23 Nisan 2009 Perşembe

Ligde Beşiktaş-Kupada Beşiktaş


Formalite bir kupa yarı final maçıydı.İlk maçta alınan 3-1 lik galibiyet ti buna sebep. Ama anlamadığımız Mustafa Denizli neredeyse ideale yakın bir kadro ile sahadaydı. Hoca Ankaraspor dan çekindi desek değil, peki her hafta takımın üstü başıyla bu kadar oynayan Denizli neden böyle bir kadro çıkarttı ki sahaya.

Bu sezon yeteri kadar şans bulamayan Serdar Özkan, Uğur, Erkan, belki Aydın Karabulut'ta sahada olmalıydı bize sorarsanız. Bu futbolcular böyle rahat bir maç ta oynamayacaksa ne zaman oynayacaklar.?

Ernst her zamanki gibi bu takımın çehresini değiştiren bir futbolcu olmaya devam ediyor. Biz seyrederken bu Almanı yoruluyoruz ama o maçın son bitiş düdüğüne kadar o formayı ıslatıyor, mücadele ediyor ya bir taraftar bir futbolcudan daha ne ister ki ? Devre arası gelen ve takıma bu kadar etki eden Türkiye liginde başka futbolcu var mıdır ? Kuşkusuz Vardır tabi ki ve Ernst'te onlardan biridir herhalde. Benim hatırladığım diğeri de Fenere devre arası gelen ve oldukça yararlı olan Nobre'dir ki o da bizdedir.

Bu günkü Ankaraspor maçında geldiği günlerdeki oyununa yakın hatta daha iyi oynayan Holosko'da harikaydı bize göre. Kaçırdıkları falan önemli değil bizim baktıklarımız bunlar değil. Soğuk, vurdumduymaz, koşamayan,rakip kovalamayan Holosko'nun yerine iştahlı, top oynamak isteyen,mücadele eden Holosko, bundan sonraki maçlarda böyle oynarsa şampiyonluk çok uzak olmaz Beşiktaş'a.Takımda evet şu kötü oynadı diyeceğimiz kimse yok gibiydi ama, Delgado her zamanki tek pas-ama yanlış pas uygulamasını gene bize sık sık gösterdi. Bobo durgun, gol atma adına kendini fazlaca sıkan bir gerilim içinde olmasa sonuç daha farklı olurdu gibi.Yusuf bu takımın en iyi top kullanan adamı ama sanki günümüz futbolunda son kullanması geçen futbolcu prototipi gibi. Topu alıyor,1 de değil 3 rakibi bekliyor, onlara çalımı atıyor, allahı var Delgado'ya göre güzelde pasını veriyor...İyide kendisinin olmadığı topsuz oyunun hiç bir yerinde maalesef Yusuf yok. Bu Onun yıllardır oynadığı futbol karekteri olmuş artık. Henry bile Yusuf'un yanında ferrari gibi kalıyor...

Bir şekilde Türkiye Kupası'nın bir kulpundan tuttuk. Bundan sonrası daha kolay olacak gibi. 26 Yıldır bu kupayı alamayan Fenerli dostlarımız kusura bakmasın...Başka kapıya... Daha yaşınız genç...

20 Nisan 2009 Pazartesi

Denizli'nin Delgado sevgisi...


Artık kanıksadık. Takım ne zaman iyi gitse rakip takım değil ama Mustafa Hoca'nın Delgado aşkı depreşiyor. Hayır Hoca Delgado'yu sevsin bir şey demiyoruz ama takım iyi giderken tekere çomak sokmasın yeter. Hatta çok seviyorsa halı saha maçlarında beraber oynasın. Yeter ki takımdan uzak tutsun Delgado'yu.

Sadece bir tek futbolcu değil takımın sorunu. Takım yener-yenilir, berabere kalır derdimiz bu değil. Ama 3 yıldır bu futbolcuya dayalı oyunun işlerliği ve geleceği yok, peki bu kadar ısrar niye ki? Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'lu bir takımın oynadığı oyunun günümüz endüstriyel futbolunda yeri var mıdır?

Takım savunmasına katkı yapmayan yapamayan bu kadar çok futbolcuyu bir arada oynatan bir teknik adamın kendisini sorgulaması gerekmiyor mu? Hayır Delgado'yu oynatınca takımın orta sahasında düşen direncin doğal olarak revizyona gidilmesi hamlesidir Cisse -Sivok değişimi. Orta sahada Cisse ya da Uğur'un Ernst'e partner olması gerekirken, Bobo,Holosko,Tello ve Delgado'nun birlikte oynamasından dolayı Ernst''in partneri bir hafta Cisse oluyor diğer hafta Sivok.Mustafa Hoca ligin boyunun kısalmaya başlandığı bu haftalarda artık karar vermeli. Ya Delgado'suz şampiyon olacak, ya Delgado'lu şampiyonluk kaçacak. Olay bu kadar basit. Delgado gününde olacak da ( 3 yıldır bir elin parmaklarını geçmez bu durum) keyfi yerine gelecek de oynayacak da, kopardığımız bir maçta 3.4. golü atacak da takımın lideri ve kahramanı olacak. Bizde ona güvenip istikrar adına takımı ona endeksleyeceğiz. Vay anam vay yemede yanında yat.

