27 Temmuz 2009 Pazartesi

26 Temmuz 2009 Pazar

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Vedat Kaptan, Büyük Kaptan

Ne desem bilmiyorum, kelimeler düğümleniyor. Seni hiç izlemedim ama yorumlarınla büyüdüm. Öyle güzel konuşurdun ki sanki dedem ninni söyler sanırdım. Üzerindeki Beşiktaş formasıyla yalan söylemeyecek kadar asil, rakibini sevecek kadar centilmendin.

20 yıl geçecek aradan ben büyüyeceğim, ve birgün bir rakı masasında, bir şampiyonlukta ya da boğazı acıtan bir çorbada sen akla geleceksin. Ben seni hatırlarken hep tebessüm edeceğim.

Güle güle Vedat Kaptan...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Sapla saman

"ÇARŞI’NIN organize ettiği şampiyonluk gecesinde taraftarlar, F.Bahçeli olduğunu iddia ettikleri şarkıcı Şebnem Bal’a tepki gösterdi. Şarkı söyleyen Bal’a, ’F.Bahçeli istemiyoruz’ diyerek podyumdan inmesini isteyen taraftarlar, F.Bahçeli olmadığını ifade etmesine karşın şarkıcıya yabancı madde attılar ve podyuma çıkmak istediler. Bunun üzerine Bal, şarkısını bitiremeden sahneden inmek zorunda kaldı."

Yukardaki haber Vatan'ın internet sitesindeki şu sayfadan alındı.

Bu haberi alkolü alıp kendini kaybeden ve onlara uyup akli hükümiyetini kaybeden insanların taşkalası olarak yorumlamak istiyorum. Öbür türlü sapla samanı karıştıran, kimliksiz, saygısız, midesiz taraftar öbeğinin Beşiktaş'ı tutmasının yarardan çok zarar sağladığını düşünürüm.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Bobo ve İsmail



Bobo son üç senedir Beşiktaş'ın bir yere getirmeye çalıştığı, Türkiye için iyi avrupa için orta sınıf bir santrafor. Yıllardır üst düzeye çıkarmaya çalıştığımız genç Brezilyalıyı iki senedir sezon aralarında satmaya çalışıyoruz. Nitekim Avrupa'dan da talipler çıkıyor. Kah Olimpiakos, kah Marsilya kapımızı çalıyor. Ama üzerine bu kadar titrediğimiz, bizim için bu kadar önemi olan Brezilyalımıza onların verdiği fiyat 2.5 milyon €. Bu fiyatı taş çatlasın 3 milyona çıkarıyorlar.

İsmail Köybaşı, sezonun ilk transferlerinden... Söylendiğine göre İsmail için 5 milyon € + 3 oyuncu verecekmişiz. Öncelikle İsmail'in yetenekli bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. İstanbul'un pisliğine kapılmazsa takıma yararlı olacağına, hatta senenin en iyi transferi olabileceğine eminim. Ancak "Bobo ve İsmail"i iyi incelemek gerekiyor.

Beşiktaş altyapısı Anadolu takımlarından adam alırken takas yapmak için mi oyuncu yetiştiriyor. Tuna'yı, Aydın'ı, İsmail için gidecek üç oyuncuyu takaslar için mi yıllar boyunca Beşiktaş'ta eğitiyoruz, kendi kültürümüzü veriyoruz. Genç takımlarımız, paf takımımız sürekli şampiyon olurken, A takımımızın 6-7 senede bir şampiyon olmasının sebebi bu takas zihniyeti olabilir mi? Çünkü as takımda oynayanların bir kısmı yabancı, diğer kısmı diğer takımlardan yüksek milyon "avro"lara gelen oyuncular. Acaba Metin-Ali-Feyyaz üçlüsü gibi başka bir üçlüğü bulamamamızın sebebi bu olabilir m?

Yıllardır Bobo'yu eğiterek neredeyse takımın en iyi-üst klas-avrupai futbolsucu kıvamına getirmiş Beşiktaş'ım bu oyuncu için en yüksek teklifi 3 miyon avrodan alırken, İsmail Köybaşı'na 5 milyon ve üç futbolcuyu nasıl verebiliyor. Takımınızın en değerli oyuncusu olan adam 3 milyon € ederken siz nasıl bir futbolcuya 5.5 milyon € verebiliyorsunuz? Bu sözlerim sadece İsmail için değil, Nihat ve diğer transferler için geçerli. Transfer piyasasını gereksiz yere şişirip, takımdaki değer terazisini yamultmuyor musunuz?

Beşiktaş şampiyon olmayı amaç ediniyorsa, bunu 10 senelik periyotlarla ya da rakiplerinin sahada olmadığı sezonlarda yapmak yerine kısa aralıklarla yapmayı amaçlıyorsa, Avrupa'da gerçek manada kalıcı başarı istiyorsa iyi yönetilmek zorunda. Bobo ve İsmail arasındaki bu dengesizlikler Beşiktaş'ımızın iyi yönetilmediğinin bir göstergesi.