28 Nisan 2009 Salı

Tek Kare

Az kaldı

Pepeleşmek

Real Madrid’li futbolcu Pepe, Getafe maçının bilmem kaçıncı dakikasında rakibine tekme atarak, kendini unutarak acaip kötü şekilde rakibine zarar verici hareketler yaptı. Yaptığı hareketleri savunacak bir kişi tanımıyorum, kendisi de olanları unutamadığını, kendini çok kötü hissettiğini açıkladı.

Yere düşen adama vurmak bir kişinin ne kadar acımasız olduğundan çok, ne kadar aciz, insanlıktan yoksun olduğunun belirtisidir. Bu davranış ne kadar acımasız bir davranışsa, medyanın, bireylerin Pepe’ye karşı takındığı tavır da o kadar yanlıştır. Hata yapmış ve bunun farkına varmış, özür dileyen birinin üzerine daha fazla gitmek, en az onun yaptığı kadar ağır bir harekettir. Bunu bir kan davasına çevirmek ise daha büyük bir hatadır.

Yakın zamanda GS-FB derbisinde de gördüğümüz gibi futbolcular, kendilerini izleyenlerin, medyanın gazına gelerek gerçek hayatta akıllarına bile gelmeyecek şeyleri yapabiliyorlar. Buradaki suçun hepsini bireylere, futbolculara bırakıp medyayı eleştirmemek hata olur. Çünkü medya kendini eleştirme yetisine mashar olan bir kurum değildir. Birilerinin de medyayı eleştirmesi gerek.

Yapılan hareketin cezası zaten 10 maç ile cezalandırılmışken, yere düşene Pepe’nin attığı tekmeleri, Pepe’ye atmak Pepeleşmek demektir. Onun yaptığının hata olduğunu bilen bünyeler, lütfen kendileri de aynı hatayı yapmasınlar.

26 Nisan 2009 Pazar

Şampiyonluğa 5 var...


Dün Sivas'ın rahat Trabzon galibiyeti, Beşiktaş'ın zorlu Eskişehir maçını daha bir önemli hale getirdi. Sezon sonuna yaklaşıldıkça ligin Sivas ve Beşiktaş cephesinin hata yapma lükslerinin olmadığı ortada. İşin Sivas cephesi bizi ilgilendirmiyor Biz Beşiktaş'a bakalım...

Mustafa Hoca'nın sahaya çıkarttığı kadroya baktığımızda getirebileceğimiz eleştiriler var. Bunlara kısa kısa değinelim. Defansımız sağda İ.Toraman, solda Ekrem, göbekte Zan ve Sivok'la başladı maça. Bizce doğru bir diziliş. Son haftalarda yükselen formuyla Zan bizi şaşırtsa da biz onun yerine Zapo tercihini kullanabilirdik ama bu Gökhan böyle oynadığı sürece de tek laf etmeyiz. Defansın bu dizilişi tam da bizim doğru kabul ettiğimiz bir diziliş. Ekrem'in solda İbrahim Üzülmez yerine tercihi de gelecek açısından doğrudur.

Defansın önünde oynayan Ernst ve Cisse(ya da Uğur) tercihleri de bizce doğru bir orta saha kurgusudur. Buraya kadar sorun yok. Gelelim orta saha kenarlarında dönüşümlü oynayan Tello ve Özkan'a. Eski maçlarına nazaran son haftalarda biraz durgunlaşan Tello geçmişine hürmeten bir yere hoş görülebilir. O Tello bugün oynanan Eskişehir maçında da pek de iyi olmamasına rağmen 67.dakikada Bobo'ya yaptığı asistle görevini yaptı diyelim. Peki bu Serdar Özkan denilen 3.sınıf topçu ne iş yapar.? Ne zaman yapar.?Genç Serdar ne zaman önce takım diyecek, kendine oynamayacak takıma katkı sağlayacak. Bu adamın saha içi torpili kimdir? Bu Serdar altyapıdan çıkmış,gençmiş,yetenekliymiş Eeee... Ne zaman sahaya yansıtacak bu özelliklerini... Sorsan kendini Messi sanır... Arda'yla kıyaslar... Hadi lan oradan... Bir futbolcu sakat olur, formsuz olur, anlarız...Sen hep kafadan sakat, sürekli formsuz, sıradan bir futbolcusun ve Beşiktaş'ta ne işi var böyle adamların.

