Beşiktaş Ankaragücü deplasmanından 1-0 lık mağlubiyet ile döndü.
Maça geçmeden önce belirtmek istediğim şey hangi akla hizmet bir maç seyircisiz olur.Durum her ne olursa olsun bi seyircinin,5 seyircinin 500 seyircinin yaptığı hatayı diğerleri neden ödüyor.Hadi diyelim ki taraftar olma bilinci,bilinçli taraftar yetiştirmek adına bu cezayı veriyorsun peki rakip takım taraftarının suçu nedir?Beşiktaş taraftarı ne yaptı da stada alınmıyor?En kötü ihtimalle;normal şartlar altında Beşiktaş taraftarına kaç bilet veriliyorsa yine o kadar verilir ve Beşiktaşlılar başkasının sahaya inmesinden dolayı ceza çekmez.Beşiktaşlı futbolcular da öyle.
Maçtan çok bahsetmeye gerek yok açıkçası.Bu takım; solda Simao,sağda Quaresma,arkalarında Guti olmadığı sürece bu sistemde başarı elde edemez.Bu 3 kişiden 2 si olmadığında takım ileride çoğalamıyor,geriye de gelemiyor ve gol yemesi çok kolaylaşıyor,pozisyon bulması zorlaşıyor.
Eğer bir maçta Guti yoksa ,kesinlikle yerine Fernandes kullanılmalı(seneye kesinlikle Guti'nin yerine bir oyuncu gerekiyor,eksikliği hissedilmemeli).Ve Hilbert i sağ açık kullanmak yerine,Ernst ile orta saha kalabalık tutulmalı.Sebebi ise,Guti olmadığında top ileri taşınmıyor,iyi paslar gelmiyor.Ernst olduğunda ise takımın direnci ve top yapma oranı artıyor ve bu da en azından oyunu Beşiktaş'ın kontrol etmesi,daha az kontra yemesi demek.
Maçla ilgili ilginç çok da yazacak bir şey yok.Sadece Beşiktaş'tan gittiğine çok sevindiğim Serdar Özkan'ın bizi umutlandırdığı,kendisinden büyük şeyler beklenmesine neden olan Sheriff maçlarındaki performansına yakın bir performans göstermesiydi.Ama Ankaragüçlülerin umutlanacağını sanmıyorum.Onlar da Serdar Özkan'dan bir şey olmayacağını biliyorlar bence.
Ayrıca Fernandes,Giunti 'den sonra Türkiye'ye gelmiş en iyi ön libero olduğunu belli ediyor.Her ne kadar topla çok oynasa da attığı paslar,oyunu yönlendirmesi ve 'bence' performansıyla Ernst'i gölgede bırakabilir.Fernandes'i gördüğüm zaman,Aurellio 'nun,Selçuk Şahin'in,Cristian'ın ,Maldonado'nun ön libero falan olmadığını anlayabiliyoruz.Bence sezon sonunda 8 milyon $ verilip alınmalı.Ernst gittiğinde o bölgede çoktan dikiş tutturmuş bir Fernandes görmek iyi olacak...
serdar özkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
serdar özkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2011 Pazar
Olmadı Seneye...
Etiketler:
Beşiktaş,
guti,
manuel fernandes,
quaresma,
serdar özkan,
sheriff,
simao
15 Mart 2010 Pazartesi
Mübarek Messi misin? İbrahim Kaş mısın?

Beşiktaş, Denizli deplasmanında sadece kazandı. Bu futbolla kazanmayı her şey gören ve çok şey sananlara bu galibiyet hayırlı uğurlu olsun. Mustafa Denizli'nin sahaya sürdüğü yeteneği sınırlı,oynamaya değil,oynatmamaya yönelik oyuncu kadrosundan fazlasını beklemek de saflık olur zaten.Kişiliksiz,korkak ve oyun sistemini sadece gol yememek üzerine kuran,üstelik de bunu Mustafa Hocayla ligin sıradan takımlarına hatta bizce düşmesi kesin Denizlispor'a karşı oynatan bir futbol kafasının nesini sorgulamak gerekir ki...Bu ülkede futbol alimleri hep söyler: Lig başında takımlarımızdan iyi futbol beklemiyoruz çünkü lig uzun soluklu bir dönem...Yazın sıcağı,futbolcuların tatili,yeni transferlerin uyumu, rehavet falan filan...Eee ligin ortalarında, saha şartları, araya yağmur, çamur, kar, tipi, boran, fırtına girer bu dönemde de iyi futbol beklenilmez...Ligin sonu gelir şampiyonluk derler,stres derler,iyi futbol beklemek gerekmez önemli olan 3 puan derler...Eeee Peki biz bu ülkede ne zaman iyi futbol göreceğiz söyleseler de o zaman takılsak futbol denilen şu garip oyuna...
