22 Mart 2009 Pazar

Nobre Oynamaz Mı Hoca Deli Misin Sen?


Fenerbahçe,Trabzon ve Galatasaray'ın yenildiği,Beşiktaş-Sivas maçının beraberlikle sonuçlandığı ve kaliteli maçların geçtiği bir haftayı geride bıraktık.
Ligde kümede kalma mücadelesi en az şampiyonluk mücadelesi kadar zevkli geçmekte.Koceaeli oynuyor ve kazanıyor .İBB kazandı.Ankaragücü,Hacettepe kaybetti.Ligin dibinde kimin kalacağı gerçekten muamma.Gönlüm, Hacettepe,Ankaragücü ve İBB'nin düşmesinden yana.Bekleyip göreceğiz.
Gelelim haftanın en önemli maçına:Sivas-Beşiktaş. Bilica ve Silla savunmasının arasına onlarla boğuşacak,başa çıkabilecek oyuncular olmasını tercih ederdim.Boş alan topcusu olan kafa hakimiyeti olmayan,ne yapacağını kestiremediğimiz Holosko yerine Nobre neden oynamaz?Sivas açık top oynayan bir takım değil ki Holosko'dan faydalanasın.Holosko'yu oynatınca da Rüstü'nün degajlarında top duvara çarpmışcasına geri savunmamıza dönüyor...Delgado'nun yerine ayağına daha hakim,daha çok top tutan ve daha olumlu kullanan Yusuf'un oynaması çok akıllıcaydı.Yalnız Mustafa Hoca aynı akıllı hareketi neden ön liberoda Cisse'yi oynatarak göstermedi merak ediyorum.Neticede Mustafa Hoca büyük maçların hocası olmadığını (Trabzon maçından ders almayarak) gösterdi.Beşiktaş da büyük maçların takımı olmadığını gösterdi...
Ayrıca haftanın diğer bir önemli olayına da değinmemek olmaz.İbrahim Toraman-Fatih Terim.Hemen her maçta Fatih Terim'i İnönü Stadı'ndaki maçları izlerken görüyorum.Yardımcılarını da yanına almış izliyor,izliyor,izliyor...En son kadrosuna Milli Takım'ı bu sene başında bırakan Rüştü ile yıllardır Milli Takım'da oynamayan İbrahim Üzülmez'i alıyor.David Villa-Torres,Xavi,İniesta gibi oyuncuların karşısına savunmada Emre Aşık,Eren,Sedat Bayrak'ı alıyor.Şu an Türkiye Ligi'nin belki de en formda oyuncusu İbrahim Toraman'ı bu kadar sakata rağmen çağırmıyor...O zaman Fatih Terim ne diye gelip statta maç izliyor ki.Bu oyuncuları almak için defalarca maç izlemeye gerek yok...

20 Mart 2009 Cuma

Kuralar çekildi, kılıçlar kuşandı

Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Kuraları (07/08 - 14/15 Nisan)

Villareal - Arsenal

Manchester United - Porto

Liverpool - Chelsea

Barcelona - Bayern Munich

Şampiyonlar Ligi Yarı Final Kuraları (28/29 Nisan- 5/6 Mayıs)

Villareal/Arsenal - Manchester United/Porto

Liverpool/Chelsea - Barcelona/Bayern Munich

ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİ 27 MAYIS ROMA

UEFA Kupası Çeyrek Final Kuraları (9-16 Nisan)

Hamburg - Manchester City

PSG - Dinamo Kiev

Shaktar - Marseille

Werder Bremen - Udinese

UEFA Kupası Yarı Final Kuraları (30 Nisan - 7 Mayıs)

Bremen/Udinese - Hamburg/Manchester City

PSG/Dinamo Kiev - Shaktar/Marseille

UEFA FİNALİ 20 MAYIS İSTANBUL

Tek Kare

Böyle bir şey Beşiktaşlılık

17 Mart 2009 Salı

Tek Kare

Londra'dan sevgilerle...

16 Mart 2009 Pazartesi

Ümit Özat'tan Futbola Veda...