Bu günkü maçta Holosko'ya partner olarak ileride görev yapan, daha çok forvet bölgesinde oynayan Delgado'da Serdar Özkan'ın Latin Amerika ayağı. Sadece kafa yapıları farklı. Delgado ne olup ne olmadığını biliyor. Bizim Serdar onu da bilmiyor zavallı. Kaptan Delgado Yusuf'un gelişinden sonra biraz kımıldasa da yeterince takıma faydası yok zararı çok. Ne zaman kaptan bir maç kurtaracakta biz göreceğiz. Ölme eşeğim ölme...

Bu günkü maçta takımda bildiğimiz anlamıyla tipik bir santrafor yoktu.Tamam Nobre sakat kadroda yok. Peki Bobo neden yedek.? Hoca'nın tercihi elbette sorgulanmalı. Rakibin oyun ve kadro yapısına göre çıkartılmış bir kadro gibi geldi bize. İkinci yarıda Sivok'un yerine giren Bobo ve 81.dakikada Tello'nun yerine giren Yusuf tercihleri elbette sorgulanmalı. Mustafa Hoca koca bir ilk yarıları neden boşa harcıyor ? Yusuf'un bu kadroda yer bulabilmesi için daha ne yapmalı.? İlk golü ikinci yarı giren Bobo'nun atması, ikinci golü bir kaç rakibini ipe dizer gibi geçen ve Holosko'ya al da at diyen ve maça yedek başlayan Yusuf tercihleri her zaman tutar mı Mustafa Hoca?

Gel bu sene son verelim dertlere...

Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ikisi de ilk defa bu kadar kötü bir sezon geçiriyorlar.Kadroları Beşiktaş'tan iyi olmasına rağmen istedikleri oyunu,sistemi bir türlü oturtamadılar...Sivasspor ise tarihinin en iyi sezonunu geçirmekte.Takım olarak gerçekten iyi oyun oynuyorlar ve sezon sonu emeklerinin meyvesini almaya ilk defa bu kadar yakınlar...
Beşiktaş cephesi de uzun süreden sonra ilk defa şampiyonluğa kitlenmiş durumda.Maç öncesinde,maç sırasında,maç sonrasında taraftarın takıma inanılmaz bir desteği var.Beşiktaş takımı da seyircisine yakışır oyun oynamaya başladı...Fikstüre baktığımızda Sivasspor Beşiktaş'a göre daha avantajlı ancak Beşiktaş da Sivas'a göre daha tecrübeli ve daha kaliteli bir kadroya sahip...
Bu hafta Fenerbahçe İnönü'ye gelecek.Hoş gelsin sefa gelsin.Taraftar desteğini de arkasına alan Beşiktaş-Mustafa Denizli absürd bir kadroyla çıkmazsa- Fenerbahçe'yi mağlup edecek kapasiteye sahip.Umarım bizi yanıltmazlar...
Şampiyon olacağız Beşiktaş'ım bu sene,
...
Gel bu sene son verelim dertlere...

24 Nisan 2009 Cuma

Barcelona'nın ateşle imtihanı

Evet, aynen öyle. Footballove blogunda Konsantrasyon adındaki yazıda Barcelona'nın 22 Nisan-13 Mayıs tarihleri arasındaki zorlu 7 maçı listelenmiş. Ancak buna daha yakından baktığımız zaman Barcelona açısından çok ilginç.