İçimiz dışımız 3 puan olmuş,oyunun güzelliğini,seyir zevkini,görsel güzelliğini çoktandır unutmuşuz. Bizimkisi de olmayacak bir dua galiba...Olsun biz yine de umutluyuz ve Amin diyelim. Değinmeden geçemeyeceğim bir diğer husus da şu: Bugünkü maçta ilk 11 de sahaya çıkan bir İbrahim Kaş vakası var.Sözüm ona altyapıdan yetişmiş,Beşiktaş'ın öz evladı imiş...(Öyle diyor birileri ne demekse) Sonra bedelsiz İspanya'ya gitmiş ve Çuvalla para verilerek geri alınmış bu sözüm ona öz evlat......Kim niye aldırdı ve neden alındı bilemem ama bu Beşiktaş'ın bu İbrahim Kaş'a zerre ihtiyacı falan yok. Bu futbolcunun daha önce oynadığı maçları da göz önüne aldığımızda bu takımın formasını giymesi bir mucize...Evet ama gel gör ki bu futbol dahisinin özellikle maçın 75 ve 86. dakikalarda yaptığı iki hareketi gördükten sonra öz evlat hançeri göğsümüze göğsümüze batırıyor da gıkımız çıkmıyor. Bahsettiğim pozisyonlar kalemizden uzakta, orta saha civarında olan pozisyonlar.Gel gör ki bir futbolcu çok rahat bir durumda iken ve boşta olan sağda solda arkadaşları varken varyeteye kaçıyorsa ve bu futbolcuda İbrahim Kaş gibi bir topçuysa bırakın o formayı ona giydirmeyi takım otobüsüne almam ben o adamı...Hani bilmesek ve görmesek sahada mübarek İbrahim Kaş değil de Messi var sanacağız... İbrahim Kaş gibi bir futbol dahisi ve yeteneği buralarda heder oluyor.İspanya'ya dön İbrahim sakın bir daha da gelme olur mu ? Olmaz tek gitmem ben diyorsan diğer öz evlat Serdar Özkan'ı da verelim.Yine olmaz dersen Batuhan'ı da al götür.Aslında sorun asla bu futbolcularda değil, bakmayın siz onlara bunları yazdıklarımıza...Bu alt yapı denilen şey ne ise onu yönetenleredir eleştirimiz...Sadece yeteneği geliştirmek değildir altyapı hocalarının görevi biraz da kişilikli ve sağlıklı kafalara sahip futbolcular yetiştirmektir.İbrahim Kaş'ların,Serdar Özkan'ların, Batuhanların Beşiktaş altyapısından çıkması ve bu kafaları taşıması çözülemeyecek bir sorun asla değildir.Ama burası Türkiye ve bu tür futbolcuları yetiştirenlerinde yetiştirilmeye ihtiyacı var ve onlarında kafaları sağlıksız ve hasta...
