31 Mayıs 2009 Pazar

Şampiyonluk bizim, kupa bizim


Bu sevinç için, kupalar için, inandığınız için çok teşekkürler çocuklar.

Serdar Özkan sana da teşekkürler...

Bobo uçmuş yuvadan

Milliyetin haberini okudum, Bobo ve Beşiktaş Olimpiyakos'la anlaşmış, seneye yokmuş. İlk günlerinde ısınamadığım, sonraları müptelası olduğum bu adam Beşiktaş'ın benim için bir ilkidir. Gençken alıp, yetiştirip, Brezilya milli takımına kadar çıkardığımız, sonrasında büyük ihtimalle büyük karla sattığımız Bobo, 4 sezon sonunda hüzünle ayrıldığımız oyuncumuz oldu.

200. yılımızda üzerinde futbolcu isimleri yazan formalar yapıldığında o zamanki Beşiktaşlılar onun da isminin o formada olduğundan dolayı gurur duymalılar. Tabi bunu benim küçük küçük torunum görebilir o ayrı konu...

Dip Not


"Andres Iniesta ve Xavi, topu daha fazla kontrol etmeye başladılar. Ve biliyoruz ki; saha içerisindeki top, bu ikilinin ayağına geçtiği anda o sahneye tanıklık eden herkes adına yepyeni bir serüven başlıyor. Hem de uzun soluklu bir serüven."

Ali Sami Yen Bloğu

Teşekkürler çocuklar

Sizler inandınız ya bu bile yeterdi.

Şampiyonluk mu? Biz seni şampiyonluklar için sevmedik ki...

30 Mayıs 2009 Cumartesi

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Bir adım daha...

Beşiktaş şampiyon diye yazmayı beklediğim bir haftaydı.Ne yazıkki Denizlispor Fenerbahçe maçını unutamıyorum.Fenerbahçe elindeki şampiyonluğu Galatasaray'a kaptırmıştı.Bu defa roller biraz değişik.Denizli kümede kalmış durumda.Sivas-Galatasaray ile maç yapacak,Trabzon ise Fenerbahçeyle.Yani Beşiktaş ŞAMPİYO...
Şimdiden şampiyonuz diye atıp tutmak istemiyorum ama görünen köyün kılavuz istemediğini belirtmekte fayda var.Beşiktaş 6 yıllık özlemine son vermeye hiç bu kadar yakın olmamıştı...Umuyorum haftaya şampiyonluk yazısı yazma mutluluğuna varabilirim...

Şampiyonluk Geliyor


Son haftaya giren lig'de eğer bir futbol mucizesi olmazsa Beşiktaş rakiplerinin önünde ipi göğüsledi gibi. Rakiplerinden 2 puan farkla önde gidilecek Denizli deplasmanında şampiyonluk turu atılır, bizde coşkuyla bu sevince ortak oluruz. Başka bir alternatifi düşünmek bile istemiyoruz.
Bugünkü Galatasaray derbisinde oynanan futbolun teknik-taktik oyun analizi umurumuzda bile değil. Çıktık, oynadık ve yendik.Ötesi çok da derdimiz değil. Gerilimin tırmandığı, son haftalarda bu saatten sonra oynanan oyun konusunda biraz hoşgörülü olmak gerekiyor.
Beşiktaş'ın Galatasaray maçında oynadığı oyunun eleştirisi ve gelecek sezonlara ilişkin yapılacak eleştiri hakkımızı saklı tutuyoruz. 100. yılda gelen yani 2003 den beri görmediğimiz, unuttuğumuz şampiyonluk sevincini yaşamak adına bu hakkımızı pas geçiyoruz.
Bize bu coşkulu sevinci yaşatan başta futbolcular,teknik adam,muhteşem taraftarlara sonsuz teşekkürler. Bu hayatta görüp göreceğimiz Aşkların en büyüğüne Beşiktaş'a gönül veren herkes dostlara selam olsun...