28/04 Barcelona - Chelsea (Champions League)
03/05 Real Madrid - Barcelona (La Liga)
06/05 Chelsea - Barcelona (Champions League)

8 günde öyle 3 maç oynayacaklar ki gerçekten inanılmaz. Düşünün pek çok kişi tarafından dünyanın, azımsanmayacak bir kitle tarafından da yüz yılın en iyi, en sağlam takımı olarak gösteriliyorsunuz. Ligde 6 puanla lidersiniz ve son 6 maç, avrupada yarı finaldesiniz. Dananın kuyruğuna gelmişsiniz. Ve 2008-2009 sezonunda Barcelona başarılıydı/başarısızdı ayrımının yapılacağı hafta 28 Nisan ile 6 Mayıs arasında oynanacak 3 maç ile belirlenecek.

Guardiola sanırım sene boyunca yaptığı rotasyonların, sağladığı kadro genişliğinin ve derinliğinin işe yarayıp yaramadığını bu haftada görecek.

23 Nisan 2009 Perşembe

Ligde Beşiktaş-Kupada Beşiktaş


Formalite bir kupa yarı final maçıydı.İlk maçta alınan 3-1 lik galibiyet ti buna sebep. Ama anlamadığımız Mustafa Denizli neredeyse ideale yakın bir kadro ile sahadaydı. Hoca Ankaraspor dan çekindi desek değil, peki her hafta takımın üstü başıyla bu kadar oynayan Denizli neden böyle bir kadro çıkarttı ki sahaya.

Bu sezon yeteri kadar şans bulamayan Serdar Özkan, Uğur, Erkan, belki Aydın Karabulut'ta sahada olmalıydı bize sorarsanız. Bu futbolcular böyle rahat bir maç ta oynamayacaksa ne zaman oynayacaklar.?

Ernst her zamanki gibi bu takımın çehresini değiştiren bir futbolcu olmaya devam ediyor. Biz seyrederken bu Almanı yoruluyoruz ama o maçın son bitiş düdüğüne kadar o formayı ıslatıyor, mücadele ediyor ya bir taraftar bir futbolcudan daha ne ister ki ? Devre arası gelen ve takıma bu kadar etki eden Türkiye liginde başka futbolcu var mıdır ? Kuşkusuz Vardır tabi ki ve Ernst'te onlardan biridir herhalde. Benim hatırladığım diğeri de Fenere devre arası gelen ve oldukça yararlı olan Nobre'dir ki o da bizdedir.

Bu günkü Ankaraspor maçında geldiği günlerdeki oyununa yakın hatta daha iyi oynayan Holosko'da harikaydı bize göre. Kaçırdıkları falan önemli değil bizim baktıklarımız bunlar değil. Soğuk, vurdumduymaz, koşamayan,rakip kovalamayan Holosko'nun yerine iştahlı, top oynamak isteyen,mücadele eden Holosko, bundan sonraki maçlarda böyle oynarsa şampiyonluk çok uzak olmaz Beşiktaş'a.Takımda evet şu kötü oynadı diyeceğimiz kimse yok gibiydi ama, Delgado her zamanki tek pas-ama yanlış pas uygulamasını gene bize sık sık gösterdi. Bobo durgun, gol atma adına kendini fazlaca sıkan bir gerilim içinde olmasa sonuç daha farklı olurdu gibi.Yusuf bu takımın en iyi top kullanan adamı ama sanki günümüz futbolunda son kullanması geçen futbolcu prototipi gibi. Topu alıyor,1 de değil 3 rakibi bekliyor, onlara çalımı atıyor, allahı var Delgado'ya göre güzelde pasını veriyor...İyide kendisinin olmadığı topsuz oyunun hiç bir yerinde maalesef Yusuf yok. Bu Onun yıllardır oynadığı futbol karekteri olmuş artık. Henry bile Yusuf'un yanında ferrari gibi kalıyor...

Bir şekilde Türkiye Kupası'nın bir kulpundan tuttuk. Bundan sonrası daha kolay olacak gibi. 26 Yıldır bu kupayı alamayan Fenerli dostlarımız kusura bakmasın...Başka kapıya... Daha yaşınız genç...