İçimiz dışımız 3 puan olmuş,oyunun güzelliğini,seyir zevkini,görsel güzelliğini çoktandır unutmuşuz. Bizimkisi de olmayacak bir dua galiba...Olsun biz yine de umutluyuz ve Amin diyelim. Değinmeden geçemeyeceğim bir diğer husus da şu: Bugünkü maçta ilk 11 de sahaya çıkan bir İbrahim Kaş vakası var.Sözüm ona altyapıdan yetişmiş,Beşiktaş'ın öz evladı imiş...(Öyle diyor birileri ne demekse) Sonra bedelsiz İspanya'ya gitmiş ve Çuvalla para verilerek geri alınmış bu sözüm ona öz evlat......Kim niye aldırdı ve neden alındı bilemem ama bu Beşiktaş'ın bu İbrahim Kaş'a zerre ihtiyacı falan yok. Bu futbolcunun daha önce oynadığı maçları da göz önüne aldığımızda bu takımın formasını giymesi bir mucize...Evet ama gel gör ki bu futbol dahisinin özellikle maçın 75 ve 86. dakikalarda yaptığı iki hareketi gördükten sonra öz evlat hançeri göğsümüze göğsümüze batırıyor da gıkımız çıkmıyor. Bahsettiğim pozisyonlar kalemizden uzakta, orta saha civarında olan pozisyonlar.Gel gör ki bir futbolcu çok rahat bir durumda iken ve boşta olan sağda solda arkadaşları varken varyeteye kaçıyorsa ve bu futbolcuda İbrahim Kaş gibi bir topçuysa bırakın o formayı ona giydirmeyi takım otobüsüne almam ben o adamı...Hani bilmesek ve görmesek sahada mübarek İbrahim Kaş değil de Messi var sanacağız... İbrahim Kaş gibi bir futbol dahisi ve yeteneği buralarda heder oluyor.İspanya'ya dön İbrahim sakın bir daha da gelme olur mu ? Olmaz tek gitmem ben diyorsan diğer öz evlat Serdar Özkan'ı da verelim.Yine olmaz dersen Batuhan'ı da al götür.Aslında sorun asla bu futbolcularda değil, bakmayın siz onlara bunları yazdıklarımıza...Bu alt yapı denilen şey ne ise onu yönetenleredir eleştirimiz...Sadece yeteneği geliştirmek değildir altyapı hocalarının görevi biraz da kişilikli ve sağlıklı kafalara sahip futbolcular yetiştirmektir.İbrahim Kaş'ların,Serdar Özkan'ların, Batuhanların Beşiktaş altyapısından çıkması ve bu kafaları taşıması çözülemeyecek bir sorun asla değildir.Ama burası Türkiye ve bu tür futbolcuları yetiştirenlerinde yetiştirilmeye ihtiyacı var ve onlarında kafaları sağlıksız ve hasta...
Etiketler:
batuhan karadeniz,
Beşiktaş,
bjk,
ibrahim kaş,
serdar özkan
20 Nisan 2009 Pazartesi
Denizli'nin Delgado sevgisi...

Artık kanıksadık. Takım ne zaman iyi gitse rakip takım değil ama Mustafa Hoca'nın Delgado aşkı depreşiyor. Hayır Hoca Delgado'yu sevsin bir şey demiyoruz ama takım iyi giderken tekere çomak sokmasın yeter. Hatta çok seviyorsa halı saha maçlarında beraber oynasın. Yeter ki takımdan uzak tutsun Delgado'yu.
Sadece bir tek futbolcu değil takımın sorunu. Takım yener-yenilir, berabere kalır derdimiz bu değil. Ama 3 yıldır bu futbolcuya dayalı oyunun işlerliği ve geleceği yok, peki bu kadar ısrar niye ki? Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'lu bir takımın oynadığı oyunun günümüz endüstriyel futbolunda yeri var mıdır?
Takım savunmasına katkı yapmayan yapamayan bu kadar çok futbolcuyu bir arada oynatan bir teknik adamın kendisini sorgulaması gerekmiyor mu? Hayır Delgado'yu oynatınca takımın orta sahasında düşen direncin doğal olarak revizyona gidilmesi hamlesidir Cisse -Sivok değişimi. Orta sahada Cisse ya da Uğur'un Ernst'e partner olması gerekirken, Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'nun birlikte oynamasından dolayı Ernst''in partneri bir hafta Cisse oluyor diğer hafta Sivok.Mustafa Hoca ligin boyunun kısalmaya başlandığı bu haftalarda artık karar vermeli. Ya Delgado'suz şampiyon olacak, ya Delgado'lu şampiyonluk kaçacak. Olay bu kadar basit. Delgado gününde olacak da ( 3 yıldır bir elin parmaklarını geçmez bu durum) keyfi yerine gelecek de oynayacak da, kopardığımız bir maçta 3.4. golü atacak da takımın lideri ve kahramanı olacak. Bizde ona güvenip istikrar adına takımı ona endeksleyeceğiz. Vay anam vay yemede yanında yat.
