20 Ağustos 2009 Perşembe

Tek Kare

Uşağım Bolt

18 Ağustos 2009 Salı

Azizbahçe

Ben bu gelişmeyi kaçırmışım. No Pain No Gain'den öğrendiğim kadarıyla Mehmet Topuz Rizespor'la yapılan hazırlık maçında kaptanlık bandını takmış. Tribün biletlerinin bizdeki gibi abartılması sonrası taraftarlar isyan bayrağını açmıştı.

Velhasıl yukarıdaki fotoğraf, koskoca kulübün Aziz'in bahçesi olduğunun somut bir kanıtı oldu.

Resimdeki adamlar


Resimdeki 11 adamın 6(Valdes, Pique, Xavi, Iniesta, Messi, Eto'o)'sı 2009 yılın futbolcusu adayı. Henry de daha önceden bu ünvana layık görülmüştü.

O zaman en iyi olacak adam ayağa kalksın...

Tek Kare

Gökhan Zan gitti, yaşasın Erkan Zengin

17 Ağustos 2009 Pazartesi

BEŞİKTAŞ VE BEKLENTİLER...


Geçen sezonu çifte kupayla kapatmış bir takımdan bahsediyorum.Bu seneye süper kupa mağlubiyetiyle kötü bir başlangıç yapmış bir Beşiktaş konumuz.Ufak bir incelemeden sonra beklentilerimizi sıralayalım...Geçen seneki iskelet kadroyu büyük ölçüde bozmaması büyük bir avantaj.Büyük ölçüde diyorum çünkü takımın 2 yabancısıyla yollar ayrıldı.Zapo ve Cisse takımda kalmasını istediğim ve faydalı olduklarına inandığım oyunculardı.Özellikle Ernst'in gelmesi ile büyük çıkış yakalayan ve şampiyonlukta büyük pay sahibi olan Cisse'nin gönderilip yerine daha ofansif ama oyun kurmada ve defansta daha başarısız olan Fink geldi.Fink Cisse'den daha fazla gol atıp hücuma daha fazla katkı gösterecek gibi görünüyor.Bu genelde kısır maçlar geçiren Beşiktaş için olumlu bir yön.Fink'i bir iki maç dışında tanımamama rağmen Cisse'nin kalması taraftarıydım.Diğer bir rotasyon da defans bölgesinde oldu.Oyun tarzını,profesyonelliğini takdir ettiğim Zapo Mustafa Denizli'nin gelmesiyle beraber kulübeden çıkamadı.Bu sezon antrenmanlara sorunsuz katıldı,çalıştı ama sonunda Bursaspor'a kiralandı.Yerine kariyeri büyük takımlarda oynamakla geçmiş bir İtalyan Matteo Ferrari geldi.İtalyan olmasının verdiği sağlamlık ve garanticilik ilk maçlarından belli etti kendini.Oyun kurma konusunda yetersiz ve sorumluluk almaktan kaçar bir hali var.Umarım bunu aşar.Yalnız her yeni transferde bir sorun daha bizi beklemekte.Uyum sorunu.Özellikle defans bölgesinde oynuyorsanız bu sorun sürekli açığa vurur kendini,nitekim Beşiktaş'ta olduğu gibi.Ferrari'nin kumaşının kaliteli olması ve bireysel olarak iyi bir stoper özelliklerini taşıması demek Zapo-Sivok defansından daha iyi bir ikili oluşturacakları anlamına gelmez ne yazık ki.Bir de Gökhan Zan kaybımız var ki sormayın gitsin.Onu alan takım umarım hayrını görür.Yeni gelenlerin çoğunun ise iyi futbolcular olduğunu düşünüyorum.İsmail Köybaşı daha ilk maçtan İbrahim Üzülmez'in 10 maçta yaptığını yapmaya başladı.Rıdvan,Fenerbahçe maçının son dakikalarında oyuna girdiğinden pek bir şey anlayamadım ama süratli bir oyuncu olduğu belli.Nihat transferine de kötü diyemem.Çünkü formda bir Nihat en az 10-15 gol atar ki bu Beşiktaş'ta oynayan birisi için iyi bir rakam.Erhan Güven bence İbrahim Toraman,Ekrem Dağ'ın olduğu takımda fazla şans bulamayacak gibi.Yeni transferlerin tek kötü yanı aşırı ve şişirme bonservis bedelleri yanında oyunculara da aşırı ücretler verip takımdaki dengeleri ciddi anlamda alt üst etmeleri.Öyle ki Tello ve Holosko zam istedi kaptı.Gökhan Zan bu yüzden Gs'ye gitti.Toraman sırada...Sanırım Beşiktaş'ın en büyük transferi sayılabilecek olay da Delgado'nun formasından uzun süre ayrı kalacak olması.Düşünün ki geminin kaptanı olmadan daha iyi gideceğini söylüyorum.Tello,Yusuf ve son transfer Nihat gemiyi daha iyi yöneteceklerdir.Bu sezon her sezon olduğu gibi beklentilerimiz aynı.Ligde şampiyonluk.Türkiye kupası.Olur da kurası denk gelirse Şampiyonlar Ligi'nde biraz ilerlesek fena mı olur?Bence gayet iyi olur...

7 Ağustos 2009 Cuma

Avrupa ve Biz


Tribün Dergi'nin buradaki yazısının söylediğine göre Beşiktaş, Avrupa'nın en büyük 10 liginde en az gol atan şampiyonlar arasında 1.76 gol ortalamayla üçüncüymüşüz. Yine aynı lig portföyünda 0.88'lik ortalamayla en fazla gol yiyenler arasındaymışız.

Ş.L. gol kralımız 4 golle Oktay'mış. 97/98 senesinde PSG-Göteborg-Bayern Mün grubunda coşan Oktay'dan sonra hala bir baba yiğit çıkıp da sazı eline alamamış. Bunda ortalama 3-4 aralıklarla Ş.L'e gitmenin ve kadroyu sürekli koruyamamanın getirdiği nedenler yatıyor ama yine de üzücü bu akıbet.

Evet Liverpool'a, Leeds'e ve Barcelona'ya karşı oynadığımız ve çoğumuzu ruh hastası yapan maçları yaşadık. Ama Ş.L'nin en iyi 4 takımından sayılan Chelsea, Barcelona ve Liverpool'u yenmişliğimiz de var. Yani biz Avrupa için dengesiz bir takımız. Onlar için bir Nantes, bir Newcastle, bir Villareal'iz. Bu da bizden çekinmelerini sağlıyor. Özellikle İnönü'den çekindiklerini kendileri de söylüyor zaten.

Üçüncü torbadan ve direk olarak katılacağımız ve 4. kere tecrübe edeceğimiz Ş.L.'nin bizim için uzun bir maraton olmasını, 2010 yılında da Avrupa mücadelesini sürdürmeyi temenni ediyorum.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Deme yaa


"Ben evdeyim genellikle. Evde asosyal değilim. Hep yapacak bir şeyler bulurum. TV izlerim, sinema sistemi kurdum, film izlerim. İki köpeğim var."
Can ARAT