20 Nisan 2009 Pazartesi

Denizli'nin Delgado sevgisi...


Artık kanıksadık. Takım ne zaman iyi gitse rakip takım değil ama Mustafa Hoca'nın Delgado aşkı depreşiyor. Hayır Hoca Delgado'yu sevsin bir şey demiyoruz ama takım iyi giderken tekere çomak sokmasın yeter. Hatta çok seviyorsa halı saha maçlarında beraber oynasın. Yeter ki takımdan uzak tutsun Delgado'yu.

Sadece bir tek futbolcu değil takımın sorunu. Takım yener-yenilir, berabere kalır derdimiz bu değil. Ama 3 yıldır bu futbolcuya dayalı oyunun işlerliği ve geleceği yok, peki bu kadar ısrar niye ki? Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'lu bir takımın oynadığı oyunun günümüz endüstriyel futbolunda yeri var mıdır?

Takım savunmasına katkı yapmayan yapamayan bu kadar çok futbolcuyu bir arada oynatan bir teknik adamın kendisini sorgulaması gerekmiyor mu? Hayır Delgado'yu oynatınca takımın orta sahasında düşen direncin doğal olarak revizyona gidilmesi hamlesidir Cisse -Sivok değişimi. Orta sahada Cisse ya da Uğur'un Ernst'e partner olması gerekirken, Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'nun birlikte oynamasından dolayı Ernst''in partneri bir hafta Cisse oluyor diğer hafta Sivok.Mustafa Hoca ligin boyunun kısalmaya başlandığı bu haftalarda artık karar vermeli. Ya Delgado'suz şampiyon olacak, ya Delgado'lu şampiyonluk kaçacak. Olay bu kadar basit. Delgado gününde olacak da ( 3 yıldır bir elin parmaklarını geçmez bu durum) keyfi yerine gelecek de oynayacak da, kopardığımız bir maçta 3.4. golü atacak da takımın lideri ve kahramanı olacak. Bizde ona güvenip istikrar adına takımı ona endeksleyeceğiz. Vay anam vay yemede yanında yat.

Bugün Beşiktaş, Bursa'yı yenebilirdi, yenilebilirdi de.Maçın kırılma noktaları ise şunlardı:
34. dakikada Young ceza alanı içinden vurduğu şutu önce Rüştü çeldi top direkten geri geldi, dönen topu Volkan Şen kafayla boş kaleye gönderdi top yine direkten geri geldi Sivok topu dışarı vurdu. 44. dakikada İbrahim Toraman ikinci sarıdan kırmızı gördü ve takım10 kişi kaldı.Mustafa Hoca ikinci yarıya Tello'nun yerine Cisse'yle başladı. Maçın 46 .dakikasında Holosko kaleci İvankov'la karşı karşı'ya kaldığı pozisyonda topu kaleye vurmak yerine kaleciye takılarak olası bir golden etti Beşiktaşı.Maçın ilerleyen dakikalarında Mustafa Denizli, Delgado'nun yerine Yusuf, Holosko'nun yerine ise Serdar Özkan'ı aldı oyuna. Dakikalar 76'yı gösterdiğinde, deli İbo'nun soldan çıkarttığı nefis pası Ekrem ters tarafa vursa top gol olacak ama Ekrem kalecinin yattığı tarafa vurarak bir golden ediyor takımı. Son dakikada Bobo yine nefis yükseliyor ama kalecinin üstüne vuruyor topu.
Bizim pek tutmadığımız Gökhan Zan'ında maç boyu harika oynadığını belirtelim bu arada. Darısı Delgadoyla, Serdar Özkan'a diyelim.

Kısaca karşılıklı ataklarla geçen ve ayağımıza kadar gelen liderlik fırsatını bu defa kaçırdık. Sağlık olsun. Umarım Mustafa Hoca bu maçtan gerekli dersleri çıkartır.