Bugün Beşiktaş, Bursa'yı yenebilirdi, yenilebilirdi de.Maçın kırılma noktaları ise şunlardı:
34. dakikada Young ceza alanı içinden vurduğu şutu önce Rüştü çeldi top direkten geri geldi, dönen topu Volkan Şen kafayla boş kaleye gönderdi top yine direkten geri geldi Sivok topu dışarı vurdu. 44. dakikada İbrahim Toraman ikinci sarıdan kırmızı gördü ve takım10 kişi kaldı.Mustafa Hoca ikinci yarıya Tello'nun yerine Cisse'yle başladı. Maçın 46 .dakikasında Holosko kaleci İvankov'la karşı karşı'ya kaldığı pozisyonda topu kaleye vurmak yerine kaleciye takılarak olası bir golden etti Beşiktaşı.Maçın ilerleyen dakikalarında Mustafa Denizli, Delgado'nun yerine Yusuf, Holosko'nun yerine ise Serdar Özkan'ı aldı oyuna. Dakikalar 76'yı gösterdiğinde, deli İbo'nun soldan çıkarttığı nefis pası Ekrem ters tarafa vursa top gol olacak ama Ekrem kalecinin yattığı tarafa vurarak bir golden ediyor takımı. Son dakikada Bobo yine nefis yükseliyor ama kalecinin üstüne vuruyor topu.
Bizim pek tutmadığımız Gökhan Zan'ında maç boyu harika oynadığını belirtelim bu arada. Darısı Delgadoyla, Serdar Özkan'a diyelim.

Kısaca karşılıklı ataklarla geçen ve ayağımıza kadar gelen liderlik fırsatını bu defa kaçırdık. Sağlık olsun. Umarım Mustafa Hoca bu maçtan gerekli dersleri çıkartır.

Biz bazı dersleri çıkarttık. Sivok defans tandeminde oynamalı, Onun orta sahaya sürülmesi 1 kişi eksik ve verimsiz oynatıyor takımı. Delgado yerine en azından ilk 11'de mutlaka formda Yusuf sahada olmalı, Ernst'in partneri Uğur ya da Cisse olmalı. Maçın 73. dakikasında oyuna giren ve 3 dakika sonra yorulan, koşamayan, bitik Serdar Özkan maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar vasat oynamasına rağmen koşan Ernst'e bakıp biraz utanmalı... Hatta ülkemizi teğet geçen bu kriz ortamında Delgado'yla birlikte Serdar Özkan süresiz ve ücretsiz izne ayrılmalı. ibreti alem için...

16 Nisan 2009 Perşembe

Tek Kare

İnönü'de köfte-ekmek

13 Nisan 2009 Pazartesi

Biraz da sen ağla

"Tamamıyla çok güzel bir tezgah ortaya konmuş. İki takım da ligden düşürüldü. Yetkilileri tebrik ediyorum. İkinci yarı başladığından beri senaryo gayet güzel uygulandı. Galatasaray ve Fenerbahçe gibi Türkiye'nin iki önemli takımı devre dışı bırakılmaya çalışılıyor ve başarılı da oluyorlar bana göre."

Sanki top oynadın,
sanki seyircin tezahürat yaptı,
sanki atılan nizami golün verilmedi,
sanki 90 dakika tek kale oynadın,
sanki penaltıların verilmedi,
sanki senin Sabri'n anormal bi adam değil,
sanki Arda hiç yumruk atmadı,
de böyle hüngür hüngür ağlıyorsun.

GS-Beşiktaş maçında Delgado'nun atıldığı hareket dün gece defalarca yapılırken kart filan gösterilmedi. Kendisi başarınca bilek gücü, başkası başarmaya yaklaşınca töhmet altında bırakıyorsun, çamur atıyorsun, çirkeflik yapıyorsun. Bir de GS'li kalemşorlere hedef gösteriyorsun.

Biraz da sen ağla Adnan, biraz da sen ağla...

Al birini vur ötekine

GS-FB maçının en heyecanlı anları, oyun durduğu anlarda yaşandı. Benim favorim Sabri-Emre kapışmalarıydı. Nerede karşılaştılarsa birbirlerine girdiler. Eskiden Emre'nin GS'de yaptığı görevi üstlenen Sabri, aslıyla karşılaşınca şaşırdı tabi. 5 defa hakemle kapışan Sabri nedense sarı bile görmedi. Emre ise zaten allahlık. O da nedense Kayseri maçında yaptığı "Seni gebertirim" hareketini sabriye yapamadı, stat itibariyle mağduru oynadı. Fatih Terim'in bu iki pisliği de maçta yüzlerini tekrar gösterdiler.

