemli bölgesi olan orta saha hemen her maç pas geçiliyor. Bugünkü maçta koca orta saha kanar adamlar hariç(Tello ve Ekrem)sadece Ernst'e teslim edilmiş. Bu dışardan çok açık bir biçimde görülebilirken, Denizli'nin bunu görememesi nasıl açıklanabilir ki? Beşiktaş takımında şu gün itibarıyla çok açık ve net olan bir gerçek vardır: Takım ileride Bobo ve Nobre'yi birlikte kullanmadan ve orta sahada Ernst'in partneri, Uğur ya da Cisse olmadan bu takım bu yıl şampiyon olamaz....
Mustafa Denizli eğer ileride Nobre ve Bobo'yu birlikte kullanacaksa onların gerisinde oynaması gereken futbolcu Delgado ya da Yusuf Şimşek olmamalıdır diye düşünüyoruz. Bu kendi elinle koca orta sahanın rakibe teslim edilmesinden başka bir sonuç vermez. Eğer bu gün İstanbul Belediye forvetleri biraz becerikli olsa ya da kalecimiz Hakan gününde olmasa Mustafa Hoca ne söyleyecekti ki çok merak ediyorum.? Bıraksın bu Delgado sevdasını...Takımın orasıyla burasıyla oynamayı kesmeli Mustafa Denizli...Bu ne biçim egoymuş, bu ne kendini ispat etme çabasıdır, bu ne kompleksmiş be...Ya çok korkak ya çok cesur... Ortası yok mu bunun Hoca ?
Bu ülkede biraz palazlanan, az da olsa standart üstü, şansına başarıyı yakalamış, tesadüfen elde edilmiş başarılar ve onları zorla kahraman yapan bileşenler ve onların yarattığı büyük insanlar !!! hep korkutur bizi. Her gün kendini yeniden ispat etme düşünceleri, farklı işler yapma işgüzarlıkları ve her seferinde şapkadan tavşan çıkartma sevdaları onların en büyük düşmanlarıdır aslında...