Gittikçe yozlaşan ve çirkinleşen endüstriyel futbol içinde 'adam gibi adam' diye tabir edeceğimiz futbolcu neredeyse kalmadı.Maç içinde tekmeler,top yerine rakibe vuran oyuncular,bacaklarda çıkan krampon izler, rakibe yapılan saygısız davranışlar gittikçe artmaya başladı.Rakibe saygıyı ön plana koyanlar ise futbol yaşamına birer birer nokta koyuyor.Son nesil de yavaş yavaş tükeniyor...
Sağ ayaklı olmasına rağmen sol beke konuldu oynamaya çalıştı ve oynadı.Taraftar onu oynadığı zaman zarfında tıpkı diğer 'adam'larda olduğu gibi benimseyemedi bir türlü.O taktığı kaptanlık pazubandına yakışmak için hep sustu,işini yaptı.Bizce başarıyla da yaptı.Oysa ki aynı kaptanlık pazubandı Milli Takım'da Emre 'de Beşiktaş'ta Serdar Özkan'da Galatasaray'da Sabri'de...
Bu gözler seni gördükten sonra bu oyunculara futbolcu demiyor,diyemiyor.Belki senden daha teknikler,futbolu daha iyi oynuyorlar ancak futbola yaptıkları katkı seninkinin yanında bir hiç.Onlardan öğrendiğimiz şeyler rakibe saygısızlık,top yerine hakemle oynama ve bir kaç klas hareket.O da denk gelirse...
Sen örnek ve profesyonel bir sporcu nasıl olur onu gösterdin bize.Zor olan bu zaten.Yozlaşan futbol içinde kendini koruyabilmek.Tahriklere kapılmadan sessizliğini koruyup işini yapabilmek...
Sen bıraktın futbolu, bir eksildik...Güle güle 'büyük kaptan' Ümit Özat...

15 Mart 2009 Pazar

BU SENE OLACAK GİBİ...


Özellikle ikinci yarı oynanan iyi oyun ve alınan farklı skor hepimizi mutlu etti. Son yıllarda şampiyonluk için bu kadar umutlu olduğumuzu ben hatırlamıyorum şahsen. Bu takımın artıları da eksileri de belli gibi.Şuna açık açık inanıyoruz. Beşiktaş'ın elindeki bu kadro doğru biçimde sahaya sürülürse bu yıl şampiyon olunmaması mümkün değil.

Mustafa Hoca'ya bu saatten sonra ve bu noktada büyük bir sorumluluk ve görev düşüyor. Şöyle ki : Takımın içinde uyumlu bir kadro yapısı ne pahasına olursa olsun oluşturulmalı. Her hafta özellikle Delgado,Gökhan Zan,Cisse ya da defans göbeğinde oynayan değişik oyuncuların takıma girip çıkmaları hem Mustafa Denizli'nin hem de Beşiktaş'ın canını bir gün fena yakar.

Defanstan başlayarak sorunları irdeleyelim. Defans göbeğinde oynayan futbolcuların her hafta değişmesi nasıl açıklanabilir ki ? Geçen hafta Hacettepe maçında Toraman-Zapo oynuyordu, bu hafta Toraman'ın partneri Sivok oldu.Ondan önceki haftalarda Zan-Zapo, ya da Sivok Zan, vs.vs. Kim formda ve birbirleriyle uyumlu ise o oynamalı diye düşünüyoruz. Bunu 8 aydır gerçekleştiremeyen bir Beşiktaş yapısı var ortada. Allahtan Gökhan iki üç hafta yok da seçenekler daha azaldı şansımıza.Bizim bu konudaki düşüncemiz defans göbeğinde oynayacak aynı dili konuşan aynı memleketli bir Sivok-Zapo uyumu bir kaç yılımızı kurtarabilir. Toraman'ı sağa çekip, defans yanı neyse de hücumda yetersiz bir Üzülmez yerinede Ekrem tercihi her yönüyle doğru bir tercih gibi duruyor. Bu futbolculardan formsuz olanın yerine de Zan,Üzülmez ya da S.Kurtuluş tercihleri de kenarda durur.

Bizce Beşiktaş'ın doğru kullanıldığında en büyük silahı, yanlış kullanıldığında başa bela bölgesi olan orta sahası Ernst'in gelişiyle toparlandı gibi görünüyor ama o bölgeyi birde güçlü rakipler karşısında izlemek ne yapabileceğini görmek daha sağlıklı yorumları da beraberinde getiriyor. Bizce bu bölgenin temel sorunu Delgado'nun varlığı. Mustafa Hoca'nın prensi Delgado takımın liderliğini yapacak rollere soyunduruluyor ama gel gör ki o bu işin üstesinden gelecek futbolu bir türlü ortaya koyamıyor. O zaman bu rolü bir şekilde sahada ondan daha iyi yapan Tello'ya gerekli sorumluluk verilebilir. Cisse, Hacettepe maçında kenarda, bu hafta ilk on birde, takımda kalacak mı gidecek mi belli değil ? Serdar Özkan ise bu takımın oyuncusu falan değil ama Serdar kendisini Messi, Ronaldo olmadı Arda sanıyor. Yetenekliymiş, kullanılamayan yetenek bir şeye yarıyor muki? Uğur İnceman bizim bu takımda görmek istediğimiz bir futbolcu ama nedendir Ertuğrul Sağlam'da Denizli'de düşünmüyorsa vardır bir sebebi. Ama bizim yıllardır takip ettiğimiz ve yeteneklerini bildiğimiz klasik bir orta saha oyuncusu olan bu Uğur dan ümidimizi kesmedik. Orta saha göbeğinde forvet oyuncularımız yapısı ve Tello'nun defansif zafiyetlerini de ortadan kaldırabilecek ideal ikili Ernst-Uğur olmalıdır diye düşünüyoruz.

Forvet hattı belki de en sorunsuz bölgesi Beşiktaş'ın. 3-4 haftadır tek mi çift mi şu mu, bumu oynasın tartışmaları bitti ve Bobo ile Nobre birlikte oynamaya başladı. İyi da oldu. Biz daha da ileri gidelim ve Mustafa Hoca'nın epeydir sağ kanatta oynattığı Tello sol kanada, Holosko'da İbrahim Toraman'ın önünde sağ kanatta yer bulmalıdır diyoruz. Bizim Ernst-Uğur İnceman tercihimiz birazda bu detay yüzündendir. Böyle kadromu olur, hiçte gerçekçi değil, uçmamak lazım diyenlerede şunu derim. Bu kadro bu ligi domine eder Avrupa maçları da ayrı değerlendirilir. Ben Beşiktaş'sam ve Kara Kartalsam en azından hedef olarak böyle düşünürdüm. Ben başkalarını düşüneceğime onlar beni düşünsün? Kadroda isimlerin değil o futbolcuların ne yapıp ne yapamayacağı sorunudur mesele. Disiplin, olgunlaşma, yeterlilik, görev sorumluluğu, gelişme bilinci ya da kendi kendini aşma ve geliştirme sorunudur önemli olan? Yeterli görme ve haddini bilme, gelişime kapalı olmak en azından gelişmeyi denememek bizim tarzımızı yansıtmaz.

Artılarının öne çıktığı eksikliklerinin en alt düzeyde olacağı bir Beşiktaş'ın şampiyonluğa giden yolunda başta futbolcular ve biz taraftarların umutları ve inancı eksilmesin diyoruz... Olacak bu sene... Olmalı...

14 Mart 2009 Cumartesi

Futbol dediğin budur

Önce Liverpool-Real, sonra Man Utd-Inter ve sonunda Man Utd-Liverpool. Skor ne olursa olsun, bu maçları izlemek için işinizi ertelemek, gezinizi iptal etmek, her şeyi bırakıp zaman ayırmak zorunluluğu hissediyorsunuz. Futbol gerçekten onların oynadığı.

Onların her hafta yaptığı mücadeleyi, biz senede üç defa yapıyoruz.