Hele maçın sonlarında olayın koptuğu anda evde mısırları patlattık, çekirdekleri çıkardık ve mahalle kavgasını izledik. Hakem 4 kırmızı çıkardı, kimse de itiraz etmedi. Ebedi dostlukmuş, milli takım arkadaşlarıymış. Hepsi yalan. Bağıran binlerin etkisiyle kendini, insanlığını unutan, medyanın gazıyla daha da çılgına dönen "boğa"lar, herhalde arenayı seyredenleri mutlu etmiştir.

Neyse toplam 12 tane yabancı gazetecinin izlediği bir "dünya derbisi" daha geride kaldı. Bu seneki sidik yarışı da bitti, hem futbolsuz.

12 Nisan 2009 Pazar

Yesinler Dünya Derbisini

Dünya derbisiymiş. İlk yarıdaki derbiyi hepsi 3 tane Çek gazeteci izlemiş. Ve gerçekten merak ediyorum, kaç tane ülkeden kaç tane kanal maçı canlı yayınlamak için başvurmuş acaba.

13 Aralık 2008'de oynanan Barcelona-Real Madrid derbisini dünyada toplam 300 milyon kişi canlı olarak izlemiş, 1000'den fazla yabancı basın mensubu maçı Nou Camp'ta takip etmişti.

İnter-Milan, Rangers-Celtic, Boca-River Plate derbilerinin dünya derbisi olduğunu rakamlarla ispatlayabiliriz.

Demiş ya Cem Karaca "Edirne'den sonra kim sitar" diye. Aynen öyle...

11 Nisan 2009 Cumartesi

Oyun kötü sonuç güzel

Maçın sonucuna bakarak Beşiktaş'ın iyi oynadığı söylemek mümkün değil. Penaltıdan beraberlik golüne kadar Beşiktaş'ın bu sezon oynadığı en kötü oyun diyebiliriz. Bu kötü oyunun sebebini bulmak için özellikle eleştirel yaklaşmanın, bunun için kendimizi zorlamanın kimseye bir faydası yok. Bazen işler istenildiği gibi gitmez. İllaki bir suçlu aramak gerekmiyor. Ama maç içinde gözümüze takılan bir kaç noktayı da belirtmeden geçmeyelim.
Sahaya çıkan ilk 11'i değerlendirdiğimizde, zorunlu bir değişiklikle cezalı Toraman'ın yerine Zapo monte edilmiş. Bu tercihe yanlış demek mümkün değil. Bu sezon ara ara takımda yer bulan Zapo'nun topla üstüne gelen rakibe karşı zaafları çok açık bir biçimde ortaya çıkıyor artık. Zapo'nun bu dengesiz ve ilk müdahaledeki zamanlama yanlışlarını, ligde oynadığı rakip futbolcuları yeterince tanıyamaması olarak da değerlendirebiliriz, oyun karekteri olarak da. Zapo'nun dengesiz ve harala gürele rakibe girmesi ve kolay ve basit çalımları yiyen bir oyuncu olması düşündürücü. Oyun olarak vasatı aşamayan Zapo'nun penaltı vuruşu ise mükemmeldi.Belki klasik forvetlere karşı başarılı olabilir ama hızlı ve sprint özelliği olan futbolculara karşı başımız ağrıyabilir, penaltı ya da kırmızı kart durumlarıyla karşılaşabiliriz.
Dikkatimizi çeken bir diğer durum da şu. Bu takımda ister Nobre tek oynasın isterse Bobo fark etmez ama mutlak surette tamamlayıcı forvet özelliği olan Holosko ikisinden birine yardımcı olarak kadroda yer bulmalı. Bizim tercihimiz üçünün bir arada oynaması. Bobo sahada tek ama Holosko ve Nobre yedek kulübesinde. Nobre'nin neden oynamadığını anlayamadık. Hafta içinde sakatlığı bulunan Nobre iyi olduysa bu takımda oynar yok sakatlığı geçmediyse kenarda neden bekletilir ki? Henüz sözleşme yenilemeyen Nobre'ye sensiz de bu işler olur anlamında bir uyarımıdır bu, anlayamadık.
Biz bu sezon bu takımda orta saha kurgusunun Ernst ve Uğur İnceman'ın üstüne kurulmasına inanıyoruz. Doğru olur yanlış olur ama 6+2 saçma kuralı gereği de Zapo, Sivok, Ernst, Holosko,Tello ve Bobo ve Holosko'nun ilk on birde başlaması da bu görüşümüzün bir parçası. Delgado ve Cisse ise + 2 miz.
Hakemin penaltı kararını biraz ağır buluyoruz, sonucu değil ama oynanan futbolu bir yol kazası olarak değerlendiriyoruz. Ama şurası gerçek ki, bu sezon bu takım mağlup duruma düştüğü maçlarda mağlup olmama direncini gösteriyor. Öne geçtiği maçlarda ise daha rahat oynayacağından dolayı mağlup olmaz. Bunun içinde saha içinden çok saha dışında da daha rahat, daha huzurlu bir ortam mutlak surette oluşturulmalı. Az kaldı, bayraklar hazırlandı, meşaleli izinsiz çıkacağımız sokaklar bizi bekliyor.