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Demirören adaleti



Herkesi kendisi gibi sanıyor bu herif.

Biz evimize ekmek götürürken, cebimizi iki kere yokluyoruz.
Biz çocuğumuza süt alabilmek için amelelik, çöpçülük, arabacılık yapıyoruz.
Biz olurda efkarlanırsak viski değil, tekel birası içiyoruz.
Bizim babamızın fabrikaları yok, baba parasıyla ağalık taslayamıyoruz ki...

Şu gün şampiyonluk şarkıları, marşlar söyleyeceğimize sana sövüyorsak bunun sorumlusu sensin.

VIP Üst B-E: 750 TL

VIP Üst A-F: 500 TL

VIP Alt A-F: 425 TL

VIP Alt B-E: 450 TL

VIP Alt C-D: 500 TL

Numaralı Orta: 425 TL

Numaralı Kenar: 375 TL

Kapalı Üst: 300 TL

Kapalı Alt: 250 TL

Yeni Açık: 90 TL

Eski Açık: 90 TL

Rakip takım: (Eski Açık) 90 TL

19 Mayıs 2009 Salı

Ordaydım:Ankaragücü-Beşiktaş

Beşiktaş'ımızı şampiyonluğa adım adım ilerlerken hiçbir maçını kaçırmadan takip etmek de farz oldu.Zaten yıllardan beri en zor koşullarda bile izlemeye çalıştım Beşiktaş'ı,televizyonlar maçı vermeyince de radyonun başında tükettim dakikaları.Beşiktaş lig bitimine 3 hafta kala Ankara'da Ankaragücü ile oynuyor.Evden bu maçı takip etmek bize yakışmazdı ancak 3bin kişilik kale arkası tribününün 900 tanesi Beşiktaş seyircilerine ayrılınca haliyle maça bilet bulmak zorlaşıyor.Nitekim biletler biletixte satışa çıktıktan 3 dk sonra tükendi...Biz de 900 kişi içine giremediğimizden maçı Ankaragüçlülerin içinde izlemek zorunda kaldık...
Her golümüzden sonra üzülmüş numarası yapsak da gözlerimizin içini anlayamayacak kadar gözleri dönmüş ve birbirleriyle sataşmaktan maçı izleyemeyen Ankaragüçlü hayvan kümesi vardı tribünde.Maçta bıçaklamadan tut,kendi koltuklarını kendi taraftarlarına atacak kadar aşşağılıklar...Maçta takımlarını desteklemek yerine Çarşı'ya ,anamıza, bacımıza küfür etmekle geçiren it sürüsüydü resmen Ankaragüçlüler.
Maçtan 2 saat önce stada girdiğimizde Çarşı henüz stattaki yerini almamştı.Nitekim maçtan 10 dk önce geldiler stata.O zamana kadar Ankaragüçlüler avazları çıktığı kadar marş söyledi pratik yaptı.Nitekim maç düdüğüyle beraber önce maratonda sonra kale arkasında çıkan kavgalardan sonra taraftar bütünlüğü sağlanamadı.Zaten ilk dakikada yedikleri golün şokunu da atlatamadılar.Durum böyle olunca da uzaktan hasret dolu gözlerle izlediğimiz o müthiş taraftar,Çarşı, maç boyu eğlendi,marşlar,şampiyonluk şarkıları söyledi...Hele hele mehter marşı söyleyip duran Ankaragücü taraftarlarına maçın son dakikalarında gün doğdu marşını söyleyerek en güzel cevabı verdi.20bin kişilik stat 900 kişilik ÇARŞI'nın Gün Doğdu marşı ile inledi...
Kenan Evren yüzünden kümeden düşüp geri çıkarılan Ankaragücü bu yıl küme düşsün.Seneye de 100.yıllarında şampiyon olup haklarıyla çıksınlar...Yediğimiz küfürlerden ve yanıbaşımızda çıkan kavgalardan ötürü maçı doğru analiz edemedim.O yüzden maçın teknik boyutlarını yazmam çok doğru değil.