Bugün Beşiktaş, Bursa'yı yenebilirdi, yenilebilirdi de.Maçın kırılma noktaları ise şunlardı:
34. dakikada Young ceza alanı içinden vurduğu şutu önce Rüştü çeldi top direkten geri geldi, dönen topu Volkan Şen kafayla boş kaleye gönderdi top yine direkten geri geldi Sivok topu dışarı vurdu. 44. dakikada İbrahim Toraman ikinci sarıdan kırmızı gördü ve takım10 kişi kaldı.Mustafa Hoca ikinci yarıya Tello'nun yerine Cisse'yle başladı. Maçın 46 .dakikasında Holosko kaleci İvankov'la karşı karşı'ya kaldığı pozisyonda topu kaleye vurmak yerine kaleciye takılarak olası bir golden etti Beşiktaşı.Maçın ilerleyen dakikalarında Mustafa Denizli, Delgado'nun yerine Yusuf, Holosko'nun yerine ise Serdar Özkan'ı aldı oyuna. Dakikalar 76'yı gösterdiğinde, deli İbo'nun soldan çıkarttığı nefis pası Ekrem ters tarafa vursa top gol olacak ama Ekrem kalecinin yattığı tarafa vurarak bir golden ediyor takımı. Son dakikada Bobo yine nefis yükseliyor ama kalecinin üstüne vuruyor topu.
Bizim pek tutmadığımız Gökhan Zan'ında maç boyu harika oynadığını belirtelim bu arada. Darısı Delgadoyla, Serdar Özkan'a diyelim.
Kısaca karşılıklı ataklarla geçen ve ayağımıza kadar gelen liderlik fırsatını bu defa kaçırdık. Sağlık olsun. Umarım Mustafa Hoca bu maçtan gerekli dersleri çıkartır.
Biz bazı dersleri çıkarttık. Sivok defans tandeminde oynamalı, Onun orta sahaya sürülmesi 1 kişi eksik ve verimsiz oynatıyor takımı. Delgado yerine en azından ilk 11'de mutlaka formda Yusuf sahada olmalı, Ernst'in partneri Uğur ya da Cisse olmalı. Maçın 73. dakikasında oyuna giren ve 3 dakika sonra yorulan, koşamayan, bitik Serdar Özkan maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar vasat oynamasına rağmen koşan Ernst'e bakıp biraz utanmalı... Hatta ülkemizi teğet geçen bu kriz ortamında Delgado'yla birlikte Serdar Özkan süresiz ve ücretsiz izne ayrılmalı. ibreti alem için...
Sadece bir tek futbolcu değil takımın sorunu. Takım yener-yenilir, berabere kalır derdimiz bu değil. Ama 3 yıldır bu futbolcuya dayalı oyunun işlerliği ve geleceği yok, peki bu kadar ısrar niye ki? Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'lu bir takımın oynadığı oyunun günümüz endüstriyel futbolunda yeri var mıdır?
Takım savunmasına katkı yapmayan yapamayan bu kadar çok futbolcuyu bir arada oynatan bir teknik adamın kendisini sorgulaması gerekmiyor mu? Hayır Delgado'yu oynatınca takımın orta sahasında düşen direncin doğal olarak revizyona gidilmesi hamlesidir Cisse -Sivok değişimi. Orta sahada Cisse ya da Uğur'un Ernst'e partner olması gerekirken, Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'nun birlikte oynamasından dolayı Ernst''in partneri bir hafta Cisse oluyor diğer hafta Sivok.Mustafa Hoca ligin boyunun kısalmaya başlandığı bu haftalarda artık karar vermeli. Ya Delgado'suz şampiyon olacak, ya Delgado'lu şampiyonluk kaçacak. Olay bu kadar basit. Delgado gününde olacak da ( 3 yıldır bir elin parmaklarını geçmez bu durum) keyfi yerine gelecek de oynayacak da, kopardığımız bir maçta 3.4. golü atacak da takımın lideri ve kahramanı olacak. Bizde ona güvenip istikrar adına takımı ona endeksleyeceğiz. Vay anam vay yemede yanında yat.