Biz bazı dersleri çıkarttık. Sivok defans tandeminde oynamalı, Onun orta sahaya sürülmesi 1 kişi eksik ve verimsiz oynatıyor takımı. Delgado yerine en azından ilk 11'de mutlaka formda Yusuf sahada olmalı, Ernst'in partneri Uğur ya da Cisse olmalı. Maçın 73. dakikasında oyuna giren ve 3 dakika sonra yorulan, koşamayan, bitik Serdar Özkan maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar vasat oynamasına rağmen koşan Ernst'e bakıp biraz utanmalı... Hatta ülkemizi teğet geçen bu kriz ortamında Delgado'yla birlikte Serdar Özkan süresiz ve ücretsiz izne ayrılmalı. ibreti alem için...

16 Nisan 2009 Perşembe

13 Nisan 2009 Pazartesi

Biraz da sen ağla

"Tamamıyla çok güzel bir tezgah ortaya konmuş. İki takım da ligden düşürüldü. Yetkilileri tebrik ediyorum. İkinci yarı başladığından beri senaryo gayet güzel uygulandı. Galatasaray ve Fenerbahçe gibi Türkiye'nin iki önemli takımı devre dışı bırakılmaya çalışılıyor ve başarılı da oluyorlar bana göre."

Sanki top oynadın,
sanki seyircin tezahürat yaptı,
sanki atılan nizami golün verilmedi,
sanki 90 dakika tek kale oynadın,
sanki penaltıların verilmedi,
sanki senin Sabri'n anormal bi adam değil,
sanki Arda hiç yumruk atmadı,
de böyle hüngür hüngür ağlıyorsun.

GS-Beşiktaş maçında Delgado'nun atıldığı hareket dün gece defalarca yapılırken kart filan gösterilmedi. Kendisi başarınca bilek gücü, başkası başarmaya yaklaşınca töhmet altında bırakıyorsun, çamur atıyorsun, çirkeflik yapıyorsun. Bir de GS'li kalemşorlere hedef gösteriyorsun.

Biraz da sen ağla Adnan, biraz da sen ağla...

Al birini vur ötekine

GS-FB maçının en heyecanlı anları, oyun durduğu anlarda yaşandı. Benim favorim Sabri-Emre kapışmalarıydı. Nerede karşılaştılarsa birbirlerine girdiler. Eskiden Emre'nin GS'de yaptığı görevi üstlenen Sabri, aslıyla karşılaşınca şaşırdı tabi. 5 defa hakemle kapışan Sabri nedense sarı bile görmedi. Emre ise zaten allahlık. O da nedense Kayseri maçında yaptığı "Seni gebertirim" hareketini sabriye yapamadı, stat itibariyle mağduru oynadı. Fatih Terim'in bu iki pisliği de maçta yüzlerini tekrar gösterdiler.

Hele maçın sonlarında olayın koptuğu anda evde mısırları patlattık, çekirdekleri çıkardık ve mahalle kavgasını izledik. Hakem 4 kırmızı çıkardı, kimse de itiraz etmedi. Ebedi dostlukmuş, milli takım arkadaşlarıymış. Hepsi yalan. Bağıran binlerin etkisiyle kendini, insanlığını unutan, medyanın gazıyla daha da çılgına dönen "boğa"lar, herhalde arenayı seyredenleri mutlu etmiştir.

Neyse toplam 12 tane yabancı gazetecinin izlediği bir "dünya derbisi" daha geride kaldı. Bu seneki sidik yarışı da bitti, hem futbolsuz.

12 Nisan 2009 Pazar

Yesinler Dünya Derbisini

Dünya derbisiymiş. İlk yarıdaki derbiyi hepsi 3 tane Çek gazeteci izlemiş. Ve gerçekten merak ediyorum, kaç tane ülkeden kaç tane kanal maçı canlı yayınlamak için başvurmuş acaba.

13 Aralık 2008'de oynanan Barcelona-Real Madrid derbisini dünyada toplam 300 milyon kişi canlı olarak izlemiş, 1000'den fazla yabancı basın mensubu maçı Nou Camp'ta takip etmişti.

İnter-Milan, Rangers-Celtic, Boca-River Plate derbilerinin dünya derbisi olduğunu rakamlarla ispatlayabiliriz.

Demiş ya Cem Karaca "Edirne'den sonra kim sitar" diye. Aynen öyle...

11 Nisan 2009 Cumartesi

Oyun kötü sonuç güzel

Maçın sonucuna bakarak Beşiktaş'ın iyi oynadığı söylemek mümkün değil. Penaltıdan beraberlik golüne kadar Beşiktaş'ın bu sezon oynadığı en kötü oyun diyebiliriz. Bu kötü oyunun sebebini bulmak için özellikle eleştirel yaklaşmanın, bunun için kendimizi zorlamanın kimseye bir faydası yok. Bazen işler istenildiği gibi gitmez. İllaki bir suçlu aramak gerekmiyor. Ama maç içinde gözümüze takılan bir kaç noktayı da belirtmeden geçmeyelim.
Sahaya çıkan ilk 11'i değerlendirdiğimizde, zorunlu bir değişiklikle cezalı Toraman'ın yerine Zapo monte edilmiş. Bu tercihe yanlış demek mümkün değil. Bu sezon ara ara takımda yer bulan Zapo'nun topla üstüne gelen rakibe karşı zaafları çok açık bir biçimde ortaya çıkıyor artık. Zapo'nun bu dengesiz ve ilk müdahaledeki zamanlama yanlışlarını, ligde oynadığı rakip futbolcuları yeterince tanıyamaması olarak da değerlendirebiliriz, oyun karekteri olarak da. Zapo'nun dengesiz ve harala gürele rakibe girmesi ve kolay ve basit çalımları yiyen bir oyuncu olması düşündürücü. Oyun olarak vasatı aşamayan Zapo'nun penaltı vuruşu ise mükemmeldi.Belki klasik forvetlere karşı başarılı olabilir ama hızlı ve sprint özelliği olan futbolculara karşı başımız ağrıyabilir, penaltı ya da kırmızı kart durumlarıyla karşılaşabiliriz.
Dikkatimizi çeken bir diğer durum da şu. Bu takımda ister Nobre tek oynasın isterse Bobo fark etmez ama mutlak surette tamamlayıcı forvet özelliği olan Holosko ikisinden birine yardımcı olarak kadroda yer bulmalı. Bizim tercihimiz üçünün bir arada oynaması. Bobo sahada tek ama Holosko ve Nobre yedek kulübesinde. Nobre'nin neden oynamadığını anlayamadık. Hafta içinde sakatlığı bulunan Nobre iyi olduysa bu takımda oynar yok sakatlığı geçmediyse kenarda neden bekletilir ki? Henüz sözleşme yenilemeyen Nobre'ye sensiz de bu işler olur anlamında bir uyarımıdır bu, anlayamadık.
Biz bu sezon bu takımda orta saha kurgusunun Ernst ve Uğur İnceman'ın üstüne kurulmasına inanıyoruz. Doğru olur yanlış olur ama 6+2 saçma kuralı gereği de Zapo, Sivok, Ernst, Holosko,Tello ve Bobo ve Holosko'nun ilk on birde başlaması da bu görüşümüzün bir parçası. Delgado ve Cisse ise + 2 miz.
Hakemin penaltı kararını biraz ağır buluyoruz, sonucu değil ama oynanan futbolu bir yol kazası olarak değerlendiriyoruz. Ama şurası gerçek ki, bu sezon bu takım mağlup duruma düştüğü maçlarda mağlup olmama direncini gösteriyor. Öne geçtiği maçlarda ise daha rahat oynayacağından dolayı mağlup olmaz. Bunun içinde saha içinden çok saha dışında da daha rahat, daha huzurlu bir ortam mutlak surette oluşturulmalı. Az kaldı, bayraklar hazırlandı, meşaleli izinsiz çıkacağımız sokaklar bizi bekliyor.

5 Nisan 2009 Pazar

TorAMANSIZ ol...

Şampiyonluğa giden yolda taraftar,oyuncular,teknik kadro bütünleşmiş durumda.Öyle bütünleşmiş durumda ki Çarşı takım otobüsüne gittiği yol boyunca eşlik ederek takıma moral katmakta.
Takım otobüsüne eşlik etmekte olan taraftara biber gazı ve su sıkan polisleri şiddetle kınıyoruz.Nitekim taraftarlar da maç öncesi 'Polis Teşkilatı'nın 163. yılı kutlu olsun' yazılı pankartı futbolcuların taşıdığını görünce 'Kahrolsun emniyet' diye tepkisini gösterdi... Gelelim maça,bir kere taraftar mükemmeldi.Sevinmek için sevmeyen bu taraftarın artık sevinmeye de ihtiyacı var...3 sezondur gol bile atamadığımız Kayserispor bu maçta tel tel döküldü.Beşiktaş ise tam aksine mükemmel oynadı.Bobo ile 4 net fırsatı harcadı.Yusuf'la mükemmel bir gol buldu.Geçen seneki Sherrif maçlarından sonra bir daha eski oyununu oynayamayan(ki o maçlar da sezonun ilk maçlarıydı) Serdar Özkan ilk defa bu kadar istekliydi.Yaptığı asistle de bizleri şaşırttı.
Maçın adamı tartışmasız Fabian Ernst'ti.Ön libero olmasına rağmen, oyunu bu kadar iyi yönlendiren,bu kadar hücuma ve defansa destek veren,bu kadar teknik bir oyuncuyu bulmak gerçekten zor.İleri çıkıyor şut çekiyor,olmadık yerlerde attığı arapası ile gol pozisyonları hazırlıyor,geride son adam olarak kalıyor bazen de...Kısacası takım şampiyon olacaksa en büyük pay yarım sezon oynamasına rağmen Ernst'indir.
Fatih Terim bu maçı da tribünden izledi.(neden izlediğini çözemedim hala).Çıkışta taraftarlar 2 metre büyüklüğünde bir pankartla Terim'i protesto ettiler.Terim, "Amansız ol amansız ol diyorsun ya ne yapacaksın TORAMAN'sız" yazan pankarttan bir şeyler anladıysa ne mutlu bize...Beşiktaş Toraman ile şampiyonluğa bir adım daha yakın,peki ya TorAMANSIZ Milli Takım Dünya Şampiyonası'nda yer alabilecek mi?Sanmıyorum...

Dışarıda deli dalgalar, içerde futbol oyunu var


Beşiktaş taraftarları takıma destek vermek için düzenlediği meşaleli yürüyüş sırasında emniyet güçleriyle arasında yaşanan olaylar son derece üzücü, üzücü olduğu kadar da düşündürücü. Şiddetin her sorunu çözemediği, en demokratik taleplerin bile bu kafayla çözümlenemeyeceğini görmek gerek oysa. One minute... Dışarıda bunlar olurken Beşiktaşlı futbolcular "Polis teşkilatının 164 yılı kutlu olsun" pankartıyla sahaya çıktı ve tribünlerde bu pankarta tepki olarak "kahrolsun emniyet" tezahüratı yaptı. Şu haklı bu haksız demenin düşman aramanın suçlu yaratmanın kimseye bir faydası yok onun için de sakin olunmalı alt tarafı spor yapıyoruz, takım taraftarıyız, maçlara eğlenmeye gidiyoruz değil mi ? Bende biliyorum ya da en azından tahmin edebiliyorum durumu da... ama yerseniz ... Ya da domuzluğuna anlamamazlıktan geliyorum anlayacağınız.