Bu takım bu sene öyle ya da böyle ŞAMPİYON...

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Şampiyonluk geliyor...


Ankaragücü Beşiktaş maçını maalesef Ankara tribünlerinden seyretmek zorunda kaldık. Kısaca rezil bir ortamda küfür yiye yine seste çıkartamadan üstelik maçı tamamladık. Yanı başımızda Ankaragüçlülerin birbirleriyle kavgasıda işin tuzu biberi oldu. Bizde uzaktan uzağa çarşıyı seyrettik.

Mustafa Hoca Sahaya çıkarttığı kadroda yine değişiklik yapmış. Ekrem kenarda beklerken, defansın sağına İbrahim Toraman yerleştirilmiş.Cezalı Sivok'un yerine defans göbeğinde Zapo, Gökhan'a partner olmuş. Önce buradan başlayalım. Denizli, sanıyorum bu defans bloğunu Ankaragücü forvet oyuncularının boy avantajını bertaraf etmek için yapmışa benziyor. Lakin Ankaragücü'nden yenilen beraberlik golü işin teori ve pratiğinin çok da örtüşmediğini gösterdi bize. Ama bu Zan ve Zapo'nun bu sezon birlikte oynadığı hiç bir maçın rahat geçmediği gerçeği de tüm çıplaklığıyla önümüzde duruyor. Gökhan'ı son oynadığı maçlar hariç hiçbir şekilde tutmuyoruz ve beğenmiyoruz. Bizi asıl şaşırtan geldiği ilk günlerde çok umut bağladığımız Zapo'nun durumu. Bu yıl oğluma aldığım ve arkasına ismini yazdırdığımız forma Zapo'nun forması. Ama müthiş bir hayal kırıklığına uğradığımı belirteyim. Dün de dikkatlice izlediğim Zapo'nun ilk toplara girme ve rakibe müdahale konusunda hep zamanlama hatası yapması. Korkarım bu Zapo bu haliyle ve bu formuyla uzun süre bizde kalamaz, kalmamalıdırda.

Kalede Rüştü -Toraman, Zan-Zapo-Üzülmez defans bloğunu, onların önünde Cisse önünde Ernst, sol kanatta Yusuf, sağ kanatta Holosko, en ilerde Bobo ve daha çok Bobo'nun arkasında serbest oynayan bir Tello ile maça başladık.

Beşiktaş takımında başta çıkana kadar Tello, Cisse, Üzülmez ve Ernst beğeni ile izlediğimiz futbolculardı.Diğer futbolcular ise maç boyunca ellerinden geleni yaptılar.Haklı bir galibiyetin ardından şampiyonluk ateşi bu yıl bitecek gibi gözüküyor. Biz taraftarlar haramilerin saltanatını yıkmaya hazırız, yeter ki takımımız hazır olsun.

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Tek Kare

Deniz tarafındaki kale

Fark var

Kupa galibiyetinden sonra Fenerli dostlarımızı kızdıracak, gazeteleri okumalarını engelleyecek, işyerlerinde, okulda kafalarını kaldırmamalarına neden olacak geyikler döndü. Kimi "Kupayı gördüm, ama Bobo'yu aldım" dedi, kimisi de "kupayı renkli tvde görüp görmediklerini" sorguladı. Bunlar futbolun limonu gibi bir şeydir. Her ne kadar ağırımıza gitse de Liverpool kabusunun ardından biz de bunları duyup sesimizi çıkaramamıştık.

Bu kızdırmalara, taş atmalara, geyiklere kimsenin itirazı yok ancak bir noktaya değinmeden edemeyeceğim. Liverpool'dan 8 yediğimizde, Leeds'ten 6 yediğimizde ya da 12 puan geriden gelen rakibe şampiyonluğu kaptırdığımızda bile Beşiktaşlılığımızı gösterdik. Biz hiçbir zaman başımızı öne eğmedik, futbolcularımızın, teknik kadromuzun arkasında durduk. Başkanlarla aramız iyi olmadı belki ama saygısızlık yapmamaya çalıştık(Serdar Bilgili konusuna sonra geliriz).