Bugün Beşiktaş, Bursa'yı yenebilirdi, yenilebilirdi de.Maçın kırılma noktaları ise şunlardı:
34. dakikada Young ceza alanı içinden vurduğu şutu önce Rüştü çeldi top direkten geri geldi, dönen topu Volkan Şen kafayla boş kaleye gönderdi top yine direkten geri geldi Sivok topu dışarı vurdu. 44. dakikada İbrahim Toraman ikinci sarıdan kırmızı gördü ve takım10 kişi kaldı.Mustafa Hoca ikinci yarıya Tello'nun yerine Cisse'yle başladı. Maçın 46 .dakikasında Holosko kaleci İvankov'la karşı karşı'ya kaldığı pozisyonda topu kaleye vurmak yerine kaleciye takılarak olası bir golden etti Beşiktaşı.Maçın ilerleyen dakikalarında Mustafa Denizli, Delgado'nun yerine Yusuf, Holosko'nun yerine ise Serdar Özkan'ı aldı oyuna. Dakikalar 76'yı gösterdiğinde, deli İbo'nun soldan çıkarttığı nefis pası Ekrem ters tarafa vursa top gol olacak ama Ekrem kalecinin yattığı tarafa vurarak bir golden ediyor takımı. Son dakikada Bobo yine nefis yükseliyor ama kalecinin üstüne vuruyor topu.
Bizim pek tutmadığımız Gökhan Zan'ında maç boyu harika oynadığını belirtelim bu arada. Darısı Delgadoyla, Serdar Özkan'a diyelim.
Kısaca karşılıklı ataklarla geçen ve ayağımıza kadar gelen liderlik fırsatını bu defa kaçırdık. Sağlık olsun. Umarım Mustafa Hoca bu maçtan gerekli dersleri çıkartır.
Biz bazı dersleri çıkarttık. Sivok defans tandeminde oynamalı, Onun orta sahaya sürülmesi 1 kişi eksik ve verimsiz oynatıyor takımı. Delgado yerine en azından ilk 11'de mutlaka formda Yusuf sahada olmalı, Ernst'in partneri Uğur ya da Cisse olmalı. Maçın 73. dakikasında oyuna giren ve 3 dakika sonra yorulan, koşamayan, bitik Serdar Özkan maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar vasat oynamasına rağmen koşan Ernst'e bakıp biraz utanmalı... Hatta ülkemizi teğet geçen bu kriz ortamında Delgado'yla birlikte Serdar Özkan süresiz ve ücretsiz izne ayrılmalı. ibreti alem için...
Etiketler:
Beşiktaş,
bjk,
delgado,
ernst,
mustafa denizli,
serdar özkan
5 Nisan 2009 Pazar
TorAMANSIZ ol...
Şampiyonluğa giden yolda taraftar,oyuncular,teknik kadro bütünleşmiş durumda.Öyle bütünleşmiş durumda ki Çarşı takım otobüsüne gittiği yol boyunca eşlik ederek takıma moral katmakta.Takım otobüsüne eşlik etmekte olan taraftara biber gazı ve su sıkan polisleri şiddetle kınıyoruz.Nitekim taraftarlar da maç öncesi 'Polis Teşkilatı'nın 163. yılı kutlu olsun' yazılı pankartı futbolcuların taşıdığını görünce 'Kahrolsun emniyet' diye tepkisini gösterdi... Gelelim maça,bir kere taraftar mükemmeldi.Sevinmek için sevmeyen bu taraftarın artık sevinmeye de ihtiyacı var...3 sezondur gol bile atamadığımız Kayserispor bu maçta tel tel döküldü.Beşiktaş ise tam aksine mükemmel oynadı.Bobo ile 4 net fırsatı harcadı.Yusuf'la mükemmel bir gol buldu.Geçen seneki Sherrif maçlarından sonra bir daha eski oyununu oynayamayan(ki o maçlar da sezonun ilk maçlarıydı) Serdar Özkan ilk defa bu kadar istekliydi.Yaptığı asistle de bizleri şaşırttı.