Neyse biz maça bakalım. Mustafa Denizli her hafta değiştirdiği kadroyu bu defa zorunlu olarak yaptı. Holosko, Tello milli maç ve yol yorgunu oldukları gerekçesiyle kenarda beklerken son Sivas maçında ön libero olan Sivok bu maçta defansa (bizce oynayabildiği en iyi yer orası) çekilmiş. Ondan boşalan yere Cisse geçmiş, Tello'nun yerinde ise Serdar Özkan var.Ve Yusuf bu defa ilk on birde başlıyor maça.Defans oynayan Sivok'da Toraman'da sağlam oynuyorlar. Kayserinin en ucunda oynayan çirkef Cangele'ye deyim yerindeyse nefes aldırmıyorlar.Defansın sağındaki Ekrem sağ kanadı Özellikle Ali Turan'ın atılması sonrası daha bir iştahla kullanıyor. İ.Üzülmez milli maç nedeniyle biraz yorgun, durgun. İspanya'nın forvetleri Torres ve Villa çocuğu perişan etmişler anlaşılan.Devre arasında gelen futbolculara pek sıcak bakılmaz, onların verimsizliğinden,takıma uyum sağlayamamasından dem vurulur ya hep.Bu ezber Ernst'le bozulacak anlaşılan.Bu alman mı çok iyi, Ertuğrul Hoca'mı şanssızdı, Mustafa Hoca mı çok şanslı anlayamadık. Bu takımda Ernst gibi sonuna kadar takımı için savaşan, rakibe nefes aldırmayan, elinde avucunda ne kadar ne varsa sahada bırakan bir kaç futbolcu daha olsa bu takımın sırtı zor yere gelir.Forvette oynayan Nobre her zamanki gibi savaştı,didişti, rakip defansla boğuştu ama oda gol bölgelerinde verimsiz bir futbolcu profilini değiştiremedi. Bobo ise girdiği gol pozisyonlarını gole dönüştürememenin soru işaretlerini bıraktı kafamızda. Ama önemli olan gol pozisyonuna girmektir deyip geçilecek bir dönemden geçmiyoruz.

2 ay sonra Tello'nun yerine şans bulan bizim çocuk Serdar Özkan ise atılan gölün mimarıydı. Yusuf'a yaptığı asist, gelişi güzel atılmış bir top değil, görerek ve bilerek atılmış bir pastı.Yalnız bizim değerlendirme ölçümüz Serdar için pek olumlu şeyler içermiyor. Maç boyunca yapması gerekeni yapmanın bir artı fazilet olmadığına inanıyoruz. Zaten görevin o, sen fazladan takımın için ne yapıyorsun ? Bireysellikten, bencillikten kurtulup, taraftara şirin görünmek için rakiple didişmeyi ya da hakemi kandırmayı bırakıp, fantaziye kaçmadan, kendisi olan, yapması gerekeni ne kadar ve ne sıklıkta yapıyor Serdar, soru bu ? Serdar bu maçta biraz oynamaya çalıştı ya artık 3-5 ay daha bekleriz Serdar'ın birazcık oynaması için. Bu da sadece S.Özkan'ın değil Türk futbolunun temel sorunu galiba.

Görünen o ki bu Beşiktaş,bize şampiyon olabilmek için umut vaadediyor. Ve bizde bu yıl bu iş bitecek diyoruz. O kadar...

4 Nisan 2009 Cumartesi

Tek Kare

Forza Beşiktaş

3 Nisan 2009 Cuma

Olmadı Sabri'yi alırız

Sihirbaz olmaya çok meraklı Fatih Terim, iki İspanya maçında "0" çekti. Şapkadan bu sefer tavşan değil tavuk çıktı. Hep son 5 dakikada gol atan takım olamayacağını gördü muhtemelen. O görmese bile biz gördük. 5 senedir aynı takımı çalıştırıp da üç pas art arda yapamayan bir takım gördük. 1-1 berabere giden maçta iki uç elemanı oyundan alan Terim'i gördük.

"Gol atalım üzerine yatalım" dedi. O da olmazsa Sabri'yi alırız. Ne oldu Sabri girdi, yine olmadı.

Neymiş? Sol bek Hakan'dan göbek olmuyormuş.
Neymiş? Sağ bek Sabri'den forvet olmuyormuş.