Fenerbahçeli dostlarımız ise sadece kötü giden bir sezonun ardında kendi statlarında, kendi futbolcularını ıslıkladı. Bir türlü teknik direktörünü sahiplenemedi, başkanı sevip sevmeyeceği konusunda karasız kaldı. Önceki sezon Avrupa'nın en büyük kupasında çeyrek final oynamamış da yüz yıllardır başarıya hasret gibiydiler. Oysa son 5 senenin en başarılı takımı da onlardı. Galibiyet zamanında kral yaptıklarının yüzüne malubiyetten sonra bakmadılar bile.

Yukarıdaki resim tarihin hezimetini aldığımız Liverpool maçından sonra çekildi. Durum kötü olsa da sarıldığımız bayrak yine Beşiktaş'ındı. O maçın ertesi günü benimle birlikte 5-6 arkadaşımın Beşiktaş formasıyla okula gittiğimizi hatırlıyorum. Çünkü bize ihtiyaç duyulan gün o gündü. Şampiyonluklarda, kupalarda herkes sevinirdi.

FB-Beşiktaş 2009 kupa finalinden önce de kimi sarı-lacivert forma giydi, kimi renksiz çubuklularını giydi. Maçtan sonra sonuç Fener için hüsran olduğunda sar-lacivertler bir tarafa bırakıldı. Bu yüzde ertesi gün sokaklarda sadece Beşiktaş'lıların formaları vardı. Ama bizim FB'lilerden bir farkımız var. Biz o formayı hiç çıkarmamıştık.

Herkese nasip olmaz Beşiktaş'lılık

Kupa'yı yine aldık. Bizim için çok değişik bir duygu değil, şu yaşımda bile 5 kupa aldığımızı hatırlıyorum. Ama Fener'li dostların elinde alarak, 4 atarak, senenin en iyi/ezici/boyun eğdirici futbolunu oynayarak bunu yapmak hepimizin çok hoşuna gitti.

Açık söylemek gerekirse onlarca yıldır kupa almamış, şampiyonluk yarışından kopmuş, koca bir seneyi kupayla affettirme ihtimali bulunan takıma karşı çıkıp böyle bir futbolla, böyle temiz bir galibiyet almak çok önemli, çok değerli.

Kupa maçından benim için geriye kalan en önemli isim Bobo'ydu. Beşiktaş'ın emek emek büyüttüğü bu Brezilyalı, tarihte yetiştirmek için aldığımız, yetiştirdiğimiz, belki bir-iki sene sonra Avrupa'da bir yere 5-10 milyon €'ya satacağımız benim hatırladığım ilk yabancı. Çünkü Türkiye'de genelde oynamaya hazır(kadroya girmeye hazır) yabancılar satın alındığı için mevcut durum gariptir. Kulübede bir yabancı oturduğunda bile garipsenir bizde. Avrupai sistemle Türkiye'ye getirilen Bobo takımımızın en değerli silahıdır.

Yedek kalecisinden masörüne herkesin kenetlendiği, 2003'ten sonra ilk defa takım olduğumuzu hissettiğim için, Kupa için, Şampiyon olmaya bizi inandırdığınız için teşekkürler.

12 Mayıs 2009 Salı

10 Mayıs 2009 Pazar

Şampiyon Ol Beşkitaş'ım Mesut Et Bizi...



Şampiyonluk hasretiyle çok çile çektik
Geceleri uyumdadan sabahlar ettik
Uçurumlara düşmeden tut elimizi-sen-
Şampiyon ol Beşiktaş'ım Mesut et bizi...
------------------------------------------------
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler
Cimbombom'u İnönü'de devireceğiz
Şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz...