Maçın adamı tartışmasız Fabian Ernst'ti.Ön libero olmasına rağmen, oyunu bu kadar iyi yönlendiren,bu kadar hücuma ve defansa destek veren,bu kadar teknik bir oyuncuyu bulmak gerçekten zor.İleri çıkıyor şut çekiyor,olmadık yerlerde attığı arapası ile gol pozisyonları hazırlıyor,geride son adam olarak kalıyor bazen de...Kısacası takım şampiyon olacaksa en büyük pay yarım sezon oynamasına rağmen Ernst'indir.
Fatih Terim bu maçı da tribünden izledi.(neden izlediğini çözemedim hala).Çıkışta taraftarlar 2 metre büyüklüğünde bir pankartla Terim'i protesto ettiler.Terim, "Amansız ol amansız ol diyorsun ya ne yapacaksın TORAMAN'sız" yazan pankarttan bir şeyler anladıysa ne mutlu bize...Beşiktaş Toraman ile şampiyonluğa bir adım daha yakın,peki ya TorAMANSIZ Milli Takım Dünya Şampiyonası'nda yer alabilecek mi?Sanmıyorum...
Etiketler:
Beşiktaş,
çarşı,
ernst,
fabian ernst,
fatih terim,
milli takım,
serdar özkan,
yusuf şimşek
28 Şubat 2009 Cumartesi
Biz Demiştik Demek...
Hani her gazete sezon başında,ortasında,iyi,kötü giden maçlar sonrasında; kısacası her maçın ardından bir sürü oyuncu getirir takımlara.Bir o kadar da gönderir.Yeni sezonda da takımlardan birisi olaki bu oyunculardan birisini alırsa adı biz demiştik oluyor.Söylenen yüzlerce isim içinden bir tanesi tutmuş,bunu da övünerek söylüyorlar.Bense geçen hafta Serdar Özkan'ın mevkisinde İbrahim Toraman'ın Serdar'dan daha başarılı olacağını söyledim.Bu hafta Toraman maçın ilk 15 dk sı hariç stoperde oynadı.Maçta bir pozisyonda sağ açıktaydı.O pozisyonda da güzel bir çalım, güzel bir orta ile Tello'ya golü attırdı.Bu laftan hiç hoşlanmıyorum ama biz demiştik...
Kaleciliğini beğendiğim,daha alması gereken çok yol olduğuna inandığım Hakan Arıkan maçın kahramanı olacak kurtarışlar yaptı.Yalnız 8-0'lık Liverpool ve Metalist Kharkiv hezimetinden sonra taraftar onu kolay kolay affedeceğe benzemiyor.Taraftar maç içinde bile oyuncunun dikkatini dağıtacak,moralini bozacak hareketler yapıyor.Hakan o kadar tahriğe kapılıyor ki maç içinde taraftarla atışıyor.Maçtan sonra galibiyete sevinemiyor.Umarım taraftar ile Hakan arasındaki buzlar kısa sürede erir.Çünkü Hakan Beşiktaş'ta uzun süre kaleyi koruyabilecek kapasiteye sahip.
Maçta Beşiktaş'ın ikinci golünü atan isim bence Bobo idi.Gökhan Zan topa vurduktan sonra top kaleye yöneliyor, kaleye girmeden Bobo dokunuyor topa.Hani bir laf vardır:"Bi insanın umudunu kırma,belki tek sahip olduğu şey odur." diye.Bizimkisi de o hesap.40 yılda bir gol atmış gibi sevinsin,gölge düşürmeyelim bu sevincine...
Etiketler:
general,
Gökhan Zan,
hakan arıkan,
ibrahim toraman,
liverpool,
metalist kharkiv,
serdar özkan,
tello
20 Şubat 2009 Cuma
DEPLASMAN FATİHİ MUSTAFA DENİZLİ'Lİ BEŞİKTAŞ!!!

Ertuğrul Sağlam'ın bıktıran ve abartı derece katı savunmasından sonra, Mustafa Denizli'nin bezdiren ve aşırı derecede düzensiz saldırı taktiğiyle Beşiktaş belini doğrultamadı bu sezon...İki teknik direktörün birbirinden tam zıt oyun görüşleri de oyuncuları bir hayli olumsuz etkilemiş görünüyor.
