Karmaşa
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Süper Kupa Notları

- Fenerbahçe'yi tebrik ederiz.
- Maçına adamı Alex değil, Sivok'tur.
- Sezon başı olması nedeniyle 90 dakikalık futbol süresinin ancak 20'sinde futbol izleyebildik.
- Nobre'nin orta saha hatta ön libero, Bobo'nun sağ açık oynamasıyla bizim takımın gol atacak santraforunun kim olduğunu anlayamadım. Sonradan giren Nihat ve Holosko da aynı şekilde kaleden uzak hücumculardı.
- Nihat'ın hazır olmadığını görük. Bunun yanında Nihat'ı takıma monte etmek için Tello'ya hafiften kıyıldığını hissettim. Nihat'ı daha serbest yapmak adına Tello kanada itilince o da yerini yadırgadı. Bu sezon öncesi iyi bir sinyal değil.
- Savunma hattında Fink çabukluğuyla dikkat çekerken, savunmanın sağlamlığı gözüme çarptı.
- Ferrari ve Nihat'ta "ulan nerden geldim, niye gelim buraya" der şaşkınlık ifadesi yakaladım bir kaç kere. Hala bu takımın elemanı olduklarına bile şaşırıyorlar.
- Süper kupada lig ve kupa şampiyonunun oynamasına evet ama ikisi de aynı takımsa bence lig ikincisinin süper kupada oynaması daha mantıklı. Neticede 34 haftalık maratonun kaybedeni daha çok iş yapmış gibime geliyor.
- 18 takımlı ligimizde hala neden ağustosun başında ligin başladığına akıl sır erdiremiyorum. Bana kalırsa lig eylülün başında başlamalı ve süper kupa da eylülde oynanmalı. Öyle olmayınca bu şekilde kısır maçlar izleriz.
- Bana göre iyi oynadığımız ve mağlubiyeti haketmediğimiz bir maç oynadık. Zaten en büyük başarı da 4 süper kupa finalinin üçündü oynayabilmek.
- FOX TV'de maç izlemek bir işkenceydi. Ersun'u hadi geçtim ama iki kelimeyi toplayamayan Bülent Korkmaz'ın yorumcu diye gazlanmasını anlamadım. O da zaten bu eline yüzüne bulaştırdı(hücumsal bölge neresiyse..)
- Maçı Twetter'dan canlı aktardım ama kimsenin takip ettiğini sanmıyorum:) Olsun Türkiye'nin ilk spor ve futbol tweet'çisi olmak böyle bir şey olsa gerek.
27 Temmuz 2009 Pazartesi
26 Temmuz 2009 Pazar
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Vedat Kaptan, Büyük Kaptan
Ne desem bilmiyorum, kelimeler düğümleniyor. Seni hiç izlemedim ama yorumlarınla büyüdüm. Öyle güzel konuşurdun ki sanki dedem ninni söyler sanırdım. Üzerindeki Beşiktaş formasıyla yalan söylemeyecek kadar asil, rakibini sevecek kadar centilmendin.20 yıl geçecek aradan ben büyüyeceğim, ve birgün bir rakı masasında, bir şampiyonlukta ya da boğazı acıtan bir çorbada sen akla geleceksin. Ben seni hatırlarken hep tebessüm edeceğim.
Güle güle Vedat Kaptan...
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Sapla saman
"ÇARŞI’NIN organize ettiği şampiyonluk gecesinde taraftarlar, F.Bahçeli olduğunu iddia ettikleri şarkıcı Şebnem Bal’a tepki gösterdi. Şarkı söyleyen Bal’a, ’F.Bahçeli istemiyoruz’ diyerek podyumdan inmesini isteyen taraftarlar, F.Bahçeli olmadığını ifade etmesine karşın şarkıcıya yabancı madde attılar ve podyuma çıkmak istediler. Bunun üzerine Bal, şarkısını bitiremeden sahneden inmek zorunda kaldı."Yukardaki haber Vatan'ın internet sitesindeki şu sayfadan alındı.
Bu haberi alkolü alıp kendini kaybeden ve onlara uyup akli hükümiyetini kaybeden insanların taşkalası olarak yorumlamak istiyorum. Öbür türlü sapla samanı karıştıran, kimliksiz, saygısız, midesiz taraftar öbeğinin Beşiktaş'ı tutmasının yarardan çok zarar sağladığını düşünürüm.
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Bobo ve İsmail


Bobo son üç senedir Beşiktaş'ın bir yere getirmeye çalıştığı, Türkiye için iyi avrupa için orta sınıf bir santrafor. Yıllardır üst düzeye çıkarmaya çalıştığımız genç Brezilyalıyı iki senedir sezon aralarında satmaya çalışıyoruz. Nitekim Avrupa'dan da talipler çıkıyor. Kah Olimpiakos, kah Marsilya kapımızı çalıyor. Ama üzerine bu kadar titrediğimiz, bizim için bu kadar önemi olan Brezilyalımıza onların verdiği fiyat 2.5 milyon €. Bu fiyatı taş çatlasın 3 milyona çıkarıyorlar.
İsmail Köybaşı, sezonun ilk transferlerinden... Söylendiğine göre İsmail için 5 milyon € + 3 oyuncu verecekmişiz. Öncelikle İsmail'in yetenekli bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. İstanbul'un pisliğine kapılmazsa takıma yararlı olacağına, hatta senenin en iyi transferi olabileceğine eminim. Ancak "Bobo ve İsmail"i iyi incelemek gerekiyor.
Beşiktaş altyapısı Anadolu takımlarından adam alırken takas yapmak için mi oyuncu yetiştiriyor. Tuna'yı, Aydın'ı, İsmail için gidecek üç oyuncuyu takaslar için mi yıllar boyunca Beşiktaş'ta eğitiyoruz, kendi kültürümüzü veriyoruz. Genç takımlarımız, paf takımımız sürekli şampiyon olurken, A takımımızın 6-7 senede bir şampiyon olmasının sebebi bu takas zihniyeti olabilir mi? Çünkü as takımda oynayanların bir kısmı yabancı, diğer kısmı diğer takımlardan yüksek milyon "avro"lara gelen oyuncular. Acaba Metin-Ali-Feyyaz üçlüsü gibi başka bir üçlüğü bulamamamızın sebebi bu olabilir m?
Yıllardır Bobo'yu eğiterek neredeyse takımın en iyi-üst klas-avrupai futbolsucu kıvamına getirmiş Beşiktaş'ım bu oyuncu için en yüksek teklifi 3 miyon avrodan alırken, İsmail Köybaşı'na 5 milyon ve üç futbolcuyu nasıl verebiliyor. Takımınızın en değerli oyuncusu olan adam 3 milyon € ederken siz nasıl bir futbolcuya 5.5 milyon € verebiliyorsunuz? Bu sözlerim sadece İsmail için değil, Nihat ve diğer transferler için geçerli. Transfer piyasasını gereksiz yere şişirip, takımdaki değer terazisini yamultmuyor musunuz?
Beşiktaş şampiyon olmayı amaç ediniyorsa, bunu 10 senelik periyotlarla ya da rakiplerinin sahada olmadığı sezonlarda yapmak yerine kısa aralıklarla yapmayı amaçlıyorsa, Avrupa'da gerçek manada kalıcı başarı istiyorsa iyi yönetilmek zorunda. Bobo ve İsmail arasındaki bu dengesizlikler Beşiktaş'ımızın iyi yönetilmediğinin bir göstergesi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