3 kala lideriz

31. hafta sonunda neredeyse 15 haftadır kovaladığımız liderliği geri aldık. Önümüzde öyle 4 maç var ki tam bize göre. Ligden düşmemeye oynayan Ankaragücü ve Denizli ile deplasmanda Galatasaray'la içerde oynayacağız. Üstüne bir de FB ile kupa için kapışacağız ki onun önemi bizim için çok büyük. Yani Ağustos'ta başlayan oyunun sonu geldi çattı ve biz iki kupada kafaya oynayan tek takımız. Bunu 50 sene sonra kitapları açan çocukların da görmesi için kupaları almak gerekiyor o kadar.

Ankaraspor maçı hakkında söylenebilecek çok şey var aslında. Öncelike Ankaraspor'u yürekten tebrik ediyorum, müthiş futbol oynadılar. Amaçları sahada top oynamaktı en azından.

Bize gelirsek, maça Delgado-Yusuf ile başladık. Ancak gol pozisyonuna girme konusunda bu iki oyuncunun çabaları tek başına Holosko'nun çabalarından bile az. Yusuf topla birlikte 10 metre bile gidemiyor, Delgado zaten allahlık. Özellikle bu ikili sayesinde Beşiktaş 20 sene önce oynanan tarz futbolu oynuyor.

Fenerbahçe maçında tutuk görünen Ernst, bu maçta biraz daha olumsuz performans sergiledi. Yine iyiydi, ancak daha iyi oynayabildiğini de bu gözler gördüğü için kendimizi kandırmamamız gerekiyor. Cisse bölgesinde hava daha parçalı bulutlu. Sezon sonu gelsin de ayrılayım diye gün sayıyor kanımca. Transfer dönemi öncesinde özellikle Fransız kulüpleri tarafından kıskaca alınan Cisse, "talihsiz" bir sakatlık yaşamamak için "ayşecik" futbolu oynuyor.
2003'ün ardından ilk defa defans kurgumuzun oturduğunu düşünüyorum. Üstelik bu duruma rotasyonlar dahil. Ekrem-Kurtuluş-Toraman, Üzülmez-Ekrem, Gökhan-Zapo, Toraman-Sivok ve daha bir çok as yedek ilişkisi kurulabiliyor. Üstelik eksik olduğu zaman Sivok defansın önünde bile oynayabiliyor. Defans ve ileri uç konusunda takımın güçlü olduğuna inancım tamken, orta sahada yokları oynuyor. Cisse, Delgado, Yusuf, Serdar Özkan takımda yok gibi bir şey. Hadi belki Yusuf'u saymayabiliriz, kurtardığı maç sayısından yırtabilir ancak Yusuf da Mustafa Denizli gibi "taşıma su" adamları. Ligin yarısından sonra sezonu tamamlatmak adına yapılmış akıllı hamleler. Ama ben bu takımı yürekten seven biri olarak, yine bir İngiliz deplasmanında 5'den fazla gol yiyerek dönmek istemiyorsam, kanı hızındaki adamları damıtmam gerekiyor.

Holosko-Bobo'ya diyecek yok. Bu kadar orta saha zaafityeti olan bir takım için çok gerekli iki silah. Orta sahaya kuvvetli takviyeler yapılması durumunda Bobo gelecek sene gol sayısını iki katına çıkarabilir bana göre.

Tello için köşeli bir parantez açmak gerekiyor. Bu takıma gelen(tabiki yaşım itibatiyle) en iyi üç solaktan birisi. İlk geldiğinde bek oynarken, şimdi takımın ofansif olarak Yusuf'la birlikte iş yapan ikinci orta sahası, başka da iş yapan yok zaten.

Fenerbahçe maçından sonraki tramvanın üzerimizden atmamız için Ankaraspor ilacı çok iyi geldi. Moralimiz düzeldi. Ancak biz unutmuyoruz, geçtiğimiz bu yolları, çektiğimiz acıları, Fenerbahçe'ye Demirören'le birlikte kaybedilen 5 tane 2-1'lik maçı unutmuyoruz. Geçen senekinden düşük bir puanla şu an ligin zirvesinde olmamızın biraz da diğerlerinin beceriksizliğinden olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Kendimizi kandırmayıp önümüzdeki seneler için yeni tohumlar ekmemiz gerektiğini de iyi biliyoruz. Yapılması gerekenlerin acilen yapılması gerekiyor, zira her attığınızın düşeş gelmediği zamanlar da gelecektir.

NOT: Gelecek sene daha rahat bir lig geçirebilmemiz, Avrupa'da en azından Şubat'ı görmemiz için çok önemli takviyeler yapmamız gerekiyor. Bununla ilgili gelecek günlerde ayrıntılı bir yazıyla tekrar görüşmek üzere.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Beşiktaşkın tomurcuğu can bulacak


Dün gece sevgilim aradı
birdenayrılalım dedi hayır yok senden
Beşiktaş'ı daha çok sevdin benden
bitti gitti dersin soran olursa

Üzgünüm sevgilim anlaşamadık
siyah beyaz aşkı paylaşamadık
işte böyle birşey Beşiktaşlılık
deplasmanda dersin soran olursa

Bir haftadır tüm Beşiktaş taraftarları kahrolduk. Mecnun Leylaya, Ferhat Şirine bu kadar yanmadı.Geçen hafta bir kez daha anlaşıldı ki hayatımızda ne kadar da önemli bir yer tutuyormuş bu aşk.


Oynadığımız Ankaraspor maçının teknik - taktik, saha yerleşimi, kadrosu, sistemlerin canları cehenneme...Biz bu maçı aldık ya, Sivas'ın kendi sahasında yenilmesiyle liderik ya. Yaşasın hayat yaşasın Beşiktaş aşkı.


Biz bu Beşiktaş aşkıyla dağları da deleriz, ateşlerde de yanarız.. Yeter ki bu yıl aşkın tomurcuğu can bulsun...

Tek Kare

Ronaldo VS Hugh Jackman

8 Mayıs 2009 Cuma

Üzülüyorum be Luce

Şimdiki başka Demirören'in başa geçmek için ali-cengiz oyunları oynadığı sıralarda Beşiktaş'ımın teknik direktörü Lucescu idi. Başka Bilgili, ekonomik adam Güreli, bilgi küpü Altınsay, doktor Mete hepsi bir olmuştu ve 100. yılda şampiyonluğa uçmuştuk. Bir tek içimizden Sinan'ı sevmek gelmedi, o kadar da olur dedik.

Sonra Demirören başardı, Bilgili'yi indirdi, kendisi çıktı. Bununla birlikte futbolun F'sinden çakmayan bu adam bize tarihimizin en şanlı senesini 100. yılda yaşatan Lucescu'yu ve oyuncularımızın çoğunu başa geldiği sene lav etti.

Şimdi soruyorum, Serdar Bilgili gitmeseydi, Lucescu takımın başında kalsaydı ne olurdu?

1- Beşiktaş azaltıp 50 miyona kadar indirdiği borçlarını temizlerdi.
2- Şimdi 150 milyon -ki 60'ı Demirören'edir, borç olmayacaktı.
3- Muhtemelen 1-2 lig şampiyonluğu daha yaşayacaktık.
4- 5 senede 60 tane futbolcu gelip gitmeyecekti. 4 tane hoca değişmemiş olacaktı.
5- Ve en önemlisi Kadıköy'de 2009 UEFA finalinde Shaktar değil de biz olacaktık.

Evet biraz müneccimlik yaptık ama bizimde canımız bu adamlardan çok yandı.

Canım yanıyor Luce, sen varken böyle olmazdı. Sen varken her şey başkaydı. Olsun bize de bir gün kader gülecek inşallah...

3 Mayıs 2009 Pazar

2' de 1' de Yüreğim Kanıyor...


Ciğerim yanıyor,

Yüreğim kanıyor...

Solmasaydı gülümüz böyle !.