Ertuğrul Sağlam oyunu her şeyden önce sağlama alıyordu.Defans ön planda, hücum ikinci planda tutulmaktaydı.Bu taktikle Beşiktaş büyük maçlar (Şampiyonlar Ligi,UEFA elemesi,derbiler) hariç, diğer maçlarda başarı sağlıyordu.Takımın en önemli özelliği ise kondisyonu ve disipliniydi.Bu arada korkak olmasıyla eleştirdiğimiz Ertuğrul Sağlam'ın Holosko'nun geldiği ilk sezon(geçen sezonun devre arasından sonra) uzun bir süre 3lü forvetle sahaya çıktığını da unutmadım...
Gel gelelim hücum özelliğine ağırlık vermesiyle tanınan Mustafa Denizli'nin taktiğine...Ertuğrul Sağlam ile kondisyonu zirve yapan takımın oyuncularında mental açıdan bir eser kalmamış.Devre arası takıma ekstra hiçbir yükleme yapılmaması da bu günlere geleceğimizin habercisiydi.Serdar Özkan,Cisse,Delgado,Tello,Holosko gibi oyuncuların kondisyonlarının azaldığını gözlemlemek için futboldan çok anlamaya gerek yok.Kondisyonu azalan futbolcular da rakip oyuncularla daha çok münakaşaya giriyor, mental eksikliklerini faullerle kapatınca da kartlar artıyor.Denizli ligde, takımın başına geldiği ilk hafta Gençlerbirliği deplasmanında kazandıktan sonra ilk kez Gaziantep deplasmanında maç kazanmış oldu.Ben de Mustafa Denizli önderliğindeki Beşiktaş'ın bu üstün!!! başarısından dolayı onlara deplasman fatihi adını takmayı uygun gördüm...Darısı nice deplasman başarılarına...
NOT: Son 2 maçtır çok iyi oynayan İbrahim Üzülmez'e değinmeden yazımı noktalamak olmazdı .Özellikle Trabzonspor maçında döktürmüştü...
Bu maçta da sağ bek oynayan İbrahim Toraman müthişti.Nobre'ye asist yapmadan önceki pozisyonda 3 oyuncuyu geçerken sahada Ronaldinho var sandım...Ekrem Dağ da takıma katılınca, gönlümün kaptanı İbrahim Toraman, 2 sezondur boş boş yatan Serdar Özkan'dan formayı kapar mı kapar...
Gel gelelim hücum özelliğine ağırlık vermesiyle tanınan Mustafa Denizli'nin taktiğine...Ertuğrul Sağlam ile kondisyonu zirve yapan takımın oyuncularında mental açıdan bir eser kalmamış.Devre arası takıma ekstra hiçbir yükleme yapılmaması da bu günlere geleceğimizin habercisiydi.Serdar Özkan,Cisse,Delgado,Tello,Holosko gibi oyuncuların kondisyonlarının azaldığını gözlemlemek için futboldan çok anlamaya gerek yok.Kondisyonu azalan futbolcular da rakip oyuncularla daha çok münakaşaya giriyor, mental eksikliklerini faullerle kapatınca da kartlar artıyor.Denizli ligde, takımın başına geldiği ilk hafta Gençlerbirliği deplasmanında kazandıktan sonra ilk kez Gaziantep deplasmanında maç kazanmış oldu.Ben de Mustafa Denizli önderliğindeki Beşiktaş'ın bu üstün!!! başarısından dolayı onlara deplasman fatihi adını takmayı uygun gördüm...Darısı nice deplasman başarılarına...
NOT: Son 2 maçtır çok iyi oynayan İbrahim Üzülmez'e değinmeden yazımı noktalamak olmazdı .Özellikle Trabzonspor maçında döktürmüştü...
Bu maçta da sağ bek oynayan İbrahim Toraman müthişti.Nobre'ye asist yapmadan önceki pozisyonda 3 oyuncuyu geçerken sahada Ronaldinho var sandım...Ekrem Dağ da takıma katılınca, gönlümün kaptanı İbrahim Toraman, 2 sezondur boş boş yatan Serdar Özkan'dan formayı kapar mı kapar...
Etiketler:
Beşiktaş,
cisse,
delgado,
deplasman fatihi mustafa denizli,
ekrem dağ,
ertuğrul sağlam,
holosko,
ibrahim toraman,
ibrahim üzülmez,
nobre,
serdar özkan,
tello,
